Çin Dışişleri Bakanlığı, Ortadoğu'da tırmanan gerilim karşısında ABD ve İran'a ateşkes anlaşmasına bağlı kalmaları çağrısında bulundu. Sözcü Mao Ning, 5 Nisan 2025'te Pekin'de düzenlediği basın toplantısında, “Çin mevcut durumdan derin endişe duymaktadır. Tarafları ateşkesi onurlandırmaya ve yeniden çatışmadan kaçınmaya çağırıyoruz” ifadelerini kullandı. Açıklama, özellikle Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon arasında imzalanan ateşkesin son haftalarda defalarca ihlal edilmesinin ardından geldi. Çin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyesi olarak bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırmış durumda.
Gelişmenin Arka Planı
Yemen'de altı yıldır süren iç savaş, 2022'de varılan ateşkesle kısmen durmuştu. Ancak son aylarda Husilerin Suudi Arabistan topraklarına insansız hava aracı ve füze saldırıları düzenlemesi, koalisyon güçlerinin de karşı saldırılarla yanıt vermesiyle tansiyon yeniden yükseldi. ABD, Husilere yönelik yaptırımları artırırken, İran'ın Husilere askeri destek sağladığı iddiaları da gündemde. Çin'in bu uyarısı, Rusya ve Fransa'nın da benzer çağrılar yaptığı bir döneme denk geldi. Pekin yönetimi, Yemen'de kalıcı barış için uluslararası topluma daha fazla sorumluluk düştüğünü vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu'daki bu gerilim, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Yemen'in stratejik konumu, Babülmendep Boğazı üzerinden tanker trafiğini risk altına sokuyor. Çin, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olarak bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Ayrıca, Çin'in Suudi Arabistan ve İran ile ayrı ayrı geliştirdiği ekonomik ilişkiler, Pekin'i arabulucu rolüne zorluyor. Analistlere göre Çin, hem enerji güvenliğini garanti altına almak hem de ABD'nin bölgedeki nüfuzuna karşı kendi diplomatik ağırlığını artırmak istiyor. Bu bağlamda, Çin'in Birleşmiş Milletler'deki oylamalarda daha aktif bir pozisyon alması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde BM nezdinde yürütülen barış çabalarını desteklemekle birlikte, doğrudan bir taraf değil. Ancak bölgedeki istikrarsızlık, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı üzerinden Türkiye'nin dış ticaretini etkileyebilecek boyut taşıyor. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerginlik, Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan İran'dan doğal gaz ve petrol sevkiyatını riske atabilir. Çin'in arabuluculuk girişimleri, Türkiye için de örnek teşkil edebilir; Ankara, benzer şekilde Ukrayna-Rusya savaşında oynadığı arabulucu rolünü Ortadoğu'da da sergileme potansiyeline sahip. Dolayısıyla, Türk dış politikası için bu gelişme, bölgesel istikrarın korunması ve enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından yakından izlenmelidir.