Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi'nin Pekin ziyaretinin hemen ardından telefon görüşmesi gerçekleştirerek Ortadoğu'daki son gelişmeleri değerlendirdi. Görüşme, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in önümüzdeki hafta Washington'da yapması beklenen zirve öncesine denk geldi. Diplomatik kaynaklara göre ikili, bölgesel istikrar, İran nükleer programı ve Gazze'deki insani durum gibi konuları ele aldı.
Diplomatik Trafiğin Arka Planı
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, geçtiğimiz günlerde Pekin'e kritik bir ziyaret düzenleyerek Çinli mevkidaşı Wang Yi ile bir araya geldi. Görüşmelerde İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel güvenlik konuları masaya yatırıldı. Çin, İran'ın en büyük ticari ortaklarından biri olarak Tahran üzerinde önemli bir nüfuz sahibi. Araghchi'nin ziyareti, Batı ile İran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Çin'in arabuluculuk rolünü pekiştirme çabası olarak yorumlandı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise göreve geldiğinden bu yana ilk kez Wang Yi ile doğrudan temas kurdu. Rubio, daha önce Çin'e yönelik sert söylemleriyle biliniyordu. Ancak bu görüşme, iki ülke arasındaki iletişim kanallarının açık tutulması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Telefon görüşmesinde Rubio'nun İran'ın bölgedeki faaliyetlerine ilişkin endişelerini dile getirdiği, Wang Yi'nin ise diplomatik çözüm çağrısı yaptığı belirtiliyor.
Görüşmenin zamanlaması dikkat çekici: İran'ın Pekin ziyaretinin hemen ardından gerçekleşmesi ve Trump-Xi zirvesinden önce yapılması, iki büyük gücün Ortadoğu'da eşgüdüm arayışında olduğunu gösteriyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, zirvede ticaret, teknoloji ve bölgesel güvenlik başlıklarının ele alınacağı bildirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu, ABD ve Çin arasındaki rekabetin yeni merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Çin, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgede ekonomik etkisini artırırken, ABD askeri varlığını koruyor. İran nükleer anlaşması (JCPOA) hala canlandırılamadı; Trump yönetimi İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını sürdürüyor. Çin ise İran'a yönelik tek taraflı yaptırımlara karşı çıkıyor ve diplomatik çözümden yana tavır alıyor.
Gazze'deki savaş ve Lübnan'daki gerilim, bölgesel istikrarı tehdit eden diğer unsurlar. Çin, Filistin meselesinde iki devletli çözümü savunurken, ABD İsrail'in güvenlik endişelerini ön planda tutuyor. İki ülkenin Ortadoğu'da farklı önceliklere sahip olması, işbirliği ihtimalini sınırlıyor ancak iletişim kanallarının açık kalması isteniyor.
Uzmanlar, Wang Yi ve Rubio'nun görüşmesinin somut bir sonuç üretmese de, Washington ve Pekin arasındaki diyalogun sürmesi açısından değerli olduğunu belirtiyor. Önümüzdeki hafta yapılacak liderler zirvesi, bu diyalogun daha üst düzeye taşınması için bir fırsat olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ortadoğu'da hem ABD hem de Çin ile dengeli ilişkiler yürüten nadir ülkelerden biri. Çin ile ABD arasındaki bu diplomasi trafiği, Ankara'nın bölgesel rolünü ve arabuluculuk kapasitesini doğrudan etkiliyor. İran'a yönelik yaptırımlar ve nükleer müzakereler, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları açısından kritik. Olası bir yumuşama, İran ile ticaretin artmasına kapı aralayabilir. Öte yandan Trump-Xi zirvesinde alınacak kararlar, küresel ticaret dengelerini ve Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı yoldan etkileyebilir. Ankara, hem Batı hem Doğu ile ilişkilerini koruyarak bu süreçte aktif diplomasi yürütmeli.