Pekin merkezli bir düşünce kuruluşunda görevli Çinli bir uzman, Avrupa Birliği'nin (AB) teknoloji egemenliği kavramının, yapay zeka alanında ABD ve Çin'in hakimiyet kurduğu bir dünyada 'yanılsama' olabileceğini öne sürdü. Uzman, Pekin yönetimine, ABD Başkanı Donald Trump'ın politikalarından yararlanarak orta güçler için ürünlerini 'vazgeçilmez' kılması çağrısında bulundu.
Teknoloji egemenliği tartışması
Çin'in Şanghay kentindeki Muhasebe ve Ekonomi Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma merkezinde çalışan uzman, AB'nin teknoloji egemenliği hedefinin mevcut küresel dengelerde gerçekçi olmadığını belirtti. Yapay zeka, yarı iletkenler ve bulut bilişim gibi kritik alanlarda ABD ve Çin'in açık ara önde olduğunu, AB'nin bu alanlarda rekabet edebilmesinin giderek zorlaştığını ifade etti. Uzman, AB'nin düzenleyici çerçeveler ve standart belirleme gibi yumuşak güç unsurlarıyla fark yaratmaya çalışsa da, sert teknolojideki bağımlılığın sürdüğünü vurguladı.
Avrupa Birliği, 2021 yılında 'Dijital On Yıl' stratejisi kapsamında teknoloji egemenliğini önceliklerinden biri haline getirmişti. Brüksel, kendi yapay zeka altyapısını, bulut hizmetlerini ve çip üretim kapasitesini geliştirmek için milyarlarca avroluk yatırım programı başlattı. Ancak Çinli uzman, AB'nin bu hedeflere ulaşmakta zorlanacağını, çünkü hem inovasyon hızı hem de ölçek ekonomisi açısından ABD ve Çin'in gerisinde kaldığını iddia etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Çinli uzmanın yorumları, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımlarının yoğunlaştığı ve Trump yönetiminin 'Amerika Birinci' politikasıyla küresel ticarette yeni gerilimler yarattığı bir döneme denk geliyor. Uzman, Trump'ın izolasyonist eğilimlerinin Çin için bir fırsat olduğunu, Pekin'in orta büyüklükteki ülkelerle (Türkiye, Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi) teknoloji işbirliğini artırarak kendini vazgeçilmez kılabileceğini savundu. Bu ülkelerin, hem ABD hem de Çin arasında denge politikası izlediğine dikkat çeken uzman, Çin'in uygun fiyatlı ve esnek teknoloji çözümleri sunarak bu ülkelerin pazarına girebileceğini belirtti.
Öte yandan, AB'nin teknoloji egemenliği çabaları, Avrupa merkezli teknoloji şirketlerinin küresel rekabette zorlanması ve enerji krizinin Ar-Ge yatırımlarını sınırlaması gibi yapısal sorunlarla karşı karşıya. Çinli uzman, AB'nin bu alanda sadece Çin ve ABD’ye değil, Güney Kore ve Tayvan gibi Asya ülkelerine karşı da rekabet gücünü kaybettiğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin teknoloji alanındaki dış politika tercihleri açısından önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, yapay zeka ve savunma teknolojilerinde hem NATO üyesi olarak ABD ile hem de Asya bağlantıları sayesinde Çin ile işbirliği potansiyeline sahip. Çinli uzmanın 'orta güçler' vurgusu, Türkiye'nin bu iki blok arasında denge kurma stratejisini doğruluyor. Ancak AB'nin teknoloji egemenliğindeki zayıflığı, Türkiye'nin Avrupa ile teknoloji transferi ve ortak Ar-Ge projelerinde alternatif arayışlara yönelmesine neden olabilir. Ayrıca, Çin'in orta güçlere yönelik teknoloji hamleleri, Türk savunma sanayii ve yapay zeka ekosistemi için yeni işbirliği fırsatları yaratabilir. Türkiye, bu küresel rekabet ortamında teknoloji bağımsızlığını koruyabilmek için çok yönlü bir strateji izlemeli.