Çin Ulusal İstatistik Bürosu tarafından açıklanan verilere göre, haziran ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 0,2 artarak piyasa beklentilerinin altında kaldı. Aynı dönemde üretici fiyat endeksi (ÜFE) ise ihracat siparişlerindeki canlanmanın etkisiyle yüzde 0,8 yükseldi. Bu tablo, Çin ekonomisinde ihracata dayalı güçlü büyüme ile iç talepteki zayıflığın bir arada yaşandığı iki hızlı bir yapıyı ortaya koyuyor.
İç Tüketimde Durgunluk, İhracatta Canlılık
Haziran ayı TÜFE verisi, mayıs ayındaki yüzde 0,3'lük artışın da altında kalarak yatay seyretti. Gıda fiyatlarındaki düşüş, özellikle domuz eti fiyatlarındaki yüzde 7,2'lik gerileme, enflasyonu baskıladı. Ulaştırma ve iletişim hizmetleri de yüzde 0,3 düşüşle tüketici fiyatlarına aşağı yönlü katkıda bulundu.
Öte yandan ÜFE, haziranda yıllık bazda yüzde 0,8 artarak üç ay sonra ilk kez pozitif bölgeye geçti. Bu artışta, imalat sektöründe ihracata yönelik siparişlerin güçlenmesi ve küresel talep koşulları etkili oldu. Çinli ihracatçılar, ABD ve Avrupa'dan gelen talebin yanı sıra Güneydoğu Asya ve Orta Doğu pazarlarına yönelik sevkiyatlarda da artış kaydetti.
İki Hızlı Büyüme: Yapısal Bir Özellik mi?
Ekonomistler, Çin'de ihracatın güçlü seyrederken iç talebin zayıf kalmasını 'iki hızlı büyüme' olarak adlandırıyor. Bu durum, emlak sektöründeki kriz, hanehalkı borçluluğu ve tüketici güvenindeki düşüşle daha da belirginleşiyor. Pekin yönetimi, iç tüketimi canlandırmak için faiz indirimleri ve teşvik paketleri açıklası da, etkileri sınırlı kalıyor. Uzmanlar, bu yapının Çin ekonomisinin uzun vadeli bir özelliği haline gelebileceğini belirtiyor.
Küresel ölçekte, Çin'in ihracatındaki güçlü performans, dünya ticaretine katkı sağlarken, aynı zamanda ticaret ortakları üzerinde de baskı oluşturuyor. Özellikle ABD ve AB, Çin mallarına yönelik gümrük vergilerini artırma hazırlıkları yaparken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler de Çin rekabetiyle karşı karşıya kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki iki hızlı büyüme modeli, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ticaret dengeleri açısından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Çin'in ihracatının güçlü kalması, Türkiye'nin dış ticaretini etkileyebilecek iki önemli kanal oluşturuyor. Birincisi, Çin'in uygun fiyatlı malları, Türkiye'nin üçüncü pazarlardaki rekabet gücünü azaltabiliyor. İkincisi, Çin iç talebinin zayıf olması, Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatı sınırlıyor. Ayrıca, Çin'in yavaşlayan büyümesi, küresel emtia fiyatları üzerinde aşağı yönlü etki yaparak, Türkiye’nin ithalat maliyetlerini dolaylı yoldan düşürebilir. Orta vadede, Çin’in yapısal dönüşümü, Türkiye'nin Asya-Pasifik ülkeleriyle ticari ilişkilerini stratejik olarak yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.