Çin, Hürmüz Boğazı'ndan 'kesintisiz geçiş' çağrısında bulundu. Pekin yönetiminin bu açıklaması, Avrupalı büyük güçlerin İran ve Umman'a boğazdan geçen gemiler için ücret ödenmesi yönündeki talepleri kabul etmeye başladığı bir döneme denk geldi. Dünya ham petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik su yolunda yaşanan bu gelişme, küresel enerji tedarik zincirinde yeni bir krizin habercisi olabilir.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na bağlayan dar bir geçittir. İran ve Umman arasında kalan bu su yolu, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi büyük petrol ihracatçılarının enerji ihracatı için hayati öneme sahiptir. Son yıllarda İran, ABD yaptırımlarına karşı koymak ve bölgesel nüfuzunu artırmak amacıyla boğaz üzerindeki kontrolünü sık sık kullanmıştır. Geçiş ücreti tartışmaları ise yeni bir boyut kazandı. Avrupalı güçler, İran ve Umman'ın gemilerden geçiş ücreti alma talebine daha önce karşı çıkarken, son dönemde bu talebi kabul etmeye yanaştıkları yönünde işaretler var. Çin ise bu durumdan rahatsız. Pekin, enerji ithalatının büyük bir kısmını bu boğaz üzerinden yapıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın engelsiz ve güvenli bir şekilde kullanımı, uluslararası ticaret ve enerji güvenliği için elzemdir. Tüm tarafların bu ilkeye saygı göstermesini bekliyoruz" denildi.
İran ise geçiş ücretini meşru bir hak olarak görüyor. Tahran yönetimi, boğazın bakımı ve güvenliği için harcadığı kaynakların karşılığında ücret talep etme hakkına sahip olduğunu savunuyor. Umman ise daha ılımlı bir tutum sergilese de, ekonomik getiriler nedeniyle İran'ın talebine sıcak bakıyor. İki ülke arasında geçiş ücretinin paylaşımı konusunda henüz bir anlaşma bulunmuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti uygulanması, küresel enerji maliyetlerini artırabilir ve petrol piyasalarında belirsizliğe yol açabilir. Özellikle Avrupa, enerji kriziyle boğuşurken, ek maliyetler ekonomiyi daha da zorlayabilir. Çin ise en büyük petrol ithalatçısı olarak bu durumdan en fazla etkilenecek ülkelerden biri. ABD ise boğazın güvenliğini sağlamak için bölgede askeri varlığını sürdürüyor. Washington yönetimi, herhangi bir ücret uygulamasına karşı çıkıyor ve İran'ın bu girişimini 'korsanlık' olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte, İran'ın bölgesel gücü ve ABD'nin çekilme sinyalleri, dengeleri değiştirebilir. Çin'in bu konuda arabuluculuk yapabileceği veya alternatif enerji yolları arayışına gireceği de konuşuluyor. Rusya ise Ukrayna savaşı nedeniyle enerji piyasalarında alternatif bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Kremlin, Hürmüz'deki krizden faydalanarak kendi enerji ihracatını artırmaya çalışabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nda yaşanan bu gelişme, Türkiye'yi doğrudan etkilememekle birlikte, küresel enerji fiyatlarını yükselterek dolaylı etki yaratabilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatında büyük oranda dışa bağımlı olduğu için, artan enerji maliyetleri cari açığı ve enflasyonu tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi açısından, Hürmüz'deki istikrarsızlık alternatif hatların önemini artırmaktadır. Ankara, bu tür krizlerde enerji arz güvenliğini sağlamak için Orta Doğu ve Kafkasya'dan farklı kaynaklara yönelme stratejisini sürdürmelidir. Bölgesel bir güç olarak Türkiye, bu konuda arabuluculuk yapma potansiyeline sahiptir.