Çin, Tayvan'ın doğusundaki denizlerde egemenlik iddialarını yoğunlaştırarak Japonya ile Filipinler arasındaki deniz hudut müzakerelerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ileri sürdü. Pekin yönetimi, söz konusu müzakerelerin 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) aykırı şekilde yürütüldüğünü ve bölgedeki istikrarı tehdit ettiğini belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, iki ülkenin 'Tayvan'ın doğusundaki potansiyel deniz yatağı sınırlamasına' ilişkin görüşmelerinin 'geçersiz' olduğunu ve Çin'in egemenlik haklarını ihlal ettiğini vurguladı.
Gelişmenin arka planı
Japonya ve Filipinler, Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi'ndeki deniz yetki alanlarını belirlemek için teknik düzeyde görüşmeler yürütüyor. Manila yönetimi, 2016'da Lahey'deki Daimi Tahkim Mahkemesi'nin Çin aleyhine verdiği kararın ardından deniz sınırlarını netleştirme çabalarını hızlandırdı. Tokyo ise Çin'in Doğu Çin Denizi'ndeki askeri faaliyetlerine karşı Filipinler'le işbirliğini derinleştiriyor. Çin, bu müzakerelerin kendi egemenlik haklarını hiçe saydığını ve Tayvan'ın doğusundaki suların statüsünü tartışmaya açtığını savunuyor.
Pekin, Tayvan çevresindeki deniz alanlarını 'iç suları' olarak tanımlıyor ve adanın bağımsızlık yanlısı girişimlere karşı korunması gerektiğini belirtiyor. Çin Dışişleri Bakanlığı, 'Tayvan, Çin'in ayrılmaz bir parçasıdır ve çevresindeki denizlerdeki haklarımız tartışmaya açık değildir' ifadelerini kullandı. Japonya Dışişleri Bakanlığı ise müzakerelerin uluslararası hukuka uygun olduğunu ve üçüncü tarafların egemenlik iddialarını etkilemediğini açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in bu hamlesi, Asya-Pasifik bölgesinde deniz güvenliği ve egemenlik tartışmalarını alevlendiriyor. ABD, Japonya ve Filipinler arasındaki ittifak ilişkileri, Çin'in bölgesel genişlemesine karşı bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Washington, Manila yönetimine askeri destek sağlarken, Tokyo da Savunma Kuvvetleri'ni güçlendiriyor. Çin ise 'ada zinciri' stratejisiyle Pasifik'teki askeri varlığını artırıyor. Bu durum, Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'nde tansiyonun yükselmesine yol açıyor.
Uzmanlar, Çin'in bu açıklamalarının, Japonya ve Filipinler arasındaki işbirliğini zayıflatma amacı taşıdığını belirtiyor. Pekin yönetimi, deniz hukuku tartışmalarını kendi lehine çevirmek için 'tarihi haklar' kavramını öne sürüyor. Ancak uluslararası toplum, UNCLOS kurallarına uyulmasını talep ediyor. Bölgedeki gerginlik, ticaret yollarının güvenliği ve enerji kaynaklarının paylaşımı gibi küresel ekonomik çıkarları da tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik bölgesinde deniz yetki alanlarına ilişkin bu tür anlaşmazlıkları, uluslararası hukukun üstünlüğü ve egemenlik haklarına saygı çerçevesinde izlemektedir. Doğu Akdeniz'de benzer bir hukuki mücadele yürüten Türkiye, Çin'in 'tarihi haklar' tezini ve Japonya-Filipinler müzakerelerini kendi dış politika perspektifinden analiz etmektedir. Bu gelişme, Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini ile paralellik gösteren deniz yetki alanı ihtilaflarının küresel yansımalarını göstermesi açısından önemlidir. Türkiye, uluslararası hukuka dayalı çözüm arayışlarını desteklemekle birlikte, taraf olmadığı bu tür anlaşmazlıklarda doğrudan bir pozisyon almamaktadır.