Çin ve Cibuti, Kızıldeniz'de deniz taşımacılığına yönelik artan tehditler karşısında 'ciddi endişe' duyduklarını belirten ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride diplomatik söylem yükseltilirken, somut bir çözüm önerisi sunulmadı. Açıklama, Yemen'deki Husi isyancılarının Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının küresel ticareti tehdit etmesi ve bölgesel istikrarı bozması bağlamında geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği kritik bir su yolu. 2023 yılının sonlarından itibaren İran destekli Husi milisler, Gazze'deki savaşla bağlantılı olduğunu iddia ettikleri saldırılarla bu bölgede seyreden gemilere ateş açtı. Birçok batılı ülke, ABD öncülüğünde refakat operasyonları başlattı. Çin ve Cibuti'nin ortak açıklaması, Pekin'in bölgedeki ekonomik çıkarlarını koruma ve diplomatik etkinliğini artırma çabası olarak yorumlanıyor. Cibuti, Çin'in Afrika'daki ilk denizaşırı askeri üssüne ev sahipliği yapması ve stratejik konumu nedeniyle öne çıkıyor. İki ülke, deniz güvenliği için uluslararası işbirliği çağrısında bulundu ancak somut adım taahhüdü vermedi. Uzmanlar, bildirinin daha çok sembolik olduğunu, Çin'in doğrudan askeri müdahaleden kaçındığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, küresel tedarik zincirlerini ve enerji fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan elde ettiği gelirler düştü, birçok gemi rotasını değiştirmek zorunda kaldı. Çin, dünyanın en büyük mal ihracatçısı olarak bu istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Ancak Pekin, ABD ve müttefiklerinin oluşturduğu koalisyona katılmaktan kaçınıyor; bağımsız bir güvenlik mekanizması kurmakta zorlanıyor. Ortak bildiri, Çin'in bölgede arabuluculuk ve diyalog vurgusu yaparken, askeri angajmandan uzak durduğunu gösteriyor. Cibuti ise liman gelirleri ve güvenlik işbirlikleri açısından kritik bir aktör. Bildiri, iki ülkenin Kızıldeniz'deki gelişmeleri yakından izlediğini ve taraflara itidal çağrısı yaptığını yansıtıyor. Ancak çözüm önerisi sunmaması, diplomatik çabaların yetersiz kaldığı eleştirilerine yol açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki güvenlik sorunu, Türkiye'nin dış ticareti ve enerji güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin aksaması, ihracat maliyetlerini artırıyor. Çin ve Cibuti'nin açıklaması, Türkiye'nin bölgede artan diplomatik etkinliği ve insani yardım çabalarıyla paralel bir zeminde okunabilir. Ankara, hem Husi saldırılarını kınamış hem de Gazze'de ateşkes çağrısı yapmıştı. Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diyalog ve işbirliği vurgusunu sürdürürken, deniz güvenliği için uluslararası çabalara katkı sunabileceğini gösterdi. Ancak Çin-Cibuti bildirisinin somut adım içermemesi, bölgesel aktörlerin daha fazla inisiyatif alması gerektiğini ortaya koyuyor.