Güney Çin Denizi'ndeki egemenlik anlaşmazlıkları nedeniyle iki ülke arasındaki siyasi gerilim artarken, Çin'in Filipinler'e yönelik finansman akışının beklenenin aksine devam ettiği ortaya çıktı. Yeni araştırmalar, Çin'in Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. yönetimindeki Filipinler'e sağladığı kredilerin, yaygın inanışın tersine azalmadığını, hatta bazı sektörlerde arttığını gösteriyor. Bu durum, Pekin'in dış politikasında ekonomik araçları siyasi krizlerden ayrıştırdığı yönünde yorumlanıyor.
Filipinler'de Çin Sermayesinin Görünümü
Araştırma kuruluşu Rhodium Group ve Singapur merkezli düşünce kuruluşu ISEAS-Yusof Ishak Institute'un ortak raporuna göre, Çin devlet bankaları ve şirketleri, Filipinler'deki altyapı, enerji ve imalat projelerine 2023 yılında yaklaşık 500 milyon dolar yeni kredi sağladı. Bu rakam, 2021 yılındaki 350 milyon doların üzerinde. Özellikle enerji sektöründe, Çin bankaları Filipinli firmalara termik santral ve yenilenebilir enerji yatırımları için fon sağlamaya devam ediyor.
Rapor, Çin'in Filipinler'deki toplam kredi stokunun 2023 sonu itibarıyla 3 milyar doların üzerinde olduğunu tahmin ediyor. Bu kredilerin çoğu, eski Devlet Başkanı Rodrigo Duterte döneminde başlatılan büyük altyapı projelerine ait. Ancak Marcos yönetimi, Çin'e olan bağımlılığı azaltmak ve fon kaynaklarını çeşitlendirmek için Japonya ve ABD ile yeni anlaşmalara yönelse de, Çin finansmanı halen Filipin ekonomisinde önemli bir yer tutuyor.
Denizdeki Gerilime Rağmen Ekonomik İşbirliği
İki ülke arasındaki siyasi ilişkiler, özellikle Scarborough Shoal ve Second Thomas Shoal civarındaki deniz devriyeleri ve itişmeleri nedeniyle son iki yılda ciddi şekilde gerilmiş durumda. Filipinler, Çin'in bölgedeki askeri varlığını ve 'yasadışı' olarak nitelendirdiği balıkçılık faaliyetlerini protesto ediyor. Buna rağmen, Çin'in kredi verme konusunda bir siyasi koşul ileri sürmediği görülüyor. Uzmanlar, bunun nedenini Çin'in bölgedeki uzun vadeli ekonomik nüfuzunu koruma isteği ve Filipinler'in Çin pazarına olan ihracat bağımlılığı olarak açıklıyor.
Öte yandan, Filipinler'in Çin'den aldığı kredilerin şeffaflığı konusu tartışma yaratmaya devam ediyor. Bazı Filipinli milletvekilleri, borç koşullarının ağır olabileceği ve projelerin çoğunlukla Çinli müteahhitlere verildiği eleştirisini yapıyor. Ancak hükümet, bu kredilerin istihdam yarattığını ve altyapıyı geliştirdiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin-Filipinler arasındaki bu durum, Türkiye'nin dış politikası için önemli bir ders niteliği taşıyor. Ankara, Çin ile ilişkilerinde benzer bir ikilemle karşı karşıya: Bir yandan ekonomik işbirliği ve yatırım çekme arzusu, diğer yanda insan hakları, Doğu Türkistan veya güvenlik kaygıları. Filipinler örneği, Pekin'in siyasi sorunları ekonomik araçlardan tamamen ayrıştırmadığını, ancak kısa vadeli krizlerin uzun vadeli ticari ilişkileri tamamen sonlandırmadığını gösteriyor. Türkiye, Çin'den kredi ve yatırım çekerken, Filipinler gibi borç koşullarının şeffaflığına ve Asya Altyapı Yatırım Bankası gibi kurumların sağladığı fırsatların çeşitlendirilmesine dikkat etmelidir. Aksi halde, siyasi uyuşmazlıklar derinleştiğinde ekonomik kırılganlık artabilir.