Cezayir, yedi yıl önce başlayan ve ülkeyi sarsan demokrasi yanlısı Hirak protestolarının ardından yeni bir parlamento seçmek için sandık başına gidiyor. Bu seçimler, siyasi sistemde köklü bir değişim yaratabilecek mi, yoksa mevcut statükoyu daha da pekiştirecek mi? Bu soru, ülke içinde ve uluslararası alanda yoğun tartışmalara yol açıyor. Cezayir'in siyasi geleceği, Kuzey Afrika ve Akdeniz bölgesinin istikrarı açısından da kritik öneme sahip.
Hirak ruhu ve seçimlerin arka planı
2019 yılında başlayan Hirak hareketi, uzun süre iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika'nın istifasına yol açmıştı. Ancak protestoların ardından gelen süreç, ordunun ve siyasi elitlerin kontrolünü koruduğu bir geçiş dönemine tanıklık etti. Yeni Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, seçim vaatlerine rağmen kapsamlı reformlar yapmakta zorlandı. Şimdi yapılan parlamento seçimleri, Hirak'ın taleplerine ne ölçüde yanıt verildiğini gösterecek.
Seçimlere katılımın düşük olması bekleniyor. Hirak aktivistleri, seçimlerin mevcut otoriter yapıyı meşrulaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını savunuyor. Buna karşılık hükümet, seçimlerin demokratik bir süreç olduğunu ve halkın iradesini yansıttığını iddia ediyor. Bağımsız gözlemciler, seçimlerin adil ve şeffaf bir ortamda yapılıp yapılmadığını değerlendiriyor.
Bölgesel boyut: Kuzey Afrika ve Akdeniz dengesi
Cezayir, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesinde önemli bir jeopolitik aktör. Ülkenin siyasi istikrarı, Libya, Mali gibi komşu ülkelerdeki çatışmaları ve Avrupa'ya yönelen göç akışlarını doğrudan etkiliyor. Cezayir'in enerji kaynakları -özellikle doğalgaz- Avrupa için Rusya'ya alternatif bir tedarik kaynağı olarak önem kazanmış durumda. Bu nedenle Cezayir'deki siyasi gelişmeler, Avrupa Birliği ülkeleri tarafından yakından takip ediliyor.
Fransa ile ilişkiler de seçimlerin bir diğer boyutu. Fransa, eski sömürgesi Cezayir ile tarihsel bağlarını sürdürüyor, ancak iki ülke arasında hafıza meseleleri ve vize politikaları gibi konularda anlaşmazlıklar yaşanıyor. Seçim sonuçları, Fransa'nın Cezayir'deki nüfuzunu etkileyebilir. Ayrıca Cezayir'in Rusya ile askeri işbirliği, Batılı müttefikler için bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cezayir, Türkiye'nin Afrika açılımı politikasında kilit bir ortak konumunda. İki ülke arasında ticaret hacmi 5 milyar doları aşarken, enerji ve savunma sanayiinde işbirliği giderek artıyor. Cezayir'de istikrar, Türkiye'nin Kuzey Afrika ve Sahel'deki çıkarları için hayati önem taşıyor. Olası bir siyasi tıkanma, Türkiye'nin bölgedeki yatırımlarını ve diplomatik girişimlerini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Libya krizinde farklı kutuplarda yer alan Ankara ve Cezayir, diyalog kanallarını açık tutarak dengeli bir ilişki yürütüyor. Seçim sonuçları, bu hassas dengenin korunmasında belirleyici olacak.