Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin, düzenlediği basın toplantısında, G20 ülkeleri arasındaki "görüş ayrılıklarının" zirvede ortak bir bildiri üzerinde uzlaşmaya varılmasını engellediğini belirtti. Sözcü, taslak bildiri metninde tüm ülkelerin ekonomilerindeki yapısal aşırı kapasiteyi ortadan kaldırmaya yönelik adımlar atması çağrısının yer aldığını hatırlattı. Wang, "Bazı ülkelerin farklı görüşleri nedeniyle metin üzerinde tam bir mutabakat sağlanamadı" ifadelerini kullandı.
G20'de uzlaşma arayışı ve taslak metin
G20 liderler zirvesi, küresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklerin ele alındığı bir platform olma özelliğini koruyor. Ancak bu yılki toplantıda, özellikle ticaret ve sanayi politikalarına ilişkin derin görüş ayrılıkları yaşandığı görülüyor. Çinli yetkililer, taslak metindeki "aşırı kapasite" ifadesinin bazı ülkeler tarafından Çin'e yönelik bir eleştiri olarak yorumlandığını düşünüyor. Çin, kendi sanayi kapasitesinin küresel talebe uygun olduğunu savunuyor ve bu tür ifadelerin ticaret korumacılığına zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor.
G20 bildirileri geleneksel olarak tüm üyelerin onayıyla kabul edilir. Bu nedenle tek bir ülkenin itirazı bile metnin yayınlanmasını engelleyebiliyor. Çin'in açıklaması, zirvede beklenen ortak bildirinin çıkmayacağına işaret ediyor. Diplomatik kaynaklar, taslak metnin özellikle "yapısal aşırı kapasite" konusundaki ifadelerin yumuşatılması için müzakerelerin sürdüğünü ancak henüz bir sonuç alınamadığını aktarıyor. Çin, söz konusu ifadenin kendi ekonomik modeline yönelik bir eleştiri olarak algılanmasına karşı çıkıyor ve kalkınma hakkının korunması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, G20 ülkeleri arasında iklim finansmanı, borç yeniden yapılandırması ve dijital ekonomi gibi konularda da farklı yaklaşımlar bulunuyor. Ancak asıl pürüzün sanayi politikaları ve devlet destekleri olduğu belirtiliyor. Batılı ülkeler, Çin'in bazı sektörlerde aşırı üretim kapasitesi oluşturarak küresel piyasaları bozduğunu iddia ederken, Pekin yönetimi bu suçlamaları reddediyor ve kendi iç talebini artırmaya yönelik adımlar attığını söylüyor.
Küresel ekonomi ve ticaret dengeleri
G20 zirvesinde yaşanan bu tıkanıklık, küresel ekonominin parçalanma riskiyle karşı karşıya olduğu bir dönemde önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor. Dünya Ticaret Örgütü'nün son raporları, ticaret kısıtlayıcı önlemlerin arttığını ve ülkelerin sanayi politikalarına yönelmesinin küresel tedarik zincirlerinde dalgalanmalara yol açtığını ortaya koyuyor. Çin'in açıklaması, G20'nin ortak bir ekonomi gündemi oluşturma kapasitesinin sorgulanmasına neden olabilir.
Uzmanlar, G20'nin etkinliğinin azalmasının gelişmekte olan ülkeler açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Zira bu platform, küresel ekonomik yönetişimde önemli bir diyalog kanalı işlevi görüyor. Özellikle borç krizi yaşayan ülkeler için G20 bildirileri, uluslararası finans kuruluşlarına yön verme açısından kritik önem taşıyor. Çin'in tutumu, bu tür metinlerde kalkınma odaklı bir dilin benimsenmesi gerektiği yönündeki pozisyonunu yansıtıyor.
Diğer taraftan, ABD ve Avrupa Birliği'nin son dönemde uygulamaya koyduğu sübvansiyonlar ve yeşil dönüşüm teşvikleri, Çin'in eleştirilerinin odağında yer alıyor. Pekin, bu politikaların da küresel ticarette eşitsizliğe yol açtığını savunuyor. G20'deki görüş ayrılıkları, aslında daha geniş bir jeopolitik rekabetin yansıması olarak okunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
G20'de yaşanan uzlaşmazlık, Türkiye'nin dış ticaret ve sanayi politikaları açısından dikkatle izlemesi gereken bir gelişme. Türkiye, ihracat pazarlarında rekabet gücünü korumak için küresel ticaret kurallarının istikrarlı olmasını istiyor. Çin ile AB arasında yaşanan aşırı kapasite tartışması, Türk sanayicisini de dolaylı yoldan etkileyebilir; zira AB, Çin menşeli ürünlere yönelik önlemleri sıkılaştırırsa, Türkiye'nin AB pazarındaki konumu değişebilir. Ayrıca G20'nin etkinliğinin azalması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomik karar alma süreçlerinde sesini duyurmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle Ankara'nın, G20 içindeki diyalog mekanizmalarını desteklemesi ve ticaret politikalarında çok taraflılığı savunması önem taşıyor.