Çin'in ihracatı Eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36,3 artış göstererek Kovid-19 salgınından bu yana en büyük sıçramayı kaydetti. Yapay zeka teknolojilerine yönelik küresel talebin hızlandırdığı artış, Pekin'in ekonomik yavaşlamayı tersine çevirme çabalarına destek verirken, küresel tedarik zincirlerinde de yeni bir dönemin işaretlerini veriyor.
İhracat patlamasının arka planı
Çin Gümrük İdaresi'nin açıkladığı verilere göre, Eylül ayında ihracat 305 milyar doları aşarak yıllık bazda yüzde 36,3'lük bir artış gösterdi. Bu, Nisan 2020'de kaydedilen yüzde 32,8'lik artıştan bu yana en yüksek oran. Salgının ilk aylarında maske ve tıbbi ekipman talebiyle başlayan ihracat artışı, şimdi yerini yüksek teknoloji ürünlerine bırakmış durumda. Özellikle yapay zeka çipleri, sunucular, veri merkezi ekipmanları ve elektrikli araçlar için lityum iyon bataryalar ihracatın motoru oldu.
Uzmanlar, artışın arkasında iki temel faktörün yattığını belirtiyor: Birincisi, OpenAI'nin ChatGPT'siyle başlayan ve tüm dünyada şirketlerin yapay zeka altyapısına yatırım yapmasına yol açan küresel yapay zeka yarışı. İkincisi ise Batılı ekonomilerin enflasyonla mücadele kapsamında faiz indirimlerine gitmesiyle canlanan tüketici talebi. Çin, bu iki dalgayı birleştirerek hem geleneksel hem de yeni nesil ürünlerde ihracatını katladı.
Ancak veriler, ithalatta aynı hızda bir artış olmadığını gösteriyor. İthalat yüzde 17,6 artarken, ticaret fazlası 85 milyar dolara ulaştı. Bu durum, Çin'in iç talebindeki zayıflığın devam ettiği yönündeki endişeleri güçlendiriyor. Pekin yönetimi, emlak krizinin gölgesinde tüketimi canlandırmak için ek teşvik paketleri açıklasa da, ithalat artışının sınırlı kalması, ekonomik toparlanmanın dengesiz bir seyir izlediğini gösteriyor.
Küresel ticaret ve jeopolitik boyut
Çin'in ihracatındaki bu sıçrama, ABD ve Avrupa Birliği'nin yeni ticaret kısıtlamalarına rağmen gerçekleşti. Washington, gelişmiş çiplerin Çin'e satışını kısıtlarken, Çin'in yapay zeka donanımı ihracatı ise farklı bir kanaldan ilerliyor: Asya, Latin Amerika ve Afrika pazarları. Özellikle Güneydoğu Asya ülkelerine yapılan çip ve elektronik bileşen ihracatı, bölgesel tedarik zincirlerinin Çin merkezli bir yapıya evrildiğini gösteriyor.
Avrupa Birliği ise Çin'in elektrikli araç ihracatına karşı anti-sübvansiyon soruşturması başlatmış durumda. Eylül verileri, AB'nin bu hamlesinin Çin'in genel ihracat performansını henüz etkilemediğini ortaya koyuyor. Ancak önümüzdeki aylarda Brüksel'in ek gümrük vergileri uygulaması halinde, otomotiv sektöründe bir yavaşlama görülebilir.
Küresel ölçekte ise yapay zeka talebi, yarı iletken ve veri merkezi ekipmanlarında arz sıkıntısı yaratmış durumda. Çin, dünyanın en büyük çip ithalatçısı olmasına rağmen, olgun teknoloji çiplerinde (28 nanometre ve üzeri) üretim kapasitesini artırarak bu açığı kapatmaya çalışıyor. Bu durum, ABD'nin teknoloji ablukasının etkisini kısmen azaltıyor.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler açısından ise Çin'in ihracat atağı, hem fırsat hem de tehdit anlamına geliyor. Ucuz Çin ürünleri, yerel üreticiler üzerinde baskı oluştururken, yapay zeka altyapısı için gerekli donanımın maliyetini düşürebilir. Ayrıca Çin'in ticaret fazlası vermesi, küresel döviz rezervlerinde ve emtia fiyatlarında dalgalanma yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in ihracatındaki yapay zeka kaynaklı sıçrama, Türkiye'nin dış ticaret dengesi ve teknoloji politikaları açısından yakından izlenmeli. Türkiye, Çin'den yaptığı ithalatta elektronik ve makine kalemlerinde artış yaşayabilir; bu da cari açığı olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, yapay zeka donanımına erişimin kolaylaşması, Türk girişimlerinin rekabet gücünü artırabilir. Ancak AB'nin olası korumacı önlemleri, Türkiye'nin Çin ile AB arasında bir tedarik köprüsü olma potansiyelini de gündeme getiriyor. Ankara'nın, hem AB hem de Çin ile dengeli bir ticaret politikası izlemesi kritik.