Çin'in otomobil ihracatı, temmuz ayında tarihte ilk kez aylık bazda 1 milyon adedi aşarak küresel ticaret dengelerinde yeni bir dönüm noktasına işaret etti. Ülkenin toplam ihracatındaki hızlı artış, ABD ve Avrupa Birliği'nin Pekin yönetimine karşı yeni gümrük tarifeleri uygulama olasılığını güçlendirirken, Çin'in geçen yıl ulaştığı 1 trilyon dolarlık rekor ticaret fazlasını tekrarlaması veya aşması bekleniyor. Bu gelişme, küresel ticaret savaşlarının kızıştığı bir dönemde, Çin'in imalat gücünün ve ihracat odaklı büyüme modelinin sınırlarını yeniden tanımlıyor.
Rekor kıran ihracat rakamları ve yeni tarife tehditleri
Çin Gümrük İdaresi tarafından açıklanan verilere göre, temmuz ayında ülkenin araç ihracatı bir önceki aya göre yüzde 12, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 35 artışla 1 milyon 80 bin adede ulaştı. Bu artışta, özellikle elektrikli araçlara yönelik küresel talebin canlı kalması ve Çinli üreticilerin Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Güney Amerika pazarlarındaki agresif büyüme stratejileri etkili oldu. Ancak bu başarı, beraberinde yeni ticari gerilimleri de getiriyor. ABD Ticaret Temsilciliği, Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik gümrük vergilerini yüzde 100'ün üzerine çıkarma hazırlığı yaparken, Avrupa Komisyonu da Çin yapımı elektrikli araçlara uygulanan sübvansiyonlara karşı soruşturma başlatmış durumda. Bu önlemler, Çin'in ihracatındaki keskin yükselişi frenleyebilir ve küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabilir.
Çin'in toplam ihracatı da temmuzda yıllık bazda yüzde 8,1 artarak 321 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu performans, bir önceki ay görülen yüzde 3,5'lik artışın oldukça üzerinde ve ekonomistlerin beklentilerini aştı. İthalatın ise yalnızca yüzde 2,1 artması, ülkenin ticaret fazlasının rekor seviyelere ulaşmasına neden oldu. Uzmanlar, 2024 yılı genelinde Çin'in ticaret fazlasının 1 trilyon doları geçebileceğini öngörüyor. Bu durum, özellikle ABD ve AB ile ticaret dengesizlikleri konusunda daha sert tedbirler alınmasına zemin hazırlıyor.
Küresel otomotiv pazarında Çin hegemonyası
Çin, dünyanın en büyük otomobil üreticisi ve ihracatçısı konumunda. 2023 yılında 4,9 milyon araç ihraç eden ülke, 2024'te bu rakamı 6 milyonun üzerine çıkarmayı hedefliyor. Özellikle BYD, SAIC ve Geely gibi Çinli markalar, uygun fiyatlı elektrikli modelleriyle Avrupa ve Asya pazarlarında pazar payını hızla artırıyor. Ancak bu büyüme, yerli otomotiv sanayilerini korumaya çalışan hükümetlerin tepkisini çekiyor. ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları ve çip kısıtlamaları, Çinli otomobil üreticilerinin küresel genişlemesini zorlaştırabilir. Öte yandan, Çin'in Rusya'ya yaptığı araç ihracatı, Ukrayna savaşı sonrası Batılı markaların çekilmesiyle önemli ölçüde arttı. Bu durum, Çin'in uluslararası yaptırımları delme potansiyeli konusunda Batılı ülkelerde endişe yaratıyor.
Uzmanlar, Çin'in ihracat rekorunun sadece otomotiv sektörüyle sınırlı kalmayacağını, yılın ikinci yarısında elektronik, makine ve yeşil enerji ürünlerinde de benzer sıçramaların yaşanabileceğini belirtiyor. Çin Merkez Bankası'nın parasal genişleme politikaları ve yuanın rekabetçi değeri, ihracatçıları desteklemeye devam ediyor. Ancak küresel talepteki yavaşlama ve jeopolitik riskler, bu büyümenin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ihracat rekorları, Türkiye için hem fırsat hem de tehdit oluşturuyor. Bir yandan Çin'den uygun fiyatlı araç ve bileşen ithalatı, Türkiye'nin otomotiv sanayisinde maliyetleri düşürebilir ve tüketiciye daha ucuz elektrikli araç sunulmasını sağlayabilir. Diğer yandan yerli üretimi korumak için Türkiye'nin de gümrük politikalarını gözden geçirmesi gerekebilir. Ayrıca, ABD ve AB'nin Çin'e yönelik olası yaptırımları, Türkiye'nin ihracat rotalarını etkileyebilir; Çin pazarına alternatif arayan Batılı firmalar Türkiye'ye yönelebilir. Ancak Çin'in küresel ticaret fazlası ve düşük fiyat politikaları, Türk ihracatçılarının üçüncü ülkelerde rekabet gücünü zayıflatma riski taşıyor. Türkiye'nin bu dengeyi iyi yönetmesi, hem Çin ile ticari ilişkilerini derinleştirmek hem de ABD-AB ekseninde pozisyon almak arasında stratejik bir tercih yapmasını gerektiriyor.