ABD yönetimi, Lahey merkezli Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) karşı kapsamlı bir kampanya başlattığını duyurdu. Beyaz Saray, mahkemeyi "ABD egemenliğine karşı tahammül edilemez bir tehdit" olarak nitelendirirken, yaptırımlar dahil çeşitli önlemler alınacağını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "UCM ve dostları ülkemize karşı, bombalarla veya füzelerle değil, hukuku silah olarak kullanarak savaş yürütüyor" ifadelerine yer verildi. Açıklamada, mahkemenin son dönemdeki soruşturmalarının ABD askerleri ve istihbarat personeline yönelik olduğu iddia edildi.
Gelişmenin arka planı
UCM, 1998 Roma Statüsü ile kurulan ve savaş suçları, insanlığa karşı suçlar, soykırım ve saldırganlık suçlarını yargılayan uluslararası bir mahkeme. ABD, mahkemenin kuruluşundan bu yana Roma Statüsü'nü imzalamamış ve UCM'ye mesafeli durmuştu. Trump döneminde mahkeme yetkililerine yaptırım uygulanmış, Biden yönetimi ise bu yaptırımları kaldırmıştı. Ancak son dönemde UCM Savcısı Kerim Han'ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Hamas liderleri hakkında tutuklama emri başvurusu, ABD'yi yeniden harekete geçirdi. ABD yönetimi, UCM'nin İsrail-Filistin çatışmasına müdahalesini "yetki aşımı" olarak değerlendiriyor. Ayrıca mahkemenin Afganistan ve Ukrayna soruşturmaları da ABD ile UCM arasındaki gerilimi artırmıştı.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "UCM, uluslararası hukuku siyasallaştırarak ABD ve müttefiklerini hedef alıyor. Bu kabul edilemez. Mahkeme yetkililerine vize kısıtlamaları ve mali yaptırımlar uygulanması için hazırlıklar yapılıyor" dedi. Sullivan, kampanyanın diplomatik, hukuki ve ekonomik boyutları olacağını belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik bu sert tutumu, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ABD'nin kararını eleştirerek, "Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçlarının cezasız kalmaması için kritik öneme sahiptir. ABD'nin yaptırım tehditleri, hukukun üstünlüğüne zarar veriyor" ifadelerini kullandı. UCM'ye taraf olan 123 ülke, mahkemeyi desteklediklerini belirtti. Öte yandan Rusya, mahkemeyi daha önce eleştirmiş ve UCM Savcısı'nın Ukrayna soruşturması nedeniyle hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Çin ise konuyla ilgili temkinli bir açıklama yaparak "uluslararası hukuka saygı gösterilmesi" çağrısında bulundu.
Uzmanlar, ABD'nin bu hamlesinin, UCM'nin meşruiyetini ve işleyişini ciddi şekilde etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle İsrail-Filistin soruşturmasına yönelik baskı, mahkemenin gelecekteki soruşturmalarını da sınırlayabilir. Ayrıca ABD'nin yaptırım tehditleri, UCM yetkililerinin bağımsız kararlar almasını zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, UCM'nin kurucu anlaşması Roma Statüsü'nü imzalamamış ülkeler arasında yer alıyor. ABD'nin UCM'ye yönelik sert tutumu, Türkiye için doğrudan bir yaptırım riski oluşturmasa da, uluslararası hukukun işleyişi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, özellikle Filistin konusunda UCM'nin İsrail'e yönelik soruşturmasını destekliyor. ABD'nin mahkeme üzerindeki baskısı, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği diplomatik olarak zayıflatabilir. Ayrıca, ABD'nin uluslararası hukuku siyasallaştırması, Türkiye gibi Roma Statüsü'ne taraf olmayan ülkelerin de benzer baskılarla karşılaşabileceği endişesini doğuruyor. Ancak Türkiye, ABD ile NATO müttefiki olarak ilişkilerini dengeli bir şekilde sürdürme çabasında.