Çin, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'ın ticari havacılık ağını hedef alan kapsamlı ikincil yaptırımlar uygulama hamlesine karşı çıkarak "yasadışı tek taraflı yaptırımlara" karşı olduğunu bildirdi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Washington'ın İran'a yönelik baskısını artırmasını eleştirerek, bu tür yaptırımların uluslararası hukukta dayanağı olmadığını vurguladı.
Yaptırımların Arka Planı ve Çin'in Tepkisi
ABD yönetimi, İran'ın ticari havacılık sektörünü hedef alan geniş kapsamlı ikincil yaptırımlar uygulamaya hazırlanıyor. Bu yaptırımlar, İran ile iş yapan üçüncü ülke şirketlerini de cezalandırmayı öngörüyor. Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında, "Çin, uluslararası hukukta dayanağı olmayan ve tek taraflı olarak uygulanan yasadışı yaptırımlara tutarlı bir şekilde karşıdır" ifadelerini kullandı. Sözcü, bu tür yaptırımların uluslararası ilişkilerin temel ilkelerini ihlal ettiğini ve küresel ticaret düzenini bozduğunu belirtti.
Çin'in açıklaması, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Washington, İran'ın nükleer programını sınırlandırmak ve bölgesel etkisini kırmak amacıyla ekonomik yaptırımları sıkılaştırıyor. Ancak bu hamleler, özellikle Çin ve Rusya gibi İran ile ticari ilişkileri olan ülkelerle gerilimi artırıyor.
Uzmanlar, ABD'nin ikincil yaptırımlarının, İran'ın sivil havacılık filosunu yenilemesini engelleyerek ülkenin uluslararası bağlantılarını zayıflatmayı amaçladığını belirtiyor. İran, uzun süredir yaptırımlar nedeniyle uçak filosunu modernize edemiyor ve birçok havayolu şirketi, ABD yaptırımları korkusuyla İran'a hizmet vermekten kaçınıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin'in açıklaması, ABD-Çin ilişkilerinde yeni bir gerilim hattı oluşturuyor. İki ülke arasında ticaret, teknoloji ve insan hakları gibi konularda zaten mevcut olan anlaşmazlıklara bir yenisi ekleniyor. Çin, İran'a yönelik yaptırımlara karşı çıkarak, hem kendi ekonomik çıkarlarını korumayı hem de uluslararası hukukta tek taraflı yaptırımların meşruiyetini sorgulamayı hedefliyor.
İran, Çin'in en büyük petrol alıcılarından biri konumunda. ABD yaptırımlarına rağmen Çin, İran'dan petrol ithalatını sürdürüyor ve bu durum Washington'ın tepkisini çekiyor. İkincil yaptırımlar, Çinli şirketleri de hedef alarak Pekin'in İran ile olan ticari ilişkilerini sorgulamasına neden olabilir.
Öte yandan, Avrupa ülkeleri de ABD'nin İran politikasından rahatsız. Avrupa Birliği, 2015 nükleer anlaşmasını (JCPOA) kurtarmak için çaba sarf ediyor ve ABD'nin tek taraflı yaptırımlarının uluslararası ticareti olumsuz etkilediğini savunuyor. Çin'in açıklaması, ABD'nin yaptırım politikalarına karşı uluslararası bir cephenin oluşabileceğinin sinyalini veriyor.
Rusya da benzer şekilde ABD yaptırımlarına karşı çıkıyor ve İran ile işbirliğini sürdürüyor. Moskova, yaptırımların uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve küresel istikrarsızlığa yol açtığını belirtiyor. Çin ve Rusya'nın ortak tutumu, ABD'nin İran'a yönelik baskı stratejisini zorlaştırabilir.
İran cephesinde ise yaptırımlar ekonomiyi olumsuz etkiliyor. Ülkenin para birimi değer kaybediyor, enflasyon yükseliyor ve halkın yaşam koşulları zorlaşıyor. İran yönetimi, yaptırımlara rağmen direneceğini ve nükleer programından vazgeçmeyeceğini açıklamış durumda. Ancak ABD'nin ikincil yaptırımları, İran'ın ticari havacılık ağını felç ederek ülkeyi daha da izole edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun süredir ticari ve ekonomik ilişkilerini sürdüren bir ülke olarak, ABD'nin ikincil yaptırımlarından doğrudan etkilenebilir. Türk şirketleri, İran ile ticaret yaparken ABD yaptırımlarına maruz kalma riskiyle karşı karşıya. Bu durum, Türkiye'nin dış politikada denge gözetme çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların sıkılaşması, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin güvenlik kaygılarını derinleştirebilir. Türkiye, hem ABD ile ilişkilerini korumak hem de İran ile ekonomik bağlarını sürdürmek arasında hassas bir denge kurmak zorunda.