Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin İran ile ticarete müdahale etmemesi konusunda sert bir uyarıda bulundu. Bakanlık sözcüsü Guo Jiakun, Pekin'in 'yasadışı tek taraflı yaptırımlara' kesin olarak karşı olduğunu ve haklarını korumak için 'gerekli tüm önlemleri' alacağını söyledi. Bu açıklama, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını yeniden başlatmasının ardından geldi. Trump, İran'ın petrol ihracatını sıfırlamayı hedeflediğini ve Çin dahil İran'dan petrol alan ülkelere yaptırım uygulanacağını duyurmuştu.
Gelişmenin arka planı
ABD Başkanı Donald Trump, 4 Şubat 2025'te imzaladığı başkanlık kararnamesiyle İran'a yönelik yaptırımları yeniden devreye sokmuştu. Kararnamede, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri gerekçe gösterilerek, ülkenin petrol ihracatının engellenmesi hedefleniyor. ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolünün ana alıcılarından biri olan Çin'e bu konuda 'caydırıcı mesajlar' ilettiğini açıkladı.
Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda. 2024 yılında İran'ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90'ının Çin'e gittiği tahmin ediliyor. Pekin yönetimi, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarını uluslararası hukuka aykırı buluyor ve bu yaptırımların küresel enerji piyasalarını istikrarsızlaştırdığını savunuyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada, "Çin ve İran arasındaki ticari ilişkiler yasalara uygun ve meşrudur. ABD'nin müdahalesi kabul edilemez. Haklarımızı korumak için gerekli tüm önlemleri alacağız" ifadelerini kullandı. Guo, ABD'nin yaptırımlarının uluslararası toplumda geniş bir muhalefetle karşılaştığını da sözlerine ekledi.
Bu gelişme, iki süper güç arasında zaten gergin olan ilişkilere yeni bir boyut ekliyor. ABD-Çin ticaret savaşı ve teknoloji alanındaki rekabet, İran dosyasıyla birlikte daha da karmaşık hale geliyor. Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını Çin'e de genişletmesi durumunda küresel petrol arzında ciddi aksamalar yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran, Çin'e yaptığı petrol ihracatından elde ettiği geliri ekonomisini ayakta tutmak için kullanıyor. İran'ın nükleer programına ilişkin uluslararası müzakerelerin durma noktasına gelmesi, tansiyonu daha da artırıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırdığını rapor etmişti.
Çin'in İran'a verdiği destek, sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir mesaj olarak yorumlanıyor. Pekin, ABD'nin tek kutuplu dünya düzenine karşı çıkarak, İran gibi yaptırımlara maruz kalan ülkelerle işbirliğini sürdürüyor. Rusya'nın da dahil olduğu bu ittifakın, Batı'nın yaptırım rejimlerine karşı alternatif bir finansal ve ticari altyapı oluşturma çabaları devam ediyor.
Öte yandan, ABD'nin baskı politikasının İran'ı daha da radikalleştirebileceği ve Orta Doğu'da yeni bir çatışmayı tetikleyebileceği endişeleri mevcut. İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine saldırı olasılığı, bölgedeki gerginliği tırmandırıyor. Çin'in bu noktada arabulucu rolü oynayıp oynamayacağı ise merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürürken, ABD yaptırımlarına karşı dikkatli bir denge politikası izliyor. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ithalatını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran'dan doğalgaz alımını azaltma yoluna gitmiş olsa da, enerji bağımlılığı tamamen ortadan kalkmış değil. Ayrıca, İran'a yönelik yeni yaptırımlar, Türkiye'nin bu ülkeyle olan ticaret hacmini daraltabilir ve bölgesel istikrarsızlığı artırabilir. Türkiye'nin, bu süreçte hem ABD ile ilişkilerini hem de İran ile ticari bağlarını koruyacak esnek bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.