Çin Halk Cumhuriyeti, son yılların en nadir ve en dikkat çekici askeri tatbikatlarından birine imza atarak kıtalararası balistik füze (ICBM) denemesi gerçekleştirdi. Salı günü yapılan test, Çin’in nükleer caydırıcılık kapasitesini üç farklı platformdan (kara, hava ve deniz) icra edebileceği bir “nükleer üçlü” yapılanmasına bir adım daha yaklaştığı anlamına geliyor. Deneme, özellikle Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Hindistan başta olmak üzere Asya-Pasifik’teki komşu ülkelerde tansiyonu yükseltti.
Gelişmenin arka planı
Çin, uzun yıllardır nükleer cephaneliğini modernize etmek ve çeşitlendirmek için yoğun çaba harcıyor. Pekin yönetimi, şu ana kadar kara tabanlı füzeler (DF-5, DF-31, DF-41) ve denizaltından fırlatılan balistik füzeler (JL-2, JL-3) üzerinde çalışırken, hava kuvvetlerine ait bombardıman uçaklarından atılan nükleer silah kapasitesini de geliştiriyor. Bu deneme, Çin’in nükleer üçlüsünün kara ayağının operasyonel hale geldiğinin en güçlü sinyali olarak değerlendiriliyor.
Askeri uzmanlara göre, test edilen füzenin menzili 12 bin kilometreyi aşıyor ve bu da onu kıtalararası bir silah haline getiriyor. Çin’in bu tür denemeleri genellikle kuzeydoğudaki Qiqihar bölgesinden yapılıyor ve füzeler, ülkenin batısındaki çöllere düşürülüyor. Ancak bu kez fırlatma noktasının ve hedef bölgenin farklı olması, analistlerin dikkatini çekti. Bazı kaynaklar, denemenin Pasifik Okyanusu üzerinde bir uçuş rotası izlediğini ve uluslararası hava sahasını ihlal edebileceğini öne sürdü.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin’in füze denemesi, yalnızca doğrudan komşularını değil, aynı zamanda küresel güç dengelerini de etkileyen bir gelişme. ABD, Çin’in nükleer cephaneliğini hızla genişlettiğini ve 2030’lu yıllara kadar Rusya ve ABD ile rekabet edecek seviyeye ulaşabileceğini belirtiyor. Pentagon’un son raporlarına göre, Çin’in nükleer savaş başlığı sayısı 2027’de 700’ü, 2030’da ise 1000’i geçebilir. Bu artış, bölgedeki diğer ülkelerin de kendi savunma stratejilerini gözden geçirmesine neden oluyor.
Japonya Başbakanı Fumio Kishida, denemenin “bölgesel istikrar için ciddi bir tehdit” olduğunu söylerken, Güney Kore Dışişleri Bakanlığı Çin’i “şeffaflık ve güven artırıcı önlemlere davet” etti. Tayvan ise Çin’in askeri tatbikatlarını “uluslararası düzene meydan okuma” olarak nitelendirdi. Hindistan, Çin’in bu hamlesini Himalayalar’daki sınır anlaşmazlığı bağlamında endişeyle karşıladı. Asya’da yükselen silahlanma yarışı, bölgesel güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in nükleer füze denemesi, Türkiye’nin doğrudan sınır komşusu olmadığı bir bölgede gerçekleşse de, küresel güç dengesi üzerindeki etkileri dolayısıyla Ankara’yı da ilgilendiriyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakının bir parçası ve Çin’in artan askeri kapasitesi, ittifakın Pasifik’teki angajmanını artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatı yaptığı bazı Asya ülkeleri (Pakistan, Azerbaycan gibi) bu gelişmelerden doğrudan etkilenebilir. Ankara’nın, Rusya ile ilişkileri ve NATO içindeki konumu göz önüne alındığında, bu tür küresel silahlanma adımlarını yakından takip etmesi beklenir.