Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 27 Mart Pazartesi günü Kuzey Kore’ye iki günlük bir ziyaret gerçekleştirecek. Bu, Çin liderinin yaklaşık yedi yıl aradan sonra ilk kez Pyongyang’a gitmesi anlamına geliyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki ilişkilerin pandemi döneminde ciddi şekilde soğuması ve Kuzey Kore’nin Rusya ile bağlarını güçlendirmesi sonrasında, Çin’in bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etme çabası olarak değerlendiriliyor.
Ziyaretin arka planı: pandemi sonrası normalleşme ve Rusya faktörü
Çin ve Kuzey Kore arasındaki ticaret hacmi, pandemi sırasında Çin’in sınırlarını kapatması ve Kuzey Kore’nin ultra sıkı karantina önlemleri almasıyla birlikte önemli ölçüde düştü. İki ülke arasındaki sınır ticareti neredeyse durma noktasına gelirken, Kuzey Kore’nin ham madde ve gıda ithalatı büyük ölçüde aksadı. Bu durum, Pyongyang yönetimini alternatif tedarik yolları aramaya itti ve Moskova ile ilişkilerin geliştirilmesine zemin hazırladı.
Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı yaptırımları altında ezildiği bir dönemde, Kuzey Kore’ye enerji ve silah desteği sağlaması iki ülkeyi birbirine yakınlaştırdı. Özellikle Kuzey Kore’nin balistik füze denemelerinde Rus teknolojisinden yararlandığına dair istihbarat raporları, Batı başkentlerinde alarm zilleri çaldırdı. Çin ise bu gelişmeler karşısında, Kore Yarımadası’ndaki nüfuz kaybını telafi etmek ve Pyongyang’ı tekrar kendi yörüngesine çekmek için harekete geçti.
Xi Jinping’in ziyareti, iki ülke arasında imzalanacak bir dizi anlaşmaya sahne olacak. Uzmanlar, bu anlaşmaların ağırlıklı olarak ekonomik iş birliği, altyapı yatırımları ve sınır ticaretinin canlandırılmasını kapsayacağını tahmin ediyor. Ayrıca turizm ve kültürel değişim programlarının da ele alınması bekleniyor.
Bölgesel boyut: ABD ve Güney Kore’nin tepkisi
Xi’nin Kuzey Kore ziyareti, ABD ve Güney Kore’nin bölgedeki askeri tatbikatlarını yoğunlaştırdığı bir döneme denk geliyor. Washington ve Seul, Kuzey Kore’nin nükleer programına karşı ortak caydırıcılık politikalarını güçlendirirken, Çin’in bu hamlesi iki ittifak arasındaki gerilimi tırmandırabilir. Özellikle Güney Kore’de yeni hükümetin, Kuzey Kore ile diyalog yerine baskı politikasını benimsemesi, Çin’i Pyongyang’ın tek umudu olarak öne çıkarıyor.
Diplomatik kaynaklar, Xi’nin ziyareti sırasında Kim Jong-un’a nükleer programını sınırlaması yönünde baskı yapmasının pek olası olmadığını, aksine Çin’in BM Güvenlik Konseyi’ndeki vetosunu kullanarak Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımları hafifletmeyi hedeflediğini belirtiyor. Bu durum, ABD ve Japonya tarafından “bölgesel istikrarsızlık” olarak yorumlanacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin uzun vadeli jeopolitik hesapları açısından dolaylı ancak önemli bir anlam taşıyor. Çin’in Kuzey Kore ile yakınlaşması, ABD’nin Asya-Pasifik’teki askeri varlığını artırmasına yol açabilir. Bu durum, NATO müttefiki olarak Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü etkileyebilir. Ayrıca, Kuzey Kore’nin Rusya ile artan iş birliği, Türkiye’nin Karadeniz ve Suriye politikalarında Rusya’ya karşı elini zayıflatabilir. Ekonomik boyutta ise, Çin’in Kuzey Kore’ye yapacağı yatırımların, Türkiye’nin Orta Asya ve Kafkasya’daki ticaret yollarına etkisi izlenmeli.