Çin ekonomisi, 2024 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yalnızca %4,3 büyüyerek 2022'den bu yana en düşük büyüme oranını kaydetti. COVID-19 pandemisinin henüz tam olarak atlatılamadığı dönemden bu yana en zayıf performans olarak değerlendirilen bu veri, Pekin yönetiminin daha önce aşağı yönlü revize ettiği yıllık %4,5-5 hedefinin de altında kaldı. Büyümedeki bu yavaşlama, Çin'in karşı karşıya olduğu emlak sektöründeki derin durgunluk, tüketici harcamalarındaki zayıflık ve iş piyasasındaki ciddi sorunların bir yansıması olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı: Çin ekonomisini bekleyen çoklu krizler
Çin'in büyüme motoru olarak bilinen emlak sektörü, devasa borç yükü ve düşen talebin etkisiyle çöküşün eşiğinde. Evergrande gibi dev şirketlerin iflasının ardından sektör genelinde bir güven kaybı yaşanırken, yeni konut satışları ve inşaat faaliyetleri dibe vurdu. Tüketici harcamalarındaki durgunluk ise iç talebin canlanamadığını gösteriyor. Çinliler, ekonomik belirsizlik ve düşen gelirler nedeniyle harcamalarını kısarken, tasarruf oranları rekor seviyelere yükseldi. İşsizlik, özellikle genç nüfus arasında endişe verici boyutlara ulaştı; yeni mezunlar için işsizlik oranı %20'nin üzerinde seyrediyor. Bu durum, sosyal huzursuzluk riskini artırırken, hükümeti istihdam yaratma konusunda daha agresif adımlar atmaya zorluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çin'deki yavaşlamanın dünya ekonomisine etkileri
Çin, dünyanın ikinci büyük ekonomisi olması nedeniyle bu yavaşlama, küresel tedarik zincirleri ve talebi üzerinde doğrudan etki yaratıyor. Çin'in ithalat talebindeki azalma, başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere birçok ülkenin ihracatını olumsuz etkiliyor. Örneğin, Avustralya ve Brezilya gibi hammadde ihracatçıları, Çin'in talebindeki düşüşle birlikte emtia fiyatlarında gerileme yaşıyor. Ayrıca, Çin merkezli teknoloji şirketlerinin küresel rekabette geri kalması, ABD ve AB'nin yarı iletken ambargolarıyla birleşince, Çin'in teknolojik bağımlılığı artıyor. Küresel ticaret savaşlarının kızıştığı bu dönemde, Çin'in büyüme performansı, dünya ekonomisinin genel rotası için kritik bir gösterge haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ekonomisindeki yavaşlama, Türkiye için dolaylı ancak önemli sonuçlar doğuruyor. İlk olarak, Çin'in ithalat talebinin azalması, Türkiye'nin Çin'e ihraç ettiği maden ve hammaddeleri olumsuz etkileyebilir. İkinci olarak, Çin'in düşük büyümesi, küresel talebi daraltarak Türkiye'nin Avrupa'ya ihracatını da baskılayabilir. Üçüncü olarak, Çin'den Türkiye'ye yönelik doğrudan yatırımların hız kesmesi olasıdır. Ancak, Çin'in krizi, Türkiye için alternatif tedarikçi arayışlarını hızlandırabilir; özellikle tekstil ve elektronikte Çin'e bağımlılığı azaltma fırsatı doğabilir. Ayrıca, Çin'deki işsizlik sorunu, Türkiye'ye yönelik turizm talebini sınırlayabilir.