Küçük ölçekli bir çiftçi olmak zaten yeterince zor. İran savaşı gübre fiyatlarını daha da artırınca, çiftçiler geleneksel bir Asya tarifiyle kendi gübrelerini üretmeye başladı. Bu yönteme "sevgi emeği" diyorlar.
Gübre Fiyatlarındaki Artışın Arka Planı
İran savaşı, küresel gübre piyasasında büyük bir şok yarattı. İran, dünyanın en büyük üre ve amonyak üreticilerinden biri. Savaş nedeniyle üretim tesisleri zarar gördü ve ihracat yolları kesildi. Bu durum, gübre hammaddelerinin fiyatlarını hızla yükseltti. Özellikle nitrojen bazlı gübrelerde büyük bir arz açığı oluştu.
Uluslararası Gübre Derneği'nin verilerine göre, savaşın başlamasından bu yana gübre fiyatları %200'ün üzerinde arttı. Bir ton üre gübresinin fiyatı 300 dolardan 900 dolara çıktı. Bu artış, özellikle Asya ve Afrika'daki küçük ölçekli çiftçileri vurdu. Çiftçiler, artan maliyetleri karşılamakta zorlanıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), gübre fiyatlarındaki bu artışın gıda güvenliğini tehdit ettiği uyarısında bulundu. FAO'ya göre, gübre kullanamayan çiftçilerin verimi düşecek ve bu da gıda fiyatlarını daha da artıracak. Özellikle pirinç, buğday ve mısır gibi temel ürünlerde ciddi bir üretim kaybı bekleniyor.
Geleneksel Çözüm: Kendi Gübresini Yap
Artan maliyetler karşısında çiftçiler, atalarının yöntemlerine geri döndü. Asya'da yüzyıllardır kullanılan geleneksel gübre yapım tekniği, yeniden popüler hale geldi. Bu yöntemde, hayvan gübresi, bitki artıkları ve su karıştırılarak fermente ediliyor. Elde edilen sıvı gübre, bitkiler için doğal bir besin kaynağı sağlıyor.
Filipinler'de çiftçiler, "bokashi" adı verilen Japon fermantasyon tekniğini kullanıyor. Pirinç kepeği, melas ve mikroorganizmalarla yapılan bu gübre, toprağı zenginleştiriyor. Vietnam'da ise "kompost çayı" yaygın. Çiftçiler, kompostu suyla karıştırıp birkaç gün bekletiyor ve elde ettikleri sıvıyı bitkilere veriyor.
Endonezya'da çiftçiler, "pupuk organik" adı verilen organik gübreyi kendi imkanlarıyla üretiyor. Sığır gübresi, pirinç samanı ve suyla yapılan bu gübre, hem toprağı besliyor hem de maliyeti sıfıra indiriyor. Çiftçiler, bu yöntemi "sevgi emeği" olarak nitelendiriyor. Çünkü her ne kadar zaman alsa da, sonuçta ortaya çıkan ürün, kimyasal gübrelerden daha sağlıklı ve doğal.
Bangladeş'te ise çiftçiler, "vermi kompost" yöntemini benimsemiş. Solucanlar yardımıyla organik atıkları gübreye dönüştürüyorlar. Bu yöntem, hem toprağı iyileştiriyor hem de kimyasal gübre ihtiyacını azaltıyor. Hükümet, bu tür uygulamaları teşvik etmek için eğitim programları düzenliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gübre fiyatlarındaki artış, sadece çiftçileri değil, küresel gıda sistemini de tehdit ediyor. Dünya Bankası'na göre, gübre fiyatlarındaki her %10'luk artış, gıda fiyatlarını %2 ila %3 oranında yükseltiyor. Bu da özellikle gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu körüklüyor.
İran savaşı, küresel gübre ticaretini de yeniden şekillendiriyor. Rusya ve Çin gibi üreticiler, pazardaki boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ancak bu ülkelerin de kendi iç talepleri var. Ayrıca, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar, gübre ihracatını kısıtlıyor. Bu durum, fiyatların daha da artmasına neden oluyor.
Uzmanlar, kendi gübresini yapmanın kısa vadeli bir çözüm olduğunu belirtiyor. Ancak uzun vadede, sürdürülebilir tarım için organik gübre kullanımının yaygınlaşması gerekiyor. Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar kimyasal gübre kullanımını %20 azaltmayı hedefliyor. Bu hedef, organik gübreye olan talebi artıracak.
Türkiye'de de çiftçiler benzer sorunlarla karşı karşıya. İran savaşı sonrası gübre fiyatlarındaki artış, Türk çiftçisini de zorluyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, çiftçilere destek ödemeleri yapacağını açıkladı. Ancak çiftçiler, bu desteklerin yeterli olmadığını söylüyor. Bazı çiftçiler, kendi gübrelerini üretmeye başladı bile.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, gübre üretiminde büyük ölçüde ithalata bağımlı. İran savaşı, bu bağımlılığın risklerini gözler önüne serdi. Gübre fiyatlarındaki artış, Türk tarımını ve gıda enflasyonunu doğrudan etkiliyor. Çiftçilerin kendi gübresini üretmeye yönelmesi, kısa vadede maliyetleri düşürebilir. Ancak uzun vadede, devletin organik gübre üretimini teşvik etmesi ve çiftçilere teknik destek sağlaması gerekiyor. Ayrıca, İran savaşının yarattığı belirsizlik, Türkiye'nin enerji ve gıda güvenliği politikalarını gözden geçirmesini zorunlu kılıyor.