Çin, dünyanın en hızlı yaşlanan ekonomilerinden biri haline gelirken, bu demografik dönüşümün yaratacağı ekonomik kaygılar bazı sektörler için beklenmedik fırsatlar sunuyor. Goldman Sachs'ın yayımladığı son raporda, ilaç ve biyoteknoloji sektörlerinin yaşlanan nüfusun ihtiyaçları sayesinde en büyük kazananlar arasında yer alacağı belirtiliyor. Çin'de çalışan nüfus ile emekliler arasındaki uçurum hızla büyürken, ülkenin ekonomik büyümesi ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği tehdit altında.
Demografik krizin boyutları
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2022'de 1.41 milyar olan Çin nüfusunun 2050'de 1.31 milyara düşmesi bekleniyor. Aynı dönemde 65 yaş üstü nüfus oranı yüzde 14'ten yüzde 26'ya çıkacak. Ülkenin doğurganlık hızı 2021'de 1.15'e kadar gerileyerek tarihin en düşük seviyesine indi. Çin hükümeti, 2015'te tek çocuk politikasını sonlandırmış ve 2021'de üç çocuğa izin vermiş olsa da, artan bakım maliyetleri ve şehirleşme nedeniyle doğum oranları düşmeye devam ediyor. Pekin yönetimi yakın zamanda doğumu teşvik etmek için vergi teşvikleri ve sübvansiyonlar açıkladı ancak bu önlemlerin etkisi sınırlı kaldı.
İlaç sektöründe büyüme patlaması
Goldman Sachs raporu, Çin'in yaşlanan nüfusuna bağlı olarak kronik hastalıklar, diyabet, kanser ve nörodejeneratif hastalıklara yönelik ilaç talebinin katlanarak artacağını öngörüyor. 2025 yılına kadar Çin'in ilaç pazarının 200 milyar doları aşması bekleniyor. Yerli ilaç firmaları, hükümetin biyoteknoloji alanındaki Ar-Ge yatırımlarını artırmasıyla uluslararası pazarda da rekabetçi hale geliyor. Pfizer, Roche gibi küresel devler de Çin pazarına yönelik özel ürünler geliştiriyor. Öte yandan, Çin hükümeti demografik krize karşı emeklilik yaşını kademeli olarak yükseltmeyi ve yapay zeka ile otomasyonu teşvik ederek iş gücü kaybını telafi etmeyi planlıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin'in demografik krizi, Asya'nın diğer ekonomileri için bir uyarı niteliği taşıyor. Japonya ve Güney Kore benzer sorunlarla zaten karşı karşıya. Çin'in büyüme hızının yavaşlaması, küresel tedarik zincirlerini ve emtia talebini olumsuz etkileyebilir. Ancak ilaç ve biyoteknoloji sektöründeki büyüme, bu olumsuzluğu kısmen dengeleyebilir. Çinli ilaç firmalarının ihracat artışı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha uygun fiyatlı ilaçlara erişimi kolaylaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin nüfusu da yaşlanma eğilimi gösterse de Çin'deki kadar hızlı bir dönüşüm yaşanmıyor. Yine de, Çin'deki demografik değişim, küresel ilaç tedarik zincirinde dönüşüme yol açabilir. Türkiye'nin jenerik ilaç ve sağlık turizmi alanındaki rekabet gücü, Çin pazarındaki açığı değerlendirme fırsatı sunabilir. Ancak Çin'in artan ilaç ithalatı, fiyat baskısı yaratabilir. Türkiye, Uzak Doğu tedarikine alternatif hale gelerek avantaj sağlayabilir.