ABD'nin İran'a yönelik ekonomik ve askeri baskılarını yoğunlaştırması, Çin'in Tahran'a verdiği desteğin sınırlarını gözler önüne seriyor. Analistlere göre Pekin, İran ile ilişkilerini körfezdeki diğer ortaklarıyla olan bağlarını zedelemeden yürütmeye çalışıyor. Çin, İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve 2021'de imzalanan 25 yıllık kapsamlı işbirliği anlaşmasıyla ekonomik bağlarını güçlendirdi. Ancak ABD'nin yaptırım tehditleri ve askeri varlığını artırması, Pekin'in desteğinin sınırlı kalacağını gösteriyor.
ABD Baskısı ve Çin'in Dengeli Politikası
Washington, İran'ın nükleer programını ve bölgesel faaliyetlerini gerekçe göstererek Tahran üzerindeki baskıyı artırıyor. Son aylarda ABD, İran'a yönelik yeni yaptırımlar açıkladı ve Körfez'deki askeri varlığını güçlendirdi. Bu adımlar, Çin'in İran ile olan enerji ve ticaret ilişkilerini zorlaştırıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "İran ile normal ticari ilişkilerimizi sürdürme hakkımız var" derken, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına karşı olduklarını yineledi. Ancak Pekin, yaptırımlara rağmen İran petrolü almaya devam etse de, bu ticaretin hacmi son dönemde azaldı. Analistler, Çin'in İran'a verdiği siyasi desteğin de sınırlı olduğunu, zira Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleriyle olan ilişkilerini korumak istediğini belirtiyor.
Çin'in Orta Doğu politikası, ekonomik çıkarlar ve bölgesel istikrar arasında hassas bir dengeye dayanıyor. Pekin, İran ile olan bağlarını korurken, aynı zamanda ABD ile de doğrudan bir çatışmaya girmekten kaçınıyor. Çinli yetkililer, İran'a yönelik yaptırımların kendilerini bağlamadığını savunsa da, ABD'nin ikincil yaptırım tehdidi, Çinli şirketlerin İran ile iş yapma iştahını azaltıyor. Örneğin, Çin'in İran'dan ham petrol ithalatı 2023'te günlük 1 milyon varilin üzerindeyken, 2024 başlarında bu rakam yarı yarıya düştü. Ayrıca, Çin öncülüğündeki Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında İran'da planlanan altyapı projeleri de yavaşladı.
Uzmanlar, Çin'in İran'a askeri destek verme olasılığının düşük olduğunu vurguluyor. Pekin, İran'a silah satışı konusunda temkinli davranıyor ve Birleşmiş Milletler silah ambargosuna uyduğunu belirtiyor. Çin'in önceliği, bölgedeki enerji akışının kesintisiz sürmesi ve ticaret yollarının güvenliği. Bu nedenle, İran ile İsrail arasındaki gerilimde taraf tutmaktan kaçınıyor. Çin, aynı zamanda Suudi Arabistan ile de stratejik ortaklığını derinleştiriyor; 2023'te iki ülke arasında yapılan anlaşmalarla enerji ve teknoloji işbirliği genişletildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in İran politikası, küresel güç dengeleri açısından kritik bir gösterge. ABD, İran'ı izole etmeye çalışırken, Çin ve Rusya gibi aktörlerin tavrı belirleyici oluyor. Rusya, İran ile askeri işbirliğini artırırken, Çin daha temkinli bir çizgi izliyor. Bu durum, Çin'in çok kutuplu bir dünya düzeninde kendi çıkarlarını önceliklendirdiğini gösteriyor. Pekin, İran ile olan ilişkisini ABD'ye karşı bir koz olarak kullanmaktan kaçınıyor; zira ABD ile ticaret savaşı ve Tayvan gibi konularda zaten yeterince gerilim var.
Öte yandan, Çin'in İran'a verdiği destek, Orta Doğu'daki güç projeksiyonu açısından sınırlı. Çin, bölgede askeri üs kurma veya güvenlik taahhüdü verme yoluna gitmiyor. Bunun yerine, ekonomik diplomasi ve yatırımlarla etkisini artırmaya çalışıyor. Ancak ABD'nin yaptırımları, bu stratejiyi sekteye uğratıyor. İran'ın nükleer anlaşmazlığında Çin, diplomatik çözümden yana olduğunu belirtse de, müzakerelerde aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmiyor.
Analistler, Çin'in İran'a yönelik desteğinin önümüzdeki dönemde daha da sınırlı kalacağını öngörüyor. ABD'nin baskısı arttıkça, Pekin'in pragmatik davranarak İran ile olan bağlarını gevşetebileceği, buna karşın Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini güçlendirebileceği belirtiliyor. Bu da İran'ın uluslararası arenada daha da izole olmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in İran'a verdiği desteğin sınırlı kalması, Türkiye'nin bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, İran ile ticari ve enerji ilişkilerini sürdürürken, ABD yaptırımlarına karşı denge politikası izliyor. Çin'in geri adım atması, İran'ın ekonomik olarak daha da zorlanmasına neden olabilir ve bu durum Türkiye'nin İran ile olan ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in Suudi Arabistan ve BAE ile yakınlaşması, Türkiye'nin Körfez'deki ekonomik çıkarları açısından yeni fırsatlar ve riskler yaratabilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara katılmadığını açıklamış olsa da, ABD'nin ikincil yaptırımlarından kaçınmak için dikkatli adımlar atıyor. Çin'in tutumu, Türkiye'nin bölgede yalnızlaşmaması için diplomatik manevra alanını daraltabilir.