Çin, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını Çinli şirketleri kapsayacak şekilde genişletme olasılığına karşı uyarıda bulundu ve bu adımın iki ülke arasındaki ticari ilişkileri ciddi şekilde zedeleyebileceğini belirtti. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, Çinli firmalara yönelik her türlü kısıtlamanın 'kesinlikle kabul edilemez' olduğunu ifade etti. Sözcü, ABD'yi ekonomik zorbalık yapmakla suçlayarak, bu tür eylemlerin Küresel Güney ülkelerinin kalkınma haklarını ihlal ettiğini ve küresel tedarik zincirlerini istikrarsızlaştırdığını sözlerine ekledi.
Gelişmenin arka planı
ABD'nin İran'a yönelik yaptırım rejimi, özellikle 2018 yılında dönemin Başkanı Donald Trump'ın İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) tek taraflı olarak çekilmesinin ardından genişletilmişti. Bu yaptırımlar, İran'ın petrol ihracatını ve bankacılık işlemlerini hedef alarak ülke ekonomisini zor durumda bırakırken, üçüncü ülke şirketlerinin İran ile ticaret yapması da engellenmişti. Biden yönetimi ise anlaşmaya dönüş çabalarına rağmen, Kongre'deki sertlik yanlısı isimlerin baskısı nedeniyle yaptırımları büyük ölçüde korudu.
Çin, İran'ın en büyük petrol alıcılarından biri olarak, ABD yaptırımlarına rağmen iki ülke arasındaki enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürmeye devam ediyor. Pekin yönetimi, İran'dan ham petrol ithalatını resmi olarak reddetse de, bağımsız rafineriler aracılığıyla bu alımı sürdürüyor. CNN'in geçtiğimiz haftalarda yayınladığı bir habere göre, Amerikan yetkilileri, Çinli rafinerilerin İran petrolü satın almasını engellemek amacıyla yaptırım listesine eklemeyi değerlendiriyor. Bu gelişme üzerine Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Çin'in egemen bir devlet olarak kendi ticari ilişkilerini kurma hakkı vardır. ABD'nin bu konudaki dayatmaları kabul edilemez" denildi.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'nin olası bu adımı, sadece Çin-ABD ilişkilerini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da derinden etkileyebilir. İran petrolünün Çin'e akışının kesilmesi, küresel petrol arzında daralmaya yol açarak fiyatların yükselmesine neden olabilir. Bu, özellikle enerji maliyetlerini düşürmeye çalışan gelişmekte olan ülkeler için olumsuz bir tablo oluşturur. Öte yandan, Çin'in misilleme olarak ABD'ye yönelik nadir toprak elementleri ihracatını kısıtlaması gibi adımlar atması, teknoloji ve savunma sektörlerinde tedarik zinciri krizlerine yol açabilir.
Uzmanlar, bu gerilimin Körfez bölgesindeki güç dengelerini de etkileyebileceğini belirtiyor. İran, Çin'in desteğini arkasına alarak Batı'nın baskılarına karşı daha dirençli bir pozisyon benimseyebilir. Çin'in İran ile olan stratejik işbirliği, 2021 yılında imzalanan 25 yıllık kapsamlı ortaklık anlaşmasıyla daha da derinleşmiş durumda. Bu anlaşma kapsamında Çin, İran'ın enerji, altyapı ve savunma sektörlerine büyük yatırımlar öngörüyor.
Washington'un yaptırım tehditleri, iki ülke arasında devam eden ticaret görüşmelerine de gölge düşürüyor. Çin ve ABD arasında son dönemde gerçekleşen üst düzey temaslar, iki tarafın da ekonomik ilişkileri istikrara kavuşturma arzusunu taşıdığını gösterse de, İran dosyası bu iradeyi test eden bir unsur olarak öne çıkıyor. Amerikan yönetimi, Çin'in İran'a yönelik işbirliğini azaltmasını talep ederken, Pekin bu konuda bağımsız bir dış politika izleyeceğinin sinyallerini veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile sınır komşusu olarak, ABD yaptırımlarının bölgesel istikrara olumsuz etkilerini yakından hissetmektedir. Çin'e yönelik yaptırım genişlemesi, İran'ın ekonomik olarak zayıflamasına ve olası bir göç dalgasına yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatının önemli bir bölümünü İran'dan karşıladığı düşünüldüğünde, olası bir arz kesintisi Türk enerji maliyetlerini artırabilir. Türkiye, gelişmelerin bölgedeki güç dengelerini etkilememesi için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir; bu bağlamda, Çin-ABD geriliminin tırmanması halinde Türkiye, doğu-batı eksenindeki denge unsurunu koruyarak mutlak çıkar sağlayabilir.