Batı medyasında ve mali basında kök salmış bir korku senaryosu dolaşıyor: Çin, gelişmiş pazarları doyurduktan sonra şimdi de gelişmekte olan ülkelerin kırılgan sanayilerini ezmeyi ve onların sanayi hayallerini kapıyı çarparak engellemeyi hedefliyor. Bu, kulağa hoş gelen ama gerçeği yansıtmayan bir hikaye. Oysa veriler ve sahadaki gelişmeler, Çin'in ihracatının Küresel Güney olarak adlandırılan ülkelerin sanayi motorlarını beslediğini, onlara yeni fırsatlar sunduğunu ve karşılıklı bağımlılığı artırdığını gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Çin, son yirmi yılda dünya ticaretinin en önemli aktörlerinden biri haline geldi. Özellikle makine, elektronik, inşaat malzemeleri ve yeşil enerji teknolojilerinde ihracatını katlayarak büyüttü. Batılı analistler, Çin'in bu ihracatının gelişmekte olan ülkelerin yerel üretimini baltaladığını ve bu ülkelerin sanayileşme süreçlerini sekteye uğrattığını öne sürüyor. Ancak bu argüman, ticaretin doğasını ve küresel değer zincirlerinin işleyişini göz ardı ediyor. Çin, yalnızca nihai tüketim ürünleri ihraç etmiyor; aynı zamanda gelişmekte olan ülkelere ara mallar, makine parçaları ve teknoloji transferi sağlıyor. Bu durum, bu ülkelerin kendi sanayilerini kurmalarına ve geliştirmelerine olanak tanıyor.
Örneğin, Vietnam, Bangladeş ve Hindistan gibi ülkeler, Çin'den ithal ettikleri makine ve ara girdilerle kendi üretim üslerini oluşturdular. Çin'in doğrudan yatırımları da bu ülkelerdeki fabrikaların kurulmasında kritik rol oynadı. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yaptığı altyapı yatırımları, birçok Afrika ve Asya ülkesinde ulaşım ve enerji altyapısını güçlendirerek sanayileşmenin önünü açtı. Bu yatırımlar, yalnızca Çin'in çıkarlarına hizmet etmiyor; aynı zamanda ev sahibi ülkelerin ekonomik kalkınmasına da ivme kazandırıyor.
Öte yandan, Çin'in iç pazarının büyüklüğü, gelişmekte olan ülkelerin tarım ürünleri, tekstil ve hammadde ihracatı için devasa bir pazar anlamına geliyor. Pekin yönetimi, birçok gelişmekte olan ülkeye tarife muafiyetleri ve tercihli ticaret anlaşmaları sunarak bu ülkelerin Çin'e ihracatını artırmayı teşvik ediyor. Bu karşılıklı bağımlılık, Batı'nın öne sürdüğü sıfır toplamlı oyun anlayışının aksine, pozitif toplamlı bir ilişki yaratıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Çin'in Küresel Güney ile ticari ilişkileri, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik sonuçlar doğuruyor. Batı'nın Çin'i tecrit etme girişimleri, Çin'in bu ülkelerle ticari bağlarını derinleştirmesine yol açtı. Özellikle pandemi sonrası dönemde, tedarik zinciri kırılganlıkları, gelişmekte olan ülkelerin Çin ile daha yakın iş birliği yapmasına neden oldu.
Güneydoğu Asya'da Çin'in etkisi, ASEAN ülkeleriyle yapılan ticaret anlaşmaları ve altyapı projeleriyle hızla artıyor. Afrika'da Çin, Çin-Afrika İş Birliği Forumu (FOCAC) çerçevesinde kıta genelinde yüzlerce projeye imza attı. Latin Amerika'da da Çin, Brezilya, Arjantin ve Şili gibi ülkelerle ticaret hacmini büyüttü. Bu coğrafyalarda Çin, yalnızca bir ticaret ortağı değil, aynı zamanda finansman ve teknoloji kaynağı olarak görülüyor.
Çin'in bu yaklaşımı, Batı'nın gelişmekte olan ülkelere yönelik dayattığı ön koşullara dayanan yardım politikalarına bir alternatif oluşturuyor. Pekin yönetimi, söz konusu ülkelerin iç işlerine karışmadan, altyapı yatırımları ve ticaret anlaşmalarıyla iş birliğini derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye açısından hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türkiye, Çin'in Küresel Güney'e açılımını, kendi ihracatını artırmak için bir fırsat penceresi olarak değerlendirebilir. Çin'in Orta Asya ve Afrika'daki yatırımları, Türk müteahhitlik firmaları ve tedarikçileri için yeni iş imkanları yaratabilir. Öte yandan, Çin'in gelişmekte olan piyasalardaki agresif fiyat politikaları, Türk üreticilerin rekabet gücünü tehdit edebilir. Türkiye'nin, bu dengeyi gözeterek hem Çin ile ticari ilişkilerini çeşitlendirmesi hem de kendi sanayisini koruyacak politikalar izlemesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ve ulaştırma alanlarında Çin'in girişimlerine dahil olması, bölgesel ticaret koridorlarında söz sahibi olmasını sağlayabilir.