İran, Nisan ayında varılan ateşkesin ardından ilk kez İsrail'e yönelik füze saldırıları düzenledi. Tahran yönetimi, bu saldırıların 'bir hafta sürecek' geniş çaplı bir operasyonun başlangıcı olduğunu açıkladı. Saldırıların ardından petrol fiyatları yüzde 3'ün üzerinde yükselirken, uluslararası piyasalarda tedirginlik hakim. İsrail ordusu ise saldırılara karşılık vereceğini duyurdu.
Gelişmenin Arka Planı
İran ve İsrail arasındaki gerginlik, Nisan 2024'te arabulucular tarafından sağlanan ateşkesle geçici olarak durmuştu. Ancak son haftalarda taraflar arasında karşılıklı suçlamalar artmış, İran'ın nükleer programına yönelik endişeler yeniden gündeme gelmişti. Tahran, bu saldırıların 'meşru müdafaa' olduğunu savunurken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'İran'ın saldırganlığına güçlü bir yanıt verileceğini' söyledi. Saldırılarda kullanılan füzelerin bir kısmı İsrail hava savunma sistemleri tarafından düşürülürken, bazı noktalarda hasar meydana geldi.
İran Devrim Muhafızları, operasyonun süreceğini ve bu hafta boyunca yeni saldırılar düzenleneceğini duyurdu. Bu açıklama, bölgede savaş korkusunu artırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran'ı 'provokasyonları durdurmaya' çağırırken, bölgeye ek askeri güç gönderdiğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu saldırılar, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da bozma potansiyeli taşıyor. İran'ın uzun menzilli füzelerle İsrail'i vurması, iki ülke arasındaki gölge savaşın doğrudan çatışmaya dönüşme riskini artırıyor. Bölge ülkeleri, tırmanan gerginlikten endişeli. Suudi Arabistan, tarafları itidale çağırırken, Katar ve Mısır arabuluculuk çabalarını hızlandırdı.
Küresel piyasalarda ise petrol fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekiyor. Brent petrol varil fiyatı 92 dolara yaklaşırken, analistler Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sorgulanması halinde fiyatların 100 doları aşabileceğini belirtiyor. Bu durum, dünya genelinde enflasyonist baskıları artırabilir. Ayrıca, ABD'nin bölgeye ek askeri sevkiyatı, NATO ve İran arasındaki gerginliği de körüklüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-İsrail arasındaki bu kriz, Türkiye'yi doğrudan etkileyen jeopolitik bir gelişmedir. Türkiye, hem İran hem de İsrail ile ekonomik ve siyasi ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, bölgede savaşın yayılması Ankara'nın enerji güvenliği ve ticaret yollarını tehdit eder. Özellikle doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji ithalat maliyetini artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk rolüne soyunması ve diplomatik inisiyatif alması beklenebilir. Kriz, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirirken, Türkiye sınır güvenliği ve mülteci akınları konularında da yeni risklerle karşı karşıya kalabilir.