Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Perşembe günü Avrupa'nın İskandinav ülkelerine nadir görülen bir ziyaret turuna başlıyor. Pekin, transatlantik ilişkilerdeki sarsıntıları kullanarak Avrupa Birliği'nin (AB) en Çin karşıtı hükümetleri arasında yer alan bu ülkelerde nüfuz açılımı yapıp yapamayacağını test ediyor. Deneyimli diplomat Wang Yi, Perşembe ve Cuma günleri Danimarka'da olacak. Ziyaret kapsamında Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen ile bir araya gelecek. Ziyaretin odak noktasının yeşil dönüşüm, Arktik iş birliği ve ticaret olduğu belirtiliyor. Ancak asıl gündem, AB-Çin ilişkilerindeki hassas dengeler ve Çin'in artan küresel etkisine karşı Avrupa'nın sertleşen tutumu. Wang Yi'nin turu, Norveç ve İsveç'i de kapsayacak şekilde planlanmış durumda. Bu ziyaretler, Çin'in Avrupa'daki imajını düzeltme ve ekonomik bağlarını güçlendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin Arka Planı
Çin, Avrupa ile ilişkilerinde son yıllarda zorlu bir dönem geçiriyor. İnsan hakları ihlalleri, Doğu Çin Denizi ve Güney Çin Denizi'ndeki gerilimler, Tayvan ve Hong Kong gibi konularda AB ülkelerinin eleştirileriyle karşı karşıya. İskandinav ülkeleri, özellikle Danimarka ve İsveç, Çin'in bu politikalarına en sert tepki veren ülkeler arasında yer alıyor. Danimarka, 2020 yılında Çin'in Hong Kong'a yönelik ulusal güvenlik yasasını kınamış, İsveç ise Çin'in Uygur Türklerine yönelik politikalarını eleştirmişti. Ayrıca İsveç, Huawei ve ZTE gibi Çinli telekomünikasyon şirketlerini 5G altyapısından çıkarma kararı almıştı. Bu bağlamda Wang Yi'nin ziyareti, Pekin'in bu ülkeleri yumuşatma ve AB içindeki Çin karşıtı ittifakı zayıflatma girişimi olarak değerlendiriliyor. Çin, ABD ile AB arasındaki transatlantik gerilimlerin arttığı bir dönemde, Avrupa'nın bir kısmını kendi safına çekmeyi umuyor. Özellikle ABD'nin İklim Değişikliği Anlaşması'ndan çekilmesi ve ticaret savaşları, Avrupa ile ABD arasında derin ayrılıklar yaratmıştı. Çin, bu boşluğu doldurarak iklim değişikliği ve ticaret gibi konularda Avrupa ile iş birliğini artırmak istiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Wang Yi'nin ziyareti, sadece AB-Çin ilişkileri açısından değil, aynı zamanda Arktik bölgesinin geleceği açısından da kritik öneme sahip. Danimarka, Grönland üzerindeki egemenliği nedeniyle Arktik Konseyi'nde önemli bir role sahip. Çin, kendisini 'Arktik'e yakın devlet' olarak tanımlıyor ve bölgedeki doğal kaynaklara ve nakliye yollarına büyük ilgi duyuyor. Ancak Çin'in Arktik'teki artan varlığı, ABD ve Avrupa tarafından dikkatle izleniyor. Ziyaret sırasında Çin, Danimarka ile Arktik araştırmaları ve denizcilik iş birliğini genişletmek isteyecek. Ayrıca İsveç ve Norveç'te de yeşil enerji ve teknoloji alanlarında iş birliği fırsatları aranacak. Ancak bu ülkeler, Çin'in teknoloji transferi ve fikri mülkiyet hakları konusundaki politikalarına karşı temkinli. Bununla birlikte, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Avrupa'ya yaptığı yatırımlar, özellikle altyapı ve liman projeleri, bazı Avrupa ülkelerini Çin'e yakınlaştırıyor. İskandinav ülkeleri ise bu konuda daha ihtiyatlı bir tutum sergiliyor. Wang Yi'nin ziyareti, Çin'in bu ülkeleri ikna etmek için ekonomik teşvikler ve diplomatik jestler kullanacağı bir sınav niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Wang Yi'nin İskandinav ziyareti, Türkiye açısından karmaşık bir tablo sunuyor. Bir yandan Çin ile AB arasındaki ilişkilerin seyri, Türkiye'nin Çin ile olan ekonomik bağlarını da etkileyebilir. Çin, Türkiye'nin en büyük ticaret ortaklarından biri ve Kuşak ve Yol Girişimi'nin önemli bir parçası. Ancak Türkiye, Çin'in Uygur politikaları nedeniyle Pekin ile zaman zaman gerilim yaşıyor. Diğer yandan, AB'nin Çin'e karşı sertleşen tutumu, Türkiye'nin Batı ile Çin arasında bir denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Türkiye, NATO üyesi olarak AB ile ABD arasındaki transatlantik bağlara önem veriyor, ancak aynı zamanda Çin ile stratejik iş birliğini derinleştirmek istiyor. Wang Yi'nin ziyareti, Çin'in Avrupa'da nüfuzunu artırması durumunda Türkiye'nin bu gelişmelere nasıl uyum sağlayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Özellikle Arktik bölgesindeki gelişmeler, Türkiye'nin deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından dolaylı etkilere sahip olabilir.