Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de binlerce kişi, hükümetin tartışmalı seçmen kütüğü revizyonunu protesto etmek için sokaklara döküldü. Polis, gösterilere izin verilmeyeceğini açıklamasına rağmen eylemlerini sürdüren yüzlerce kişiyi gözaltına aldı. Ülke genelinde 130 milyon kişinin seçmen kütüğünden çıkarıldığı veya çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Muhalefet ve sivil toplum kuruluşları, bu revizyonun özellikle yoksul, azınlık ve kırsal kesimde yaşayan seçmenleri hedef aldığını savunuyor.
Seçmen Kütüğü Tartışmasının Arka Planı
Hindistan Seçim Komisyonu tarafından yürütülen seçmen listesi güncelleme çalışmaları, ülkenin demokratik sürecine gölge düşürdüğü gerekçesiyle eleştiriliyor. Komisyon, 2023 yılında başlattığı ve 2024'te hızlandırdığı revizyon kapsamında, ölü veya taşınmış seçmenlerin kayıtlardan düşürüldüğünü belirtiyor. Ancak bağımsız gözlemciler, çıkarılan isimlerin büyük bölümünün hâlâ hayatta olduğunu ve herhangi bir gerekçe gösterilmediğini aktarıyor. Özellikle Müslümanlar, Dalitler (dokunulmazlar) ve Adivasiler (kabileler) gibi marjinal grupların yoğun yaşadığı bölgelerde kayıt silme oranlarının orantısız biçimde yüksek olduğu iddia ediliyor.
Protestocular, seçim komisyonunun şeffaf olmadığını ve itiraz mekanizmalarının etkisiz kaldığını dile getiriyor. Yeni Delhi'deki eylemde konuşan bir öğrenci, "Oy verme hakkımız elimizden alınıyor. Bu, demokrasinin gaspıdır" dedi. Polis ise gösterilerin yasak olduğunu, çünkü kamu düzenini tehdit ettiğini savunuyor. Gözaltına alınanlar arasında öğrenci grupları, insan hakları aktivistleri ve muhalefet partisi üyeleri bulunuyor.
Hindistan'da 2024 genel seçimleri öncesinde seçmen kütüğü operasyonu siyasi tansiyonu artırdı. Ana muhalefet partisi Kongre, iktidardaki Bharatiya Janata Partisi'ni (BJP) seçmen tabanını şekillendirmekle suçluyor. BJP ise suçlamaları reddediyor ve revizyonun yasal bir zorunluluk olduğunu, hayali seçmenlerin temizlenmesinin seçim güvenliği için gerekli olduğunu savunuyor. Seçim Komisyonu, 130 milyon rakamını doğrudan doğrulamasa da, milyonlarca kaydın "askıya alındığını" kabul ediyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Hindistan, dünyanın en büyük seçmen kitlesine sahip ülkesi olarak demokratik standartlar açısından yakından izleniyor. Seçmen kütüğü tartışması, ülkenin uluslararası itibarını zedeleyebileceği gibi, bölgesel istikrarı da etkileyebilir. Güney Asya'da demokratik gerileme endişeleri artarken, Hindistan'daki gelişmeler Bangladeş, Sri Lanka ve Nepal gibi komşu ülkelerdeki sivil toplum hareketlerini de etkiliyor. Ayrıca, Hindistan'ın Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde insan hakları ve demokrasi konuları daha sık gündeme gelebilir.
Protestoların şiddete dönüşmesi halinde, ülke içinde istikrarsızlık riski doğabilir. Ekonomik açıdan, seçim belirsizliği yatırımcı güvenini sarsabilir ve Hindistan'ın yükselen piyasa statüsünü olumsuz etkileyebilir. Ancak hükümet, seçim sürecinin güvenli olduğu mesajını vermeye çalışıyor. Uluslararası toplum ise gelişmeleri yakından takip ediyor; Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği henüz resmi açıklama yapmadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Hindistan'daki seçmen kütüğü protestolarıyla doğrudan bir bağlantısı bulunmasa da, gelişme küresel demokrasi tartışmaları açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Asya-Pasifik bölgesiyle ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmeye çalışıyor. Hindistan'daki siyasi istikrarsızlık, Türk yatırımcılar ve ticaret ortakları için risk oluşturabilir. Ayrıca, seçim güvenliği ve demokratik standartlar konusundaki tartışmalar, Türkiye'nin de zaman zaman uluslararası platformlarda karşılaştığı eleştirilerle paralellik taşıyor. Türkiye, Hindistan'daki gelişmeleri yakından izleyerek, bölgesel ortaklıklarını ve ekonomik çıkarlarını koruma yönünde adımlar atabilir. Ancak şu aşamada Türk dış politikası için acil bir yansıma öngörülmüyor.