Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'un Çin Komünist Partisi'nin kuruluşunun 105. yıl dönümü dolayısıyla gönderdiği tebrik mesajına yanıt vererek, iki ülke arasındaki ilişkilerin 'uzun vadeli' ve 'istikrarlı' bir şekilde geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Şi, mesajında Çin ve Kuzey Kore arasındaki geleneksel dostluğun önemine dikkat çekerek, karşılıklı saygı ve stratejik güvenin artırılması gerektiğini ifade etti. Bu açıklamalar, iki ülkenin son yıllarda sınırlı düzeyde seyreden diplomatik temaslarına yeni bir ivme kazandırabileceği yönünde yorumlanıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, Şi Jinping'in mesajı 9 Temmuz 2025 tarihinde Kim Jong-un'a iletilmiştir. Kim Jong-un, daha önce 1 Temmuz'da Çin Komünist Partisi'nin kuruluş yıl dönümü kutlamaları kapsamında Şi'ye bir tebrik mesajı göndermişti. Bu karşılıklı mesaj trafiği, iki ülke arasındaki diplomatik iletişimin canlılığını göstermektedir. Uzmanlar, Kuzey Kore'nin uluslararası yaptırımlar ve pandemi sonrası ekonomik zorluklarla boğuşurken Çin ile ilişkilerini geliştirme çabası içinde olduğuna işaret ediyor. Çin ise Kore Yarımadası'nda istikrarın sağlanması ve ABD'nin bölgedeki etkisinin dengelenmesi açısından Kuzey Kore ile ilişkileri stratejik önemde görüyor.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi, 2024 yılında pandemi öncesi seviyelere kademeli olarak yaklaşmış, özellikle Çin'in Kuzey Kore'ye yaptığı gıda ve enerji yardımı belirgin şekilde artmıştır. Şi'nin açıklamaları, bu ekonomik iş birliğinin daha da derinleştirilebileceğine işaret etmektedir. Ayrıca, Kuzey Kore'nin nükleer programı ve insan hakları ihlalleri konusundaki uluslararası eleştirilere rağmen Çin, Pyongyang yönetimiyle diyaloğu sürdürme kararlılığını göstermiştir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Şi Jinping'in bu açıklamaları, ABD ve müttefiklerinin Kuzey Kore'ye yönelik yaptırım rejimini sıkılaştırdığı bir döneme denk gelmiştir. Washington yönetimi, Kuzey Kore'nin kıtalararası balistik füze denemelerine karşılık olarak BM Güvenlik Konseyi'nde yeni yaptırım kararları alınması için çaba göstermektedir. Bu bağlamda Çin'in tavrı kritik önem taşımaktadır. Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde veto yetkisine sahip olması nedeniyle yeni yaptırımların kabul edilmesini engelleyebilecek güçtedir. Şi'nin 'uzun vadeli' vurgusu, Çin'in Kuzey Kore'yi diplomatik yalnızlığa itmeden, kademeli bir angajman politikası izleyeceği şeklinde yorumlanıyor.
Diğer yandan, bölgedeki Rusya-North Kore ilişkileri de gelişmektedir; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçtiğimiz ay Pyongyang'ı ziyaret etmesi, iki ülke arasında askeri ve ekonomik iş birliğinin arttığını göstermiştir. Çin, bu ittifakın kendi bölgesel çıkarlarını dengeleyecek bir şekilde yönetilmesi için dikkatli bir diplomasi izlemektedir. Uzmanlar, Şi'nin mesajının aslında Moskova'ya da 'Çin'in Kore Yarımadası'nda hâlâ anahtar oyuncu olduğu' sinyalini verdiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Asya'daki dengeleri dikkate alan dış politika anlayışı açısından önemlidir. Çin-Kuzey Kore yakınlaşması, Kore Yarımadası'nda istikrarı artırabilir; bu durum Türkiye'nin bölgedeki ticari ve diplomatik ilişkileri için olumlu bir ortam yaratır. Öte yandan, Çin'in Kuzey Kore'yi desteklemesi, nükleer silahlanma konusunda uluslararası çabaları zayıflatabileceğinden Türkiye'nin BM ve NATO çerçevesindeki tutumunu etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte diplomasiye ağırlık veren bir yaklaşımı benimseyerek, hem Çin'le ekonomik iş birliğini sürdürürken hem de bölgesel güvenlik kaygılarını dengede tutmaya çalışacaktır.