New York Federal Reserve tarafından yayımlanan Tüketici Beklentileri Anketi'ne göre, Amerikalı tüketicilerin gelecek 12 aylık enflasyon beklentisi Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Ankete katılanların medyan tahmini, bir yıl sonraki enflasyon oranının %3,9 olacağı yönünde. Bu, bir önceki ayın %3,6'lık beklentisinden belirgin bir artışa işaret ediyor ve enflasyonla mücadelede mesafe alındığına dair iyimserliği zayıflatıyor.
Enflasyon beklentilerindeki bozulma
Anket, tüketicilerin fiyat artışlarına ilişkin algılarının yeniden yükselişe geçtiğini gösteriyor. Özellikle gıda, kira ve sağlık hizmetleri gibi temel harcama kalemlerinde önümüzdeki yıl daha yüksek fiyat artışları bekleniyor. Gıda fiyatlarında beklenen artış %5,2'ye çıkarken, kira artış beklentisi %7,1'e yükseldi. Sağlık hizmetleri için beklenen enflasyon ise %8,6 ile dikkat çekici bir seviyede.
Ankete katılanların enflasyon belirsizliğine ilişkin değerlendirmeleri de arttı; bu, gelecekteki fiyat istikrarı konusunda güvenin azaldığını gösteriyor. Öte yandan, hanehalkı gelir artışı beklentileri de yükseldi, ancak bu artış enflasyon beklentisinin gerisinde kalıyor. Bu durum, reel gelir kaybı endişelerini beraberinde getiriyor.
New York Fed anketi, para politikası açısından kritik bir gösterge olarak kabul ediliyor. Enflasyon beklentilerinin çıpalanması, Fed'in fiyat istikrarını sağlama çabalarının merkezinde yer alıyor. Beklentilerin yukarı yönlü hareketi, merkez bankasının faiz indirimine gitme konusunda daha temkinli olmasına yol açabilir.
Küresel piyasalara ve politika yapıcılara etkisi
ABD'de enflasyon beklentilerindeki bu bozulma, yalnızca ülke içi dinamikleri değil, küresel piyasaları da yakından ilgilendiriyor. Fed'in faiz politikası, doların değeri, küresel sermaye akımları ve gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetleri üzerinde belirleyici bir rol oynuyor. Enflasyon beklentilerinin yükselmesi, Fed'in daha uzun süre yüksek faiz oranlarını koruyabileceği anlamına geliyor. Bu da doların güçlü kalmasına ve diğer para birimlerinin baskı altında kalmasına neden olabilir.
Anket sonuçları, aynı zamanda tüketici harcamalarının seyri açısından da önemli. Enflasyon beklentileri arttıkça, tüketiciler harcamalarını kısabilir veya tasarrufa yönelebilir. Bu durum, ekonomik büyümeyi olumsuz etkileyebilir. Ancak şu an için perakende satışlar ve hizmet sektörü verileri güçlü seyrini koruyor; yine de bu beklenti bozulması ileride talep daralmasına yol açabilir.
Fed yetkilileri, enflasyonun %2 hedefine doğru ilerlediğini ancak henüz istenen düzeye gelmediğini sık sık vurguluyor. Son dönemde açıklanan veriler, enflasyonda yapışkanlık olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, piyasalarda faiz indirimi beklentileri ötelenmiş durumda. Anketin ortaya koyduğu tablo, bu temkinli duruşu destekler nitelikte.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyon beklentilerinin yükselmesi ve Fed'in faiz indirimini geciktirme olasılığı, Türkiye ekonomisi için doğrudan sonuçlar doğurabilir. Küresel risk iştahının azalması ve doların güçlenmesi, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını zayıflatabilir. Bu da TL üzerinde baskı yaratabilir ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikası manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, enerji ve emtia fiyatlarında beklenen artışlar, Türkiye'nin ithalat maliyetlerini yükselterek cari açık üzerinde olumsuz etki yapabilir. Fed'in sıkı duruşunu sürdürmesi, Türkiye'nin dış borçlanma maliyetlerini de artırabilir. Bu nedenle, küresel enflasyon dinamikleri yakından izlenmeli ve iç politikalarda esneklik korunmalı.