Japonya, yüksek gelgitte toplam alanı 10 metrekareden (yaklaşık 108 fit kare) az olan, mercanlarla çevrili iki kayalığa dayanarak 150.000 mil karelik (yaklaşık 388.500 kilometrekare) bir münhasır ekonomik bölge (MEB) ilan etmiş durumda. Bu alan neredeyse Japonya'nın yüzölçümüne eşit. Okinotorishima olarak bilinen bu ıssız oluşum, Tokyo'nun Pasifik Okyanusu'ndaki geniş bir deniz yetki alanı iddiasının temelini oluşturuyor. Ancak Çin, bu kayalıkların 'ada' statüsünde olmadığını, dolayısıyla Japonya'nın bu kadar geniş bir MEB ilan edemeyeceğini savunuyor. Bu anlaşmazlık, Çin'in 'Üç Deniz' olarak adlandırdığı Doğu Çin Denizi, Güney Çin Denizi ve Filipin Denizi'ndeki genişlemeci politikalarıyla birleşince, bölgede tansiyon yükseliyor.
Okinotorishima: Bir Kayalık, Devasa Bir İddia
Okinotorishima, Japonya'nın başkenti Tokyo'nun yaklaşık 1.740 kilometre güneyinde, Filipin Denizi'nde yer alıyor. Yüksek gelgitte sular altında kalan iki küçük kayalıktan oluşan bu oluşum, Japonya tarafından 1931'de ilhak edilmiş ve 1980'lerden itibaren betonarme setlerle güçlendirilerek korunmaya başlanmış. Tokyo yönetimi, bu kayalıkları 'ada' olarak kabul ettirerek 2008'de kıta sahanlığı başvurusunda bulunmuş ve 2012'de Birleşmiş Milletler'in ilgili komisyonuna Okinotorishima'nın 200 deniz mili MEB yaratabileceğini savunmuştu. Uluslararası hukuka göre, sadece 'insan yaşamını sürdürebilecek' ve 'kendi başına ekonomik hayatı olan' adalar MEB yaratabilir; kayalıklar ise sadece 12 deniz mili kara sularına sahip olabilir. Çin, Okinotorishima'nın bu tanıma uymadığını, dolayısıyla Japonya'nın 150.000 mil karelik iddiasının hukuki dayanağı olmadığını öne sürüyor. Bu tartışma, sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki müttefiki Japonya'ya verdiği destek nedeniyle uluslararası bir boyut kazanmış durumda.
Japonya, Okinotorishima'da yapay resifler oluşturarak ve deniz yapıları inşa ederek kayalıkların 'ada' statüsünü güçlendirmeye çalışıyor. 2014'te başlatılan projeyle bölgede bir liman ve gözlemevi inşa edildi. Çin ise bu girişimleri 'uluslararası hukukun ihlali' olarak nitelendiriyor ve kendi bilimsel araştırma gemilerini bölgeye göndererek karşı hamle yapıyor. 2016'da Çin Donanması'na ait bir gemi, Okinotorishima yakınlarında Japonya'nın uyarılarına rağmen araştırma faaliyeti yürütmüştü. Bu tür olaylar, iki ülke arasında zaman zaman yaşanan diplomatik krizlere yol açıyor.
Çin'in Üç Deniz Stratejisi ve Bölgesel Gerilim
Çin'in 'Üç Deniz' olarak tanımladığı Doğu Çin Denizi, Güney Çin Denizi ve Filipin Denizi, Pekin'in deniz gücünü projekte etmek için kilit önem taşıyor. Doğu Çin Denizi'nde Japonya ile Senkaku/Diaoyu adaları üzerinde egemenlik anlaşmazlığı devam ediyor. Çin, 2013'te bölgede hava savunma tanımlama bölgesi (ADIZ) ilan ederek gerilimi artırmıştı. Güney Çin Denizi'nde ise Filipinler, Vietnam, Malezya ve Brunei ile çok taraflı anlaşmazlıklar sürüyor; Çin, dokuz çizgi hattı iddiasıyla bölgenin büyük bölümünde hak iddia ediyor. 2016'da Lahey'daki Daimi Hakemlik Mahkemesi, Çin'in dokuz çizgi hattı iddiasını uluslararası hukuka aykırı bulmuştu; ancak Pekin bu kararı tanımıyor. Filipin Denizi'nde ise Çin, son yıllarda Filipinler'e ait balıkçı teknelerine ve askeri gemilere yönelik agresif manevralarla gündeme geliyor. 2023 ve 2024'te ikinci Thomas Shoal (Ayungin Shoal) çevresinde yaşanan çatışmalar, iki ülke arasında ciddi bir krize dönüştü.
ABD, Japonya ve Filipinler ile yaptığı savunma anlaşmaları çerçevesinde bölgede varlık gösteriyor. Çin'in 'Üç Deniz'deki faaliyetleri, Washington'un 'Hint-Pasifik' stratejisi kapsamında müttefikleriyle ortak tatbikatlar düzenlemesine yol açıyor. 2024'te ABD, Japonya, Avustralya ve Filipinler, Güney Çin Denizi'nde ortak deniz tatbikatı gerçekleştirdi. Çin, bu tatbikatları 'provokasyon' olarak nitelendiriyor ve kendi askeri tatbikatlarıyla karşılık veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in Üç Deniz'deki yayılmacı politikaları ve Japonya ile yaşadığı kayalık anlaşmazlığı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer şekilde deniz yetki alanı anlaşmazlıkları yaşayan bir ülke olarak, uluslararası hukukun deniz alanlarının belirlenmesindeki rolünü yakından takip ediyor. Okinotorishima gibi küçük kayalıklara dayalı geniş MEB iddiaları, Türkiye'nin Yunanistan ile Ege ve Akdeniz'deki kara suları ve kıta sahanlığı tartışmalarında emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Çin'in bölgedeki artan etkinliği, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik ticari ve stratejik açılımlarını da etkileyebilir. Türkiye, deniz hukuku konusunda tutarlı bir pozisyon alarak, uluslararası platformlarda kayalıkların ada statüsü kazandırılmasına karşı çıkmalı ve kendi deniz yetki alanı tezlerini güçlendirmelidir.