Çin, pazartesi günü Güney Pasifik Okyanusu'na doğru uzun menzilli bir denizaltından fırlatılan balistik füze (SLBM) testi gerçekleştirdi. Pekin yönetimi manevrayı “rutin” askeri eğitim olarak tanımlasa da, füzenin ulaştığı menzil ve hedef bölge Asya-Pasifik ülkelerinde tedirginlik yarattı. Analistler, bu testin Çin’in nükleer üçlü (kara, hava ve deniz tabanlı nükleer silah) kapasitesini tamamlama yolunda kritik bir adım olduğunu belirtiyor.
Gelişmenin arka planı
Test edilen füzenin, Çin’in yeni tip denizaltılarından fırlatılan JL-4 veya benzeri bir kıtalararası balistik füze olduğu tahmin ediliyor. Denizaltı kaynaklı balistik füzeler, düşmanın ilk saldırısından korunması ve karşı saldırı yeteneği sayesinde nükleer caydırıcılığın en hayati ayağını oluşturur. Çin daha önce karada konuşlu kıtalararası balistik füzeler (ICBM) ve havadan fırlatılan seyir füzelerine sahipti. Ancak denizden ateşlenebilen bir SLBM’nin başarıyla test edilmesi, Pekin’in “ikinci vuruş” kabiliyetine kavuştuğu anlamına geliyor. Bu, Çin’in nükleer stratejisinde caydırıcılığı en üst düzeye çıkaran bir dönüm noktası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Füzenin Pasifik’e düşmesi, başta Japonya, Avustralya ve ABD olmak üzere bölge ülkelerini harekete geçirdi. Tokyo, füzenin Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine düşmesini protesto ederken, Canberra olayı “istikrarsızlaştırıcı” olarak nitelendirdi. ABD ise testin uluslararası deniz hukukuna uygunluğunu sorguladı. Analistler, Çin’in bu hamlesinin Tayvan ve Güney Çin Denizi’ndeki gerilimi artıracağı görüşünde. Öte yandan Rusya, ABD’nin füze savunma sistemlerine karşı bir denge unsuru olarak testi destekleyici açıklamalar yaptı. Küresel ölçekte ise bu gelişme, nükleer silahlanma yarışının Pasifik’e kaydığına dair endişeleri körüklüyor. Çin’in füze teknolojisindeki ilerlemesi, silah kontrol anlaşmalarının geleceğini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin’in nükleer füze denemesi, Türkiye’nin de dahil olduğu NATO’nun Asya-Pasifik stratejisini doğrudan ilgilendiriyor. NATO üyesi olarak Türkiye, ittifakın Çin’in artan askeri gücüne karşı kolektif güvenlik planlarında yer alıyor. Ayrıca, Çin’in füze denemesi Türkiye’nin savunma sanayii hamleleriyle benzerlik taşıyor: Ankara da uzun menzilli füze ve uzay programlarını geliştiriyor. Bu nedenle, füze teknolojisindeki ilerlemelerin caydırıcılık üzerindeki etkileri Türkiye açısından önemli bir ders niteliğinde. Bölgesel güçlerin nükleer kabiliyetlerini artırması, Türkiye’yi çevreleyen Ortadoğu ve Avrasya’da güvenlik dengelerini yeniden şekillendirebilir.