Çin ve Nepal'de etkili olan şiddetli muson yağmurlarının yol açtığı sel ve toprak kaymalarında ölü sayısı 1000'i aştı. Yetkililer, özellikle hidroelektrik santrallerinin bulunduğu bölgelerde mahsur kalan yüzlerce işçiye ulaşmak için kurtarma çalışmalarını yoğunlaştırdı. Bölgede altyapının büyük ölçüde hasar görmesi, arama kurtarma ekiplerinin çalışmalarını güçleştiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Çin'in güneybatısındaki Siçuan eyaleti ile Nepal'in doğu bölgeleri, bir haftayı aşkın süredir devam eden sağanak yağışların ardından benzeri görülmemiş bir doğal afetle karşı karşıya. Himalayaların eteklerinde yer alan bu bölgeler, her yıl muson mevsiminde sel felaketleri yaşansa da, bu yılki yağış miktarının son 50 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı belirtiliyor. Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi, bölgede 24 saat içinde metrekareye 300 milimetreden fazla yağış düştüğünü açıkladı.
Sel suları, başta hidroelektrik santralleri olmak üzere birçok enerji tesisini vurdu. Nepal'in Kosi Nehri havzasında yer alan ve ülkenin en büyük hidroelektrik projelerinden biri olan Yukarı Arun Santrali'nde inşaat çalışmalarında görev alan en az 350 işçinin mahsur kaldığı bildiriliyor. Benzer şekilde, Siçuan eyaletindeki Jinsha Nehri üzerindeki bir dizi barajda da işçilerin betonarme yapıların içinde güvenli bölgelere sığındığı ancak helikopter desteği olmadan tahliyelerinin mümkün olmadığı ifade ediliyor.
Bölgedeki kurtarma ekipleri, hava koşullarının elverdiği ölçüde helikopter operasyonları düzenlerken, karadan ulaşımın mümkün olduğu yerlerde ekipler sevk ediyor. Ancak yolların büyük bölümü çökmüş ya da heyelan nedeniyle kapanmış durumda. Nepal ordusu, Çin ordusu ile koordineli şekilde çalıştığını ve özellikle sınır bölgelerindeki köylerde mahsur kalan insanlara ulaşmaya çalıştıklarını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu felaket, iklim değişikliğinin bölgedeki etkilerini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bilim insanları, küresel ısınmanın atmosferdeki nem oranını artırarak aşırı yağış olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığını vurguluyor. Himalaya bölgesi, iklim değişikliğine karşı en hassas ekosistemlerden biri olarak kabul ediliyor; buzulların erimesi ve değişen yağış rejimleri, hem sel hem de kuraklık riskini beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, bu tür felaketlerin sadece can kaybına yol açmadığını, aynı zamanda bölgesel ekonomik istikrarı tehdit ettiğini belirtiyor. Çin ile Nepal arasındaki ticaret yollarının büyük bölümü bu bölgelerden geçiyor; kara yollarının hasar görmesi, iki ülke arasındaki ticareti olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Hindistan'ın kuzeydoğu eyaletlerinde de sel sularının etkili olmaya başladığı, Bangladeş'te ise nehir seviyelerinin yükseldiği rapor ediliyor.
Bölge ülkeleri, iklim değişikliğiyle mücadele ve afet yönetimi konularında işbirliği yapma çağrılarını yinelerken, Çin ve Nepal'in felaket sonrası yeniden inşa süreçlerinde uluslararası yardım alabileceği konuşuluyor. Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler, bölgedeki hasar tespit çalışmalarına başladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Himalaya bölgesindeki bu felaketten doğrudan etkilenmemekle birlikte, küresel iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının Türkiye'de de benzer riskleri barındırdığına dikkat çekiliyor. Türkiye, son yıllarda Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere sel felaketleriyle sık sık karşı karşıya kalıyor. Bu durum, Türkiye'nin afet yönetimi ve altyapı dayanıklılığını artırma çabalarının önemini ortaya koyuyor. Ayrıca, Çin ve Nepal'deki hidroelektrik santrallerinde yaşanan sorunlar, Türkiye'nin enerji yatırımlarında iklim risklerini değerlendirmesi gerekliliğini hatırlatıyor. Türkiye'nin uluslararası yardım çağrılarına yanıt vermesi ve bölgesel işbirliğini güçlendirmesi beklenebilir.