Birleşmiş Milletler'in açıklamasına göre, Cibuti açıklarında meydana gelen göçmen teknesi kazasında en az 139 kişi hayatını kaybetti ve 84 kişi kayboldu. Olay, ülkenin kuzeydoğusundaki Godoria bölgesi yakınlarında meydana geldi. Teknenin, çoğunlukla Etiyopya ve Somali uyruklu göçmenleri taşıdığı belirtiliyor. Kurtulanlar, teknenin aşırı kalabalık ve elverişsiz hava koşullarına dayanıksız olduğunu ifade etti. BM Göç Örgütü (IOM) ve Cibuti hükümeti, arama kurtarma çalışmalarının zorlu koşullar altında sürdüğünü duyurdu.
Kazanın Arka Planı ve Göç Rotası
Cibuti, Afrika Boynuzu'nda yer alan ve Yemen'e açılan deniz kapısı konumunda. Her yıl binlerce göçmen, daha iyi yaşam umuduyla Etiyopya ve Somali'den Cibuti'ye gelerek buradan Yemen'e, oradan da Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerine geçmeye çalışıyor. Ancak bu rota, son derece tehlikeli. Cibuti ile Yemen arasındaki Bab el-Mendeb Boğazı, yoğun deniz trafiği, kötü hava koşulları ve yetersiz tekne güvenliği nedeniyle sık sık facialara sahne oluyor. BM verilerine göre, 2023 yılında bu rotada 800'den fazla göçmen hayatını kaybetti veya kayboldu. Son olay, bölgedeki göçmen kaçakçılığının boyutlarını ve uluslararası koruma mekanizmalarının yetersizliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Kurtulan görgü tanıkları, teknenin gece saatlerinde yola çıktığını ve kısa süre sonra motor arızası nedeniyle su almaya başladığını aktardı. Cibuti Sahil Güvenlik ekipleri, bölgeye ulaşan ilk ekipler oldu ancak dalgaların yüksekliği ve karanlık, kurtarma çalışmalarını güçleştirdi. IOM, hayatta kalanların tıbbi tedavi altına alındığını ve psikososyal destek sağlandığını belirtti. Cibuti hükümeti ise olayla ilgili soruşturma başlattı ve göçmen kaçakçılığı ağlarının tespit edilmesi için uluslararası işbirliği çağrısı yaptı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu facia, yalnızca Cibuti'yi değil, tüm Afrika Boynuzu ve Körfez bölgesini ilgilendiren bir insani krizin parçası. Etiyopya'daki iç çatışmalar, kuraklık ve ekonomik istikrarsızlık, milyonlarca insanı ülke içinde yerinden ederken, komşu ülkelere ve denizaşırı bölgelere göçü tetikliyor. Somali'deki güvenlik sorunları ve Yemen'deki iç savaş, göçmenlerin geçiş güzergahını daha da riskli hale getiriyor. Uluslararası Göç Örgütü, Doğu Afrika'dan Yemen'e uzanan rotanın dünyanın en ölümcül göç yollarından biri olduğunu vurguluyor. Ancak bölgedeki istikrarsızlık ve yoksulluk, göçmenleri bu tehlikeli yolculuğa itmeye devam ediyor.
BM ve yardım kuruluşları, Cibuti ve Yemen arasındaki göç akışının önlenmesi için daha kapsamlı bir yaklaşım çağrısında bulunuyor. Sadece denizde kurtarma operasyonları değil, aynı zamanda göçmenlerin kaynak ülkelerdeki yaşam koşullarının iyileştirilmesi, insan kaçakçılığıyla mücadele ve yasal göç yollarının açılması gerektiği belirtiliyor. Ancak uluslararası toplumun bu konudaki çabaları, artan göç dalgası karşısında yetersiz kalıyor. Son kaza, bu gerçeği bir kez daha acı bir şekilde hatırlattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda düzensiz göçle mücadelede önemli deneyim ve kapasiteye sahip bir ülke olarak, bu tür trajedilerin önlenmesi için uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Cibuti'deki facia, göç yönetiminin küresel bir sorumluluk olduğunu ve kaynak ülkelerdeki istikrarsızlığın doğrudan Avrupa ve Orta Doğu'yu etkilediğini gösteriyor. Türkiye, Afrika Boynuzu'nda yürüttüğü insani yardım ve kalkınma projeleriyle bölgedeki göçün temel nedenlerini azaltmayı hedefliyor. Ayrıca, Türkiye'nin göçmen kaçakçılığıyla mücadele konusundaki tecrübesi, uluslararası platformlarda paylaşılabilecek nitelikte. Bu olay, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve insani krizlerin çözümünde daha aktif rol alması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.