Çin'de üniversite sınavına hazırlanan gençlerin çoğu mühendislik, bilgisayar ya da finans gibi gözde bölümlere yönelirken, küçük ama artan bir grup bambaşka bir alanı seçiyor: Cenaze levazımatçılığı. Uzun yıllar boyunca tabu olarak görülen ve toplumun birçok kesimi tarafından mesafe konulan bu sektör, hızla yaşlanan bir nüfusun talepleri doğrultusunda gençlere cazip gelmeye başladı. Ancak uzmanlar, bu alanda istikrarlı kariyer beklentisinin her zaman gerçekçi olmadığını, sektörün kendi içinde belirsizliklerle dolu olduğunu vurguluyor.
Artan talep ve üniversite kontenjanları
Çin'in 2020'li yılların başında hayata geçirdiği üniversite bölümleri arasında cenaze yönetimi ve hizmetleri de yer alıyor. Bu bölümler özellikle son iki yılda rekor başvuru alıyor. Örneğin, Çin Sosyal Bilimler Üniversitesi'nin bünyesindeki cenaze bilimleri programına her yıl binlerce öğrenci başvururken, kontenjanlar yalnızca 100-150 kişiyle sınırlı. Öğrenciler, mezuniyet sonrası iş bulma oranlarının yüksek olması ve sektördeki eleman açığının verdirdiği güven duygusuyla bu yola başvurduklarını ifade ediyor.
Çin'in 1,4 milyar nüfusunun önemli bir kısmı artık 60 yaş üzerinde. Ülkenin doğum oranları düşerken, ölüm sayıları her yıl artıyor. 2023 yılında yaklaşık 10 milyon kişi hayatını kaybetti. Bu demografik tablo, cenaze hizmetleri sektöründe ciddi bir iş gücü açığı yaratıyor. Yerel yönetimler ve özel firmalar, bu alana yatırım yapıyor; mezar taşı tasarımından cenaze arabası sürücülüğüne, dijital anma hizmetlerinden krematoryum operatörlüğüne kadar birçok alt dalda eleman aranıyor.
Ancak sektördeki tabular devam ediyor. Cenaze hizmetlerinde çalışan pek çok kişi, ailelerinin ve toplumun önyargılarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Birçok genç, yaptığı işi arkadaşlarına anlatmaktan çekiniyor; evlilik görüşmelerinde bile mesleğini söylemekten kaçınıyor. Bu damgalanma, çalışanların yalnızca iş yükünü değil, psikolojik dayanıklılıklarını da test ediyor. Uzmanlar, meslek etiği ve psikolojik destek eğitimlerinin bu nedenle müfredata giderek daha fazla dahil edildiğini belirtiyor.
Cenaze sektöründe kariyerin gerçekleri
Gençlerin büyük bir kısmı, sektörün 'iş garantisi' vaatlerine güveniyor. Devlet üniversitelerinin ilanları, mezunların yüzde 90'ının mezuniyet sonrası kar amacı gütmeyen kurumlarda veya yerel yönetimlerin cenaze hizmet birimlerinde iş bulduğunu gösteriyor. Ancak bu istatistikler, işin getirdiği psikolojik yükü ve toplumsal dışlanmayı yansıtmaktan uzak. Birçok mezun, aldığı maaşı yüksek bulmakla birlikte, işin duygusal zorluğunu anlatırken 'her ölümün bir aile dramına dönüştüğünü, bununla başa çıkmanın zaman aldığını' söylüyor.
Çin'de son yıllarda ölen kişinin naaşını dondurma, yakma ve anma törenlerini düzenleme gibi görevleri yerine getiren 'yaşam sonu danışmanları' gibi yeni meslekler ortaya çıktı. Ancak bu unvanlar hâlâ yasal bir çerçeveye tam olarak oturtulabilmiş değil; özellikle özel sektörde istihdam edilenlerin iş güvencesi ve sosyal haklarında belirsizlikler söz konusu. Sektör, kriz anlarında sıklıkla işten çıkarmalar yaşanabilen, kâr marjları düşük, rekabetin yüksek olduğu bir alan olarak dikkat çekiyor.
Öte yandan, şehirleşmenin hızlanmasıyla birlikte toprak sıkıntısı çeken büyük şehirlerde mezarlık alanlarının yerini krematoryumlar ve dikey mezarlıklar almaya başladı. Yeni nesil girişimciler, anma törenlerini internetten yayınlayan platformlar ya da sevdiklerinin anısını dijital bir ortamda yaşatan uygulamalar geliştiriyor. Bu inovasyonların birçoğu, genç nüfusun ilgisini teknoloji markaları gibi çekmeye çalışıyor; ancak pazarın geleceği, devletin cenaze hizmetleri politikalarına ve geleneksel inançların dönüşümüne bağlı olarak şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'de yaşanan bu gelişme, küresel ölçekte benzer demografik dönüşümler yaşayan toplumlara ışık tutuyor. Türkiye'de de yaşlı nüfusun oranı artıyor; 2030 itibarıyla 65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusa oranının yüzde 10'un üzerine çıkması bekleniyor. Bu durum, cenaze hizmetleri başta olmak üzere yaşlı bakımı ve palyatif sağlık hizmetlerinde yeni istihdam alanlarının açılacağına işaret ediyor. Türkiye'de bu sektöre yönelik mesleki eğitimlerin artırılması, tabuların yıkılması ve sektörün profesyonelleşmesi, hem istihdam hem de toplumsal refah açısından önemli fırsatlar sunabilir. Ayrıca Çin'deki dijital anma hizmetleri gibi inovasyonlar, Türk girişimciler tarafından da yakından takip edilebilir.