ABD Donanması, Pasifik bölgesinde artan gerilimler ve Deniz Piyadeleri’nin ada savunması ile alan inkarı (area denial) operasyonlarına yönelik artan ihtiyaçlar doğrultusunda, dokuz McClung sınıfı orta çıkarma gemisini (LSM) Hawaii’deki Pearl Harbor üssünde konuşlandırmayı planlıyor. Deniz Kuvvetleri tarafından geçen ay yayımlanan çevresel etki değerlendirmesine göre, gemilerin 2025-2029 yılları arasında kademeli olarak konuşlandırılması öngörülüyor. Bu hamle, ABD’nin Pasifik’teki deniz gücünü yeniden yapılandırma ve Çin’in artan varlığına karşı caydırıcılığı artırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
McClung Sınıfı LSM’ler ve Operasyonel Kapasite
McClung sınıfı LSM’ler (Landing Ship Medium), ABD Donanması’nın amfibi harp kabiliyetindeki eksikliklerini gidermek üzere tasarlanmış, 100 metre uzunluğunda, 650 ton taşıma kapasiteli gemilerdir. Her biri 40'tan fazla araç ve 150’ye kadar personel taşıyabilen bu gemiler, özellikle küçük adalara ve kıyı şeritlerine hızlı intikal ve lojistik destek sağlamak için optimize edilmiştir. Pearl Harbor’a konuşlandırılacak gemilerin, Deniz Piyadeleri’nin 3. Deniz Uzaktan Müdahale Alayı (3rd Marine Littoral Regiment) ile koordineli olarak, ada merkezli gözetleme, deniz mayın döşeme ve kıyı savunma bataryalarının konuşlandırılması gibi misyonları desteklemesi bekleniyor. Donanma yetkililerine göre, bu gemiler sayesinde Pasifik’teki dağınık adalar ve resifler arasında esnek bir lojistik ağı kurulması hedefleniyor.
Çevresel etki değerlendirmesi, gemilerin konuşlandırılmasıyla birlikte Pearl Harbor’daki rıhtım, bakım tesisleri ve eğitim alanlarında iyileştirmeler yapılacağını da ortaya koyuyor. Ayrıca, gemilerin operasyonel hazırlık seviyesini artırmak için Hawaii çevresinde daha sık deniz tatbikatları düzenlenecek. Ancak bazı çevre grupları, artan gemi trafiğinin deniz yaşamı ve mercan resiflerine zarar verebileceği uyarısında bulunuyor. Donanma, çevresel etkileri en aza indirmek için alternatif rotalar ve gürültü azaltma teknolojileri üzerinde çalıştığını belirtiyor.
Pasifik’te Stratejik Rekabet ve Bölgesel Etkiler
Bu adım, ABD’nin Pasifik’te Çin’in artan deniz gücüne karşı “ada zinciri” stratejisini güçlendirme çabalarının bir yansımasıdır. McClung gemileri, özellikle Birinci ve İkinci Ada Zinciri boyunca konuşlanmış ABD müttefiklerine (Japonya, Filipinler, Tayvan) hızlı malzeme ve takviye sağlamak için kullanılacak. Uzmanlar, bu gemilerin Tayvan çevresinde olası bir krizde kritik bir lojistik rol oynayabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin bölgede “provokatif eylemlerden” kaçınması gerektiğini duyurdu. Askeri analistler, Pearl Harbor’a dokuz LSM konuşlandırılmasının, ABD’nin 2030’a kadar filosuna eklemeyi planladığı 35 yeni LSM’nin sadece bir parçası olduğuna dikkat çekiyor.
Bölgesel güçlerin bu gelişmeye tepkileri farklılık gösteriyor. Japonya, ABD’nin adalar savunması konseptine destek verirken, Endonezya ve Malezya gibi ülkeler, askeri yığınağın bölgede gerginliği artırabileceği endişesini taşıyor. Aynı zamanda Avustralya’nın, kendi deniz kuvvetleri için benzer LSM programlarını hızlandırdığı bildiriliyor. ABD’nin bu adımı, Pasifik Adaları Forumu üyesi ülkelerde de tartışma yaratmış durumda; bazı ada ülkeleri iklim değişikliğiyle mücadele yerine askeri harcamalara öncelik verilmesinden rahatsız.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin Pearl Harbor’a LSM konuşlandırması, Türkiye’nin doğrudan bir tarafı olmadığı bir gelişme olsa da, küresel deniz gücü dengesindeki değişimin bir göstergesidir. Türkiye, kendi amfibi harp kabiliyetlerini (TCG Anadolu gibi) geliştirirken, Pasifik’teki bu tür yığınağın NATO’nun Avrupa kanadındaki deniz kaynaklarını etkileyebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, Çin’in Doğu Akdeniz’de artan ekonomik ve askeri nüfuzu göz önüne alındığında, ABD’nin Pasifik odaklı bu hamlesi, Türkiye’nin bulunduğu bölgedeki güç boşluğunu daha da belirginleştirebilir. Ankara’nın, Çin ile ilişkilerini dengelemek ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için bu gelişmeyi yakından izlemesi gerekmektedir.