Çin'in güney ve doğu bölgeleri, bu ay içinde yaşanan ikiz tayfunlar ve yaygın sellerin ardından, peş peşe üç yeni tayfunun daha yaklaşmasıyla yeniden alarm durumuna geçti. Ülkenin en üst düzey sel kontrolü ve kuraklıkla mücadele kurumu, Çarşamba günü acil bir kurumlar arası toplantı düzenleyerek, beklenen 12. adlandırılmış fırtına öncesinde afet önleme çalışmalarını koordine etti. Meteoroloji yetkilileri, önümüzdeki 48 saat içinde en az üç tropikal siklonun Çin kıyılarını etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Gelişmenin arka planı
Ağustos ayının başından bu yana Çin, şiddetli hava olaylarıyla boğuşuyor. Bavi ve Maysak tayfunları, özellikle Zhejiang ve Fujian eyaletlerinde büyük hasara yol açtı. Maysak, 3 Eylül'de Kore Yarımadası'na yönelirken Çin'in kuzeydoğu bölgelerinde de etkili oldu. Bu iki tayfun, milyonlarca insanı etkiledi ve tarım arazilerinde ciddi kayıplara neden oldu.
Şimdi ise Çin Ulusal Meteoroloji Merkezi, Filipinler açıklarında oluşan üç yeni alçak basınç alanının tropikal fırtınaya dönüştüğünü ve Güney Çin Denizi ile Doğu Çin Denizi üzerinden hareket ettiğini bildirdi. Bu fırtınaların, hafta sonuna doğru Hainan Adası'ndan Şanghay'a kadar geniş bir kıyı şeridini etkilemesi bekleniyor. Yetkililer, özellikle Yangtze Nehri havzasında halen devam eden sel tehlikesine karşı setlerin güçlendirilmesi ve tahliye planlarının hazırlanması talimatı verdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Asya-Pasifik bölgesi, iklim değişikliğine bağlı olarak tropikal fırtınaların sıklığında ve şiddetinde artış yaşıyor. Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olarak, bu tür doğal afetlerin tedarik zincirleri, lojistik ve enerji altyapısı üzerinde küresel etkileri olabiliyor. Örneğin, Şanghay limanı gibi kritik ticaret merkezlerinin kapanması, uluslararası deniz ticaretini aksatabiliyor. Ayrıca, Çin'in tarım üretimindeki düşüş, küresel gıda fiyatlarını etkileyebiliyor. Bölgesel olarak, komşu ülkeler Vietnam, Filipinler ve Japonya da benzer hava koşullarından etkileniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'deki bu hava olayları, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Türkiye, Çin'den önemli miktarda hammadde ve ara malı ithal etmektedir; özellikle Şanghay ve Shenzhen gibi limanların kapanması, teslim sürelerini uzatabilir ve maliyetleri artırabilir. Ayrıca, Çin'in tarımsal üretimindeki düşüş, dünya gıda fiyatlarını yükseltebilir ve bu da Türkiye'nin gıda enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Jeopolitik olarak, iklim kaynaklı göç ve istikrarsızlık, Doğu Asya'da dengeleri değiştirebilir; ancak bu etkiler dolaylı ve orta vadede hissedilebilir.