ABD'nin, Pekin'in Tahran ile olan ilişkisi nedeniyle Çin'e yaptırım uygulama tehditleri, mevcut küresel ekonomik dengelerde inandırıcılıktan uzak görünüyor. Washington'ın, yapay zeka balonu ve kırılgan tahvil piyasası gibi kendi iç kırılganlıkları, Çin'e kıyasla ABD'yi daha savunmasız bir konuma sokuyor. Uzmanlara göre, ABD'nin Çin'in büyük finansal kurumlarını SWIFT sisteminden çıkarması, Amerikan ekonomisine ciddi zarar verebilir. Bu nedenle, ABD'nin yaptırım tehditleri büyük ölçüde caydırıcılık amacı taşıyor ve uygulanma olasılığı düşük.
Tehdidin Arka Planı ve ABD'nin Çıkmazı
ABD yönetimi, Çin'in İran'a yönelik petrol alımlarını ve bankacılık işlemlerini engellemek amacıyla yaptırım kartını masaya sürüyor. Ancak, Çin, İran'ın en büyük ham petrol alıcısı konumunda ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca doları buluyor. ABD'nin bu ticaret akışını kesmeye yönelik herhangi bir adım, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açabilir.
Öte yandan, ABD ekonomisi, son dönemde teknoloji hisselerindeki aşırı değerlenmeyle beslenen bir 'yapay zeka balonu' içinde. Bu balonun sönmesi durumunda ABD piyasalarında büyük bir düzeltme yaşanabilir ve bu durum, Çin'e yönelik yaptırımların ABD'ye geri teperek ekonomik bir krize yol açmasına neden olabilir. Ayrıca, ABD'nin kamu borcu ve tahvil piyasasındaki kırılganlıklar, Çin gibi büyük bir alacaklıya karşı sert önlemler almayı riskli hale getiriyor.
Çin'in SWIFT'ten çıkarılması senaryosu, ABD'nin küresel finansal sistemdeki hakimiyetini kullanarak rakibini cezalandırma girişimi olarak görülse de, bu adımın sonuçları ağır olabilir. Çin'in uluslararası ticaretteki ağırlığı ve dünya ekonomisine entegrasyonu düşünüldüğünde, böyle bir hamle küresel tedarik zincirlerini sekteye uğratabilir ve Amerikan şirketlerini de olumsuz etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin yaptırım tehditleri, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesinin istikrarını da etkiliyor. Çin, Rusya ile benzer yaptırımlara maruz kalmış bir ülke olarak, kendi ödeme sistemlerini (CIPS) geliştirme çabalarını hızlandırdı. Bu, doların hakimiyetine alternatif arayışların güçlenmesine yol açıyor. Diğer ülkeler, ABD'nin bu tür yaptırımlarının kendilerine de uygulanabileceği endişesiyle Çin'e yakınlaşabilir.
Uzmanlar, ABD'nin İran konusunda Çin'e yönelik baskısının asıl amacının, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler üzerindeki etkisini sınırlamak olduğunu belirtiyor. Ancak, Çin'in bölgesel ve küresel bir güç olarak artan etkisi karşısında, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının etkili olması eskisi kadar kolay değil. Çin, Rusya ile olan iş birliğini derinleştirerek, Batı'nın yaptırım baskısına karşı daha dirençli hale gelmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki bu gerilim, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomileri yakından ilgilendiriyor. Türkiye, hem ABD ile müttefiklik ilişkisini sürdürmek hem de Çin ile ekonomik iş birliğini geliştirmek arasında dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Bu krizde, Türkiye'nin Rusya ve İran ile olan enerji bağımlılığı göz önüne alındığında, yeni yaptırımlar Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ancak Türkiye, iki dev arasında köprü olma potansiyelini kullanarak, hem enerji tedarikinde çeşitliliği artırabilir hem de Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ile ABD'nin ticaret ağları arasında stratejik bir konum elde edebilir. Bu süreçte Türkiye'nin kendi finansal sistemini sağlamlaştırması ve alternatif ödeme mekanizmalarına uyum sağlaması da önem taşıyor.