Çin'in çeşitli bölgelerinde faaliyet gösteren yeraltı kiliselerine yönelik operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Son olarak, Erken Ahit Antlaşması Kilisesi (Early Morning Covenant Church) üyelerine Pazar ayini sırasında çok sayıda silahlı güvenlik görevlisi tarafından baskın düzenlendi. Olay, ülkenin doğusundaki bir kentte meydana gelirken, baskında aralarında kilise liderlerinin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Görgü tanıklarının ifadesine göre, operasyon sabahın erken saatlerinde, cemaat ibadet için toplanırken başladı.
Operasyonun Detayları ve Arka Plan
Baskında, polis ve diğer güvenlik birimlerine bağlı silahlı personel görev aldı. Kilise binasının çevresi kuşatılırken, içeridekilerin dışarı çıkması engellendi. Yetkililer, operasyonun "yasadışı dini faaliyetler" kapsamında gerçekleştirildiğini açıkladı. Gözaltına alınanların sayısı henüz netlik kazanmazken, kilisenin önde gelen isimlerinin de aralarında bulunduğu belirtiliyor. Çin'de devlet tarafından tanınmayan Protestan kiliseleri "yeraltı kiliseleri" olarak adlandırılıyor ve sık sık baskınlarla karşılaşıyor. Erken Ahit Antlaşması Kilisesi de bu kategoride yer alıyor. Kilisenin üyeleri, daha önce de benzer operasyonlarla karşılaştıklarını ancak bu kadar geniş çaplı bir müdahale ile ilk kez karşılaştıklarını ifade ediyor.
Çin anayasası din özgürlüğünü güvence altına almakla birlikte, pratikte devlet kontrolündeki dini kuruluşlar dışındaki faaliyetlere izin verilmiyor. Resmi olarak tanınan üç Protestan kilisesi bulunurken, bunun dışındaki tüm dini topluluklar yasa dışı kabul ediliyor. Bu durum, uluslararası toplumda sık sık eleştirilere yol açıyor. Son yıllarda özellikle Müslüman Uygur Türkleri ve Hristiyanlara yönelik baskıların arttığı gözlemleniyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, 2023 yılında yayınladığı raporda Çin'i "özellikle endişe verici ülkeler" listesine almıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in dini azınlıklara yönelik bu baskıcı politikası, ülkenin uluslararası imajına zarar veriyor. Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri, Pekin yönetimini sık sık eleştiriyor. Ancak Çin, bu eleştirileri "iç işlerine müdahale" olarak nitelendirerek geri çeviriyor. Konu, aynı zamanda ABD-Çin ilişkilerinde de önemli bir gerilim kaynağı. ABD'nin 2023'te Çin'e uyguladığı yaptırımlar arasında dini baskılarla bağlantılı maddeler de yer alıyor. Öte yandan, Çin'in bu politikası, Afrika ve Asya'daki müttefikleri arasında bile rahatsızlık yaratıyor. Özellikle Endonezya gibi Müslüman çoğunluğa sahip ülkeler, Çin'in Uygur Türklerine yönelik politikasını eleştiriyor. Hristiyan nüfusun yoğun olduğu Güney Kore ve Filipinler'de de benzer endişeler dile getiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in dini azınlıklara yönelik baskıları, Türkiye'nin de yakından takip ettiği bir konu. Türkiye, özellikle Doğu Türkistan'daki Uygur Türklerine yönelik muamele nedeniyle Çin'i sık sık eleştiriyor. Son baskın, Çin'in sadece Müslümanlara değil, diğer dini gruplara da baskı uyguladığını gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin Çin ile ilişkilerinde insan hakları konusunu gündemde tutmasına neden olabilir. Öte yandan, Türkiye-Çin ticari ilişkileri son yıllarda büyüme eğiliminde. Bu nedenle Ankara, insan hakları eleştirileriyle ekonomik çıkarlarını dengelemek zorunda kalıyor. Bölgesel düzeyde, Çin'in bu politikası, Türkiye'nin Orta Asya'daki nüfuzunu artırma çabalarını da etkileyebilir.