Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) eski Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Lana Nusseibeh'in Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği'ne aday gösterilmesi, insan hakları savunucuları tarafından endişeyle karşılandı. İnsan hakları örgütleri, BAE'nin insan hakları sicilinin sorgulanabilir olduğunu ve ülkenin kitlesel insan hakları ihlallerinin arkasındaki güçleri desteklemekle suçlandığını belirterek, böyle bir diplomatın BM'nin en üst düzey görevine getirilmesinin kurumun itibarına gölge düşüreceği uyarısında bulunuyor.
Nusseibeh'in adaylığı ve insan hakları tartışması
Lana Nusseibeh, 2013-2022 yılları arasında BAE'nin BM Daimi Temsilcisi olarak görev yaptı. Bu dönemde ülkesinin dış politikasını BM platformlarında savundu. Nusseibeh'in adaylığı, BM Genel Sekreteri'nin belirlenmesi sürecinde önemli bir aşamayı temsil ediyor. BM tüzüğüne göre Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi'nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından atanıyor. Ancak uygulamada, daimi üyelerin veto yetkisi nedeniyle seçim süreci karmaşık bir diplomasi oyununa dönüşebiliyor.
İnsan hakları örgütleri, BAE'nin özellikle Yemen ve Libya'daki çatışmalarda savaş suçu işleyen grupları desteklediğini, ülke içinde ise ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve siyasi muhalifleri baskı altına aldığını belirtiyor. Human Rights Watch ve Amnesty International gibi kuruluşlar, BAE'nin BM gibi insan haklarına saygıyı temel alan bir kurumun liderliğini üstlenmesinin kabul edilemez olduğunu savunuyor. Örgütler, BM Genel Sekreteri'nin insan hakları standartlarını en üst düzeyde temsil etmesi gerektiğini vurguluyor.
BAE hükümeti ise bu eleştirileri reddediyor ve ülkenin BM barış koruma operasyonlarına, insani yardımlara ve kalkınma projelerine yaptığı katkılara dikkat çekiyor. Nusseibeh'in deneyimli bir diplomat olduğu ve BM sisteminde önemli görevler üstlendiği belirtiliyor. Adaylık sürecinin henüz resmi olarak başlamadığı, ancak kulis faaliyetlerinin sürdüğü ifade ediliyor.
BM Genel Sekreterliği seçimi ve küresel dengeler
BM Genel Sekreteri'nin seçimi, uluslararası diplomasinin en hassas süreçlerinden biri. Görev süresi dolan Antonio Guterres'in yerine gelecek ismin belirlenmesi, büyük güçler arasındaki pazarlıkları da beraberinde getiriyor. Geleneksel olarak Genel Sekreterlik görevi bölgesel rotasyona tabi tutuluyor ve şu anda sıra Doğu Avrupa veya Arap dünyasına geçmiş durumda. BAE'nin adayı Nusseibeh, Arap Birliği'nin desteğini alabilirse şansını artırabilir. Ancak ABD ve bazı Batılı ülkelerin insan hakları sicili nedeniyle BAE'ye mesafeli yaklaşabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, BM Genel Sekreteri'nin sadece bir diplomat değil, aynı zamanda küresel insan hakları normlarının savunucusu olması gerektiğini hatırlatıyor. BAE gibi otoriter eğilimli bir ülkeden gelecek bir adayın, BM'nin tarafsızlığına ve insan hakları mekanizmalarına olan güveni sarsabileceği endişesi dile getiriliyor. Öte yandan, Körfez ülkelerinin artan diplomatik ağırlığı ve BM'ye yaptıkları mali katkılar da göz önünde bulunduruluyor. BAE, BM'nin önemli bağışçılarından biri ve çeşitli BM programlarında etkin rol oynuyor.
Nusseibeh'in adaylığı, aynı zamanda kadın diplomatların BM'nin en üst pozisyonuna getirilmesi yönündeki çağrılarla da örtüşüyor. BM tarihinde henüz bir kadın Genel Sekreter görev yapmadı. Sivil toplum kuruluşları, cinsiyet eşitliği perspektifinden bu adaylığı olumlu karşılamakla birlikte, insan hakları sicilinin daha belirleyici olması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM Genel Sekreterliği seçimi, Türkiye'nin çok taraflı diplomasi stratejisi açısından yakından takip ettiği bir süreç. Türkiye, BM'nin reforme edilmesi ve daha temsili bir yapıya kavuşması yönündeki çağrıları destekliyor. BAE'nin adayı Nusseibeh'in olası bir Genel Sekreterlik görevi, Körfez ülkelerinin BM içindeki etkisini artırabilir. Ancak Türkiye'nin, insan hakları sicili nedeniyle BAE'ye yönelik eleştirileri destekleyip desteklemeyeceği, ikili ilişkilerin seyrine bağlı. Türkiye, son yıllarda BAE ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu nedenle, Ankara'nın adaylığa temkinli yaklaşması ve süreci insan hakları boyutuyla değerlendirmesi bekleniyor. Ayrıca, BM Genel Sekreteri'nin belirlenmesinde Türkiye'nin etkisi sınırlı olsa da, sürecin şeffaflığı ve adil temsili konusundaki tutumu önem taşıyor.