Çin, ABD ile imzaladığı birinci faz ticaret anlaşması kapsamında bu yıl 25 milyon ton soya fasulyesi satın alma taahhüdünün yarısından fazlasını yerine getirmiş durumda. Ancak Amerikan tarım ürünlerine yönelik milyarlarca dolarlık ek alım sözü büyük ölçüde askıya alınmış durumda. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında önümüzdeki haftalarda yapılması planlanan zirve öncesinde ticaret ateşkesini zorlu bir sınava sokuyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Mevcut Durum
ABD ve Çin, Ocak 2020'de imzalanan birinci faz ticaret anlaşmasıyla, Pekin'in 2020 ve 2021 yıllarında ABD'den ek 200 milyar dolar değerinde mal ve hizmet satın almasını öngörüyordu. Bu kapsamda tarım ürünleri için 40 milyar dolarlık bir alım hedefi belirlenmişti. Anlaşmanın ilk yılında Çin, hedefin yalnızca yüzde 59'unu gerçekleştirebildi. 2021'de ise pandemi kaynaklı küresel tedarik zinciri sorunları ve fiyat artışlarına rağmen, Çin'in alımları bir miktar hızlandı ancak yine de hedefin altında kaldı.
2023 yılına gelindiğinde, ABD'li yetkililer Çin'in taahhütlerini tam olarak yerine getirmediğini sık sık dile getirdi. Tarım Bakanlığı verilerine göre, Çin geçen yıl ABD'den yaklaşık 33 milyar dolarlık tarım ürünü satın aldı; bu rakam 2020'deki 23 milyar doların üzerinde olsa da 40 milyar dolarlık yıllık hedefin oldukça altında. Özellikle soya fasulyesi dışındaki ürünlerde (mısır, buğday, pamuk, domuz eti) alımlar beklenenin altında seyretti.
Bu yılın ilk yarısında Çin, ABD'den 15 milyon tonun üzerinde soya fasulyesi aldı; bu, yıllık 25 milyon tonluk taahhüdün yarısından fazlasına denk geliyor. Ancak diğer tarım ürünlerine yönelik ek alımlar neredeyse durma noktasında. Çinli alıcılar, Brezilya'dan daha ucuz ve rekabetçi fiyatlarla soya fasulyesi temin etmeye devam ederken, ABD ürünlerine olan ilgi azalmış durumda. Ayrıca Çin'in kendi iç piyasasındaki yavaşlama ve Afrika domuz vebası sonrası toparlanan domuz üretimi, yem talebini düşürerek ABD'den mısır ve soya küspesi alımlarını sınırlıyor.
Küresel Ticaret ve Diplomatik Boyut
ABD'li tarım grupları ve senatörler, Çin'in taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda yeni bir ticaret gerilimi yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle 2024 seçimleri öncesinde Başkan Trump, Çin'e karşı sert söylemini sürdürüyor ve anlaşmanın tam olarak uygulanması konusunda baskı yapıyor. Öte yandan Çin, ABD'nin çip ihracatına getirdiği kısıtlamalar ve Tayvan konusundaki tutumu nedeniyle ticaret anlaşmasını bir koz olarak kullanmayı sürdürüyor.
Uzmanlar, Çin'in soya fasulyesi alımlarını stratejik bir araç olarak kullandığını belirtiyor. Zira soya fasulyesi, ABD'nin en büyük tarım ihracat kalemi ve Çin de dünyanın en büyük soya ithalatçısı. Dolayısıyla Pekin, bu ürün üzerinden Washington'a mesaj gönderebiliyor. Ancak mısır, buğday gibi diğer ürünlerde alternatif tedarikçilerin (Brezilya, Arjantin, Ukrayna, Rusya) devreye girmesi, Çin'in elini rahatlatıyor.
Önümüzdeki zirvede tarafların, birinci faz anlaşmasının geleceğini ve olası yeni taahhütleri masaya yatırması bekleniyor. ABD, Çin'den tarım alımlarını artırmasını ve fikri mülkiyet, teknoloji transferi gibi yapısal reformları hızlandırmasını talep ediyor. Çin ise ABD'nin ek gümrük vergilerini kaldırmasını ve Çinli teknoloji şirketlerine yönelik yaptırımları hafifletmesini istiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret gerilimi ve tarım alımlarındaki dalgalanmalar, küresel emtia fiyatları üzerinden Türkiye'yi dolaylı olarak etkiliyor. Türkiye, tarım ürünleri ithalatında büyük ölçüde Rusya ve Ukrayna'ya bağımlı; ancak soya fasulyesi ve mısır gibi ürünlerde ABD ve Brezilya'dan da alım yapıyor. Çin'in ABD'den alımları kısması, küresel fiyatları düşürerek Türkiye'nin ithalat faturasını hafifletebilir. Öte yandan ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi, Türk ihracat pazarlarında belirsizlik yaratarak risk iştahını azaltabilir. Ayrıca Türkiye, ABD ile ilişkilerinde denge politikası izlerken, Çin ile artan ticaret hacmi ve Kuşak-Yol projesi kapsamındaki iş birliği, Ankara'nın pozisyonunu etkileyebilir.