Çin Komünist Partisi'nin resmi yayın organı Halkın Günlüğü'nde, kadınların annelik rolünü vurgulayan haberlerin arttığı yönündeki gözlemler, ülkenin toplumsal cinsiyet söyleminde önemli bir değişime işaret ediyor. Uzun yıllardır Mao Zedong'un 'Kadınlar gökyüzünün yarısını taşır' sözüyle sembolleşen eşitlikçi söylem, son dönemde yerini daha geleneksel bir annelik vurgusuna bırakıyor gibi görünüyor. Bu değişim, Çin'in hızla düşen doğum oranlarına çözüm arayışı ve krizdeki nüfus politikaları bağlamında değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı
1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, ÇKP'nin ilk yasal düzenlemelerinden biri, görücü usulü evlilikleri yasaklayan ve kadınlara boşanma hakkı tanıyan Evlilik Yasası olmuştu. Bu adım, Mao'nun 'Kadınlar gökyüzünün yarısını taşır' sözünün bir slogandan öteye geçtiğinin kanıtıydı. Kadınların iş gücüne katılımı teşvik edilmiş, eğitim ve kariyer olanakları genişletilmişti. Ancak bu ilerlemenin bir bedeli de oldu: özellikle tek çocuk politikası döneminde kadınlar, hem iş hem de ev sorumlulukları arasında sıkıştı.
Bugün Çin, dünyanın en düşük doğum oranlarından birine sahip. 2023'te doğum oranı binde 6,39'a gerileyerek rekor kırdı. Bu durum, yaşlanan nüfus ve azalan iş gücü nedeniyle ekonomik büyüme için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Hükümet, üç çocuk politikası da dahil olmak üzere çeşitli teşvikler uyguladı, ancak bunlar yetersiz kaldı. Kadınlar, çocuk bakım maliyetleri, iş-yaşam dengesi ve kariyer baskıları nedeniyle çocuk sahibi olmaktan kaçınıyor.
Bu bağlamda, Halkın Günlüğü'nün son dönemdeki yayınları, kadınları annelik rolüne daha fazla teşvik eden bir anlatıya işaret ediyor. Başlıklarda 'kutsal annelik', 'ailenin temeli anne' gibi ifadeler daha sık yer alıyor. Parti gazetesinin bu tutumu, hükümetin doğum oranlarını artırma hedefiyle örtüşüyor. Ancak bu söylem, kadınların bireysel tercihlerini ve kariyer hedeflerini göz ardı ederek geri adım olarak eleştiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in kadın-annelik söylemindeki bu değişim, yalnızca iç politikayı değil, bölgesel ve küresel dengeleri de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Asya'nın diğer ülkeleri olan Japonya ve Güney Kore de benzer nüfus krizleriyle boğuşuyor. Japonya'da doğum oranları 2023'te rekor düşüş kaydederken, Güney Kore'de kadınların iş gücüne katılımının artmasına rağmen doğurganlık hızı dünya ortalamasının çok altında. Bu ülkeler, kadınların iş ve aile yaşamını dengelemesi için kreş desteği, ebeveyn izni gibi politikalar geliştiriyor, ancak sonuçlar henüz tatmin edici değil.
Çin'in bu alandaki tercihi, feminist gruplar tarafından yakından izleniyor. Halkın Günlüğü'nün annelik vurgusunu artırması, kadınların toplumsal rollerinin yeniden tanımlanmasına yönelik bir girişim olarak yorumlanıyor. Bu durum, küresel ölçekte kadın hakları mücadelesine de olumsuz bir sinyal gönderebilir. Öte yandan, bazı analistler bu söylemin yalnızca doğum oranlarını artırma amacına yönelik olduğunu ve kadınların iş gücüne katılımını azaltmayacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'de yaşanan bu anlatı değişimi, Türkiye'nin kendi nüfus politikaları açısından karşılaştırmalı bir örnek sunuyor. Türkiye'de de doğum oranları düşüş eğiliminde ve hükümet, aile kurumunu güçlendirme politikaları izliyor. Ancak Çin'de olduğu gibi kadınların kariyer baskıları ve çocuk bakım maliyetleri benzer sorunlar yaratıyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin kadın istihdamını artırma ve doğum oranlarını koruma hedefleri arasında denge kurması gerektiğine dair önemli bir ders içeriyor. Ayrıca Çin'in bu politikalarının Asya'daki etkisi, küresel ekonomik dengeleri değiştirebilir; bu da Türkiye'nin bölgesel ilişkilerini ve ticaret ortaklıklarını dolaylı yoldan etkileyebilir.