Çin'in nüfus politikasının arkasındaki isim roket bilimci Qian Xuesen'di. 1980'lerde Çin'in nüfus artışını kontrol altına almak için tek çocuk politikasını savunan Qian, ülkenin nüfusunu 2020'de 1,4 milyar yerine 320 milyona düşürmeyi hedeflemişti. Ancak bu hedef tutmadı ve Çin nüfusu 1,4 milyarı aştı. Şimdi ise uzmanlar, politikanın beklenmedik sonuçlarıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Politikanın Arka Planı
Qian Xuesen, Çin'in uzay ve füze programının öncüsüydü. 1979'da yaptığı bir konuşmada, nüfus kontrolünün bilimsel yöntemlerle çözülebileceğini savundu. Qian, her ailenin tek çocuk sahibi olması gerektiğini ve bu sayede nüfusun 2020'de 320 milyona düşeceğini öngördü. Bu fikir, 1979'da tek çocuk politikasının benimsenmesinde etkili oldu. Politika, 1980'de resmen yürürlüğe girdi ve 2015'e kadar sürdü. Ancak Qian'ın projeksiyonları, doğum oranlarındaki düşüşün beklenenden yavaş olması nedeniyle tutmadı.
Tek çocuk politikası, kırsal kesimde yaşayanlar için bazı istisnalar içeriyordu; örneğin, ilk çocuk kız ise ikinci çocuğa izin veriliyordu. Ancak şehirlerde sıkı bir şekilde uygulandı. Politika, 2015'te iki çocuk, 2021'de ise üç çocuk iznine dönüştürüldü. Buna rağmen doğum oranları düşmeye devam etti. 2022'de Çin nüfusu 60 yıl sonra ilk kez azaldı.
Qian Xuesen'in nüfus konusundaki uzmanlığı yoktu; kendisi bir mühendisti. Ancak dönemin liderleri üzerinde büyük etkisi vardı. Qian'ın önerisi, Mao Zedong sonrası dönemde nüfus artışının ekonomik kalkınmayı engelleyeceği endişesiyle hızla kabul gördü. O dönemde Çin, nüfusunu kontrol altına alarak kaynakları daha verimli kullanmayı amaçlıyordu.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Çin'in nüfus yapısındaki değişim, sadece ülke içinde değil, küresel ekonomik dengeler açısından da önemli. Çin, dünyanın en büyük imalatçısı ve ihracatçısı konumunda. İşgücü nüfusunun azalması, üretim maliyetlerini artırabilir ve küresel tedarik zincirlerini etkileyebilir. Ayrıca, yaşlanan nüfus, sağlık ve emeklilik sistemleri üzerinde baskı oluşturuyor.
Uzmanlar, Çin'in nüfusunun 2100'e kadar 700 milyonun altına düşebileceğini öngörüyor. Hatta bazı modeller, 320 milyon gibi düşük bir rakamı bile mümkün görüyor. Ancak bu projeksiyonlar, doğum oranlarının seyrine bağlı. Çin'de toplam doğurganlık hızı 1,3 seviyesinde, yani nüfusun kendini yenileme eşiği olan 2,1'in oldukça altında. Bu durum, nüfusun hızla yaşlanacağı anlamına geliyor.
Hükümet, doğum oranlarını artırmak için çeşitli teşvikler sunuyor: vergi indirimleri, kreş desteği, konut yardımları. Ancak genç nesil, yüksek yaşam maliyetleri ve iş baskısı nedeniyle çocuk yapmaktan kaçınıyor. Ayrıca, tek çocuk politikasının yarattığı "küçük imparator" sendromu ve aile yapısındaki değişim, geleneksel değerleri de dönüştürdü.
Qian Xuesen'in hikayesi, bilim insanlarının uzmanlık alanları dışındaki konularda politika belirlemesinin risklerini gösteriyor. Qian, roket biliminde dahi olsa da, nüfus dinamiklerini yanlış değerlendirdi. Bu durum, Çin'in bugün karşı karşıya olduğu demografik krizin anlaşılmasında önemli bir ders.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in nüfus projeksiyonlarındaki sapma, Türkiye için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri. Çin'deki işgücü azalması ve üretim maliyetlerinin artması, küresel tedarik zincirlerinde kaymalara yol açabilir; bu da Türk ihracatçıları için yeni fırsatlar veya riskler yaratabilir. Ayrıca, yaşlanan Çin nüfusu, sağlık ve emeklilik harcamalarını artırarak iç talebi düşürebilir, bu da Türkiye'nin Çin'e yönelik ihracatını etkileyebilir. Türkiye'nin genç nüfus avantajını koruması, uzun vadede rekabet gücünü artırabilir. Ancak Çin'in demografik dönüşümü, küresel ekonomik yavaşlama riskini de beraberinde getiriyor.