Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı, yabancı istihbarat ve casusluk ajanslarının ülkenin karasularını izlemek için yenilikçi yöntemler kullandığını öne sürdü. Bakanlığın sosyal medya platformu WeChat üzerinden yaptığı açıklamada, deniz kaplumbağaları ve balıklar gibi hayvanlara gizli sensörler yerleştirilerek hassas deniz verilerinin toplandığı iddia edildi. Açıklamada, bu yöntemlerin 'geleneksel casusluk tekniklerinin ötesine geçtiği' ve 'ekolojik kılıfın arkasına gizlenmiş' olduğu belirtildi. Çin, son yıllarda artan deniz güvenliği endişeleri kapsamında, özellikle Güney Çin Denizi ve Doğu Çin Denizi'ndeki denizaltı faaliyetlerine karşı daha sıkı önlemler alıyor. Bakanlık, bu tür casusluk faaliyetlerine karşı halkı uyararak, şüpheli hayvan veya cihazların bildirilmesini istedi.
Yeni nesil casusluk yöntemleri
Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı'nın iddiasına göre, yabancı istihbarat örgütleri, deniz canlılarını kullanarak su altı akıntıları, sıcaklık değişimleri ve denizaltı hareketlerine dair veri topluyor. Bu sensörler, hayvanların doğal hareketleri sayesinde geniş bir alanı tarayabiliyor. Bakanlık, özellikle 'spy turtle' ve 'spy fish' olarak adlandırılan bu canlıların, Çin'in deniz kaynakları ve askeri varlığı hakkında bilgi sızdırdığını öne sürüyor. Açıklamada, 'Bu yöntemler, ulusal güvenliğimize yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır' ifadelerine yer verildi.
Uzmanlar, hayvanların casusluk amacıyla kullanılmasının yeni bir kavram olmadığını, ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu tür yöntemlerin daha sofistike hale geldiğini belirtiyor. Soğuk Savaş döneminde de benzer teknikler kullanılmıştı. Örneğin, ABD'nin 1970'lerde deniz memelilerini mayın tarama ve su altı gözetleme için eğittiği biliniyor. Ancak Çin'in bu iddiası, mevcut jeopolitik gerilimler ışığında daha geniş bir bağlamda değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in bu açıklaması, özellikle Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlıkları ve ABD ile artan rekabet bağlamında önem taşıyor. Çin, bölgede askeri varlığını artırırken, ABD ve müttefikleri de özgür deniz navigasyon operasyonları düzenliyor. Çinli yetkililer, yabancı istihbarat faaliyetlerine karşı hassasiyetlerini sık sık dile getiriyor. Bu iddia, aynı zamanda Çin'in iç güvenlik söyleminde 'halk savaşı' kavramını yeniden canlandırmasıyla da örtüşüyor. Bakanlık, sivil halkı bu tür casusluk girişimlerine karşı tetikte olmaya çağırırken, şüpheli durumları bildirmek için bir hat dahi kurdu.
Bazı analistler, bu tür iddiaların Çin'in deniz güvenliğini gerekçe göstererek askeri harcamalarını artırmasına ve bölgedeki varlığını meşrulaştırmasına yardımcı olabileceğini belirtiyor. Öte yandan, bu söylemlerin muhalif sesleri bastırmak ve ulusal güvenlik adı altında daha sıkı denetimler getirmek için kullanıldığı da eleştiriliyor. Çin, benzer şekilde daha önce de balıkçı teknelerinin ve sivil araçların casusluk amacıyla kullanıldığını iddia etmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel istihbarat savaşlarının deniz alanına taşındığını gösteriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetleri ve deniz yetki alanları konusunda benzer gerilimler yaşayan bir ülke olarak, bu tür casusluk yöntemlerine karşı hazırlıklı olmalıdır. Türk donanması ve istihbarat birimleri, deniz güvenliği konusunda yeni teknolojilere yatırım yaparken, biyolojik casusluk gibi hibrit tehditleri de göz önünde bulundurmalıdır. Ayrıca, Çin'in bu iddiası, uluslararası hukukta denizlerin askeri kullanımına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirebilir; bu da Türkiye'nin Mavi Vatan doktrini çerçevesinde takip etmesi gereken bir konudur.