Çin, yenilenebilir enerji kaynaklarında dünya lideri konumunda olmasına rağmen, kömür bağımlılığını kırmakta zorlanıyor. Ülke, rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesini rekor seviyelere çıkarmış olsa da, aynı anda yeni kömür yakıtlı enerji santrallerine izin vermeye ve inşa etmeye devam ediyor. Analistlere göre, Çin'in yeni beş yıllık planı, kömür santrali genişlemesini daha da hızlandırabilir ve bu da ülkenin iklim vaatlerini yerine getirme kabiliyetini tehlikeye atabilir. Yale Environment 360'da yayımlanan habere göre, Çin'in bu ikili politikası, küresel iklim hedefleri açısından büyük bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Yenilenebilir enerji yatırımları yetersiz kalıyor
Çin, 2023 yılında yenilenebilir enerjiye 546 milyar dolar yatırım yaparak bu alanda açık ara dünya lideri oldu. Rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesi 2025 itibarıyla 1.200 GW'a ulaştı. Ancak aynı dönemde, ülke 2022 ve 2023 yıllarında toplam 106 GW yeni kömür enerjisi kapasitesini onayladı. Bu, Çin'in halihazırda dünyanın en büyük kömür filosuna sahip olduğu gerçeğiyle birleşince, emisyon azaltma çabalarının önemli ölçüde sekteye uğradığı görülüyor. Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi'ne (CREA) göre, Çin'in kömür santralleri 2023'te 4,9 milyar ton karbon emisyonuna yol açtı. Yeni beş yıllık plan (2026-2030) kapsamında, elektrik arz güvenliği gerekçesiyle daha fazla kömür santralinin devreye alınması bekleniyor. Bu durum, Çin'in 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye ulaştırma hedefini geciktirebilir ve 2060 yılına kadar net sıfır emisyon hedefini imkansız hale getirebilir.
Bölgesel ve küresel boyut: Herkes etkileniyor
Çin'in iklim politikasındaki bu çelişki, yalnızca ülke içindeki hava kirliliğini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda küresel ısınmayı da hızlandırıyor. Çin, dünyanın en büyük karbon salıcısı olarak, alacağı önlemler küresel emisyonlar üzerinde doğrudan belirleyici. Öte yandan, Çin'in yenilenebilir enerji teknolojilerindeki başarısı, güneş paneli ve batarya fiyatlarının düşmesini sağlayarak düşük karbonlu dönüşümü hızlandırıyor. Bu ikili durum, Çin'i hem bir fırsat hem de bir tehdit haline getiriyor. Fosil yakıt lobisi ve enerji güvenliği endişeleri, Çin'in iklim politikasında başlıca engeller olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in kömüre bağımlılığı, Türkiye'nin enerji dönüşümü ve dış politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir konu. Türkiye, Paris İklim Anlaşması çerçevesinde 2053 net sıfır hedefi belirlemiş olsa da, enerji üretiminde kömür hâlâ önemli bir paya sahip. Çin'in kömür teknolojilerini ekonomik teşviklerle gelişmekte olan ülkelere ihraç etme stratejisi, Türkiye'deki kömür yatırımlarını da etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in yenilenebilir enerji alanındaki maliyet avantajı, Türkiye'nin güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarını hızlandırabilir. Ancak, Çin'in karbon emisyonlarındaki artış, küresel iklim krizini derinleştirerek Türkiye'yi su kıtlığı ve kuraklık gibi doğrudan tehditlerle karşı karşıya bırakabilir.