Çin anakara borsaları, son yıllarda halka arz (IPO) ve fon toplama faaliyetlerinde Hong Kong'un gerisinde kalmasının ardından, şirketleri ve düzenleyici kurumları yerli piyasalara öncelik vermeye ikna etmek için lobi çalışmalarını hızlandırdı. Konuya yakın iki kaynağa göre, Şanghay ve Shenzhen borsaları yakın zamanda hem şirket temsilcileriyle hem de düzenleyicilerle bir araya gelerek iç piyasada listelenmenin avantajlarını anlattı.
Anakara borsalarının Hong Kong'a karşı hamlesi
Çin'in anakara borsaları, 2023 ve 2024 yıllarında Hong Kong'un halka arz pazarındaki canlılığına karşı kendi çekiciliğini yitirmiş durumda. Hong Kong, özellikle Çinli teknoloji ve yeni nesil şirketlerin tercih ettiği bir finansman merkezi haline gelirken, anakara borsaları daha sıkı düzenlemeler ve ekonomik yavaşlama nedeniyle daha az şirket çekebildi. Kaynaklara göre, anakara borsaları son haftalarda düzenleyici kurumlara ve potansiyel halka arz adaylarına yönelik sunumlarda, iç piyasada listelenmenin uzun vadeli sermaye erişimi, yerel yatırımcı tabanı ve devlet destekli fonlar açısından sunduğu fırsatları vurguladı.
Bu lobi faaliyeti, Çin hükümetinin sermaye piyasalarını güçlendirme ve ekonomik toparlanmayı destekleme çabalarının bir parçası. Ancak Hong Kong'un uluslararası yatırımcılara erişim, daha esnek düzenlemeler ve küresel sermaye akışındaki konumu, anakara borsalarının önündeki en büyük engel olarak duruyor. Çin Menkul Kıymetler Düzenleme Komisyonu (CSRC) yetkilileri, geçmişte iç piyasada kaliteli şirketlerin listelenmesini teşvik ederken, aynı zamanda Hong Kong'un uluslararası finans merkezi rolünü de desteklediklerini belirtmişti. Son hamle, bu dengenin anakara lehine kaydırılmaya çalışıldığını gösteriyor.
Borsa yöneticileri, şirketlere anakara piyasasında daha yüksek değerleme ve devlet fonlarından kolay erişim vaat ediyor. Öte yandan, Hong Kong'da listelenen şirketlerin küresel yatırımcılara ulaşma ve döviz cinsinden finansman sağlama avantajı devam ediyor. Bu nedenle, bazı şirketler her iki piyasada da listelenmeyi (çift listeleme) değerlendiriyor. Anakara borsalarının lobi çalışmaları, önümüzdeki dönemde daha fazla şirketin iç piyasaya yönelmesine yol açabilir; ancak Hong Kong'un sunduğu uluslararası erişim ve likidite, kısa vadede anakara için ciddi bir rekabet unsuru olmayı sürdürecek.
Küresel sermaye piyasaları ve Asya'daki rekabet
Hong Kong, son yıllarda Çinli şirketlerin ABD'den çekilmesiyle birlikte önemli bir halka arz merkezi haline geldi. 2023'te Hong Kong borsası, dünya genelinde en büyük halka arz gelirlerinden birini elde etti. Bu durum, anakara borsalarının rekabet gücünü sorgulamasına neden oldu. Çin'in ekonomik büyümesindeki yavaşlama ve jeopolitik gerilimler, şirketlerin finansman tercihlerini etkiliyor. ABD ile yaşanan ticaret ve teknoloji anlaşmazlıkları, Çinli şirketleri alternatif piyasalara yönlendirirken, Hong Kong bu boşluğu doldurdu.
Anakara borsalarının lobi faaliyeti, aynı zamanda Çin'in sermaye piyasalarını liberalleştirme ve uluslararasılaştırma hedefiyle de örtüşüyor. Şanghay Borsası'nda STAR Market (Yıldız Pazar) gibi yenilikçi girişimler, teknoloji şirketlerini çekmeyi amaçlıyor. Ancak yatırımcı koruma düzenlemeleri, bilgi şeffaflığı ve serbest sermaye hareketleri konusundaki kısıtlamalar, anakara piyasalarının cazibesini sınırlıyor. Buna karşın, Hong Kong'un hukuki altyapısı ve uluslararası yatırımcı güveni, onu benzersiz kılıyor.
Uzmanlar, anakara borsalarının bu çabasının kısa vadede somut sonuç vermesinin zor olduğunu belirtiyor. Çünkü şirketler, sadece yerel değil küresel sermayeye de erişmek istiyor. Yine de Çin hükümeti, sermaye piyasalarını daha fazla yerli tasarrufu harekete geçirmek için kullanmayı hedefliyor. Bu strateji, ekonomik büyümeyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak açısından kritik görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin ve Hong Kong arasındaki halka arz rekabeti, Türkiye'nin finans merkezi İstanbul için dolaylı bir mesaj içeriyor. Türkiye, son yıllarda bölgesel bir finans merkezi olma hedefiyle çeşitli reformlar yapıyor. Çin'in iç piyasayı güçlendirme çabası, yükselen piyasaların küresel sermaye çekme yarışında ne kadar agresif olabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer şekilde yurt dışına kaçan şirketleri iç piyasada tutmak ve IPO'ları teşvik etmek için düzenleyici adımlar atması gerekebilir. Ayrıca, Çin'in sermaye piyasası hamleleri, Türk yatırımcılar ve şirketler için Asya'daki fırsatları ve riskleri yeniden değerlendirme ihtiyacı doğuruyor.