ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Çin ve düzinelerce ticaret ortağına karşı yüzde 12,5'e varan yeni gümrük vergileri önerdi. Söz konusu hamle, zorla çalıştırma soruşturmasını kullanarak, son mahkeme yenilgilerinin ardından ABD'nin gümrük rejimini yeniden inşa etme girişimi olarak değerlendiriliyor. Ticaret Bakanlığı'nın başlattığı soruşturma, çoğunlukla Çin'den yapılan ithalata odaklanıyor ve iddialar üzerine Ankara, Pekin ve Brüksel'den sert tepkiler geliyor.
Gelişmenin arka planı
ABD Ticaret Bakanlığı, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde zorla çalıştırma yaptığı iddialarına dayanarak yeni bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, 27 farklı üründen yapılan ithalata yüzde 5 ila 12,5 arasında değişen ek vergiler uygulanması öngörülüyor. Ancak Çin, bu iddiaları kesin bir dille reddediyor ve ABD'yi ticarette korumacılık yapmakla suçluyor. Avrupa Birliği de benzer şekilde, ABD'nin tek taraflı kararlarını eleştirerek Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uyulması çağrısında bulunuyor.
Analistlere göre, Trump yönetiminin bu hamlesi, daha önce mahkemelerde kaybettiği bazı gümrük vergisi davalarını bypass etme amaçlı. Özellikle 2018'de Çin'e uygulanan vergiler, DTÖ tarafından hukuka aykırı bulunmuştu. Yeni soruşturma, yasal bir boşluktan yararlanarak benzer kısıtlamaları hayata geçirmeyi hedefliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin bu adımı, özellikle Asya-Pasifik bölgesinde ticaret savaşlarını yeniden alevlendirebilir. Çin, ABD'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 600 milyar doları aşıyor. Avrupa Birliği de benzer bir soruşturmayla karşı karşıya kalabileceği endişesiyle ABD'ye karşı misilleme hazırlıkları yapıyor. Uzmanlar, bu gelişmenin küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle tekstil, elektronik ve makine gibi sektörlerdeki şirketler, yeni vergilerden doğrudan etkilenecek.
DTÖ ise henüz resmi bir açıklama yapmamış olsa da, üye ülkeler arasında ABD'nin bu hamlesinin örgütün otoritesini zayıflattığı yönünde yaygın bir görüş bulunuyor. Çin, ABD'yi DTÖ nezdinde şikayet etmeye hazırlanırken, AB de benzer bir adım atabileceğini sinyali veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-Çin-AB arasındaki bu ticari gerilimden doğrudan etkilenmese de, küresel ticaret savaşlarının derinleşmesi Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Özellikle AB ile Gümrük Birliği ilişkisi kapsamında, AB'ye yönelik olası yansımalar Ankara'yı da etkileyebilir. Ayrıca, Çin'le artan ticari ilişkiler göz önüne alındığında, Türkiye'nin bu süreçte denge politikası izlemesi gerekecektir. Kısa vadede doğrudan bir etki beklenmese de, korumacılık eğilimlerinin yükselmesi Türkiye'nin ihracat odaklı büyüme stratejisini zorlayabilir.