Avrupa Birliği'nin önde gelen otomobil üreticileri, İngiltere'nin Brüksel tarafından Mart 2026'da yürürlüğe konulması planlanan 'Made in Europe' (Avrupa'da Üretilmiş) menşe kurallarına dahil edilmesi için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Şu anki plana göre, Brexit sonrası İngiltere bu düzenlemenin dışında kalma riskiyle karşı karşıya. Bu durum, İngiltere'de üretilen elektrikli araçların AB pazarında gümrük vergilerine tabi olması anlamına gelebilir. Alman, Fransız ve İtalyan otomotiv devleri, İngiltere'nin bu kurallara dahil edilmemesi halinde tedarik zincirlerinin ciddi şekilde zarar göreceğini ve araç maliyetlerinin artacağını belirtiyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), konuyla ilgili olarak Brüksel'e bir dizi öneri sundu.
Gelişmenin arka planı
Brexit sonrası İngiltere, AB ile ticaret anlaşması kapsamında geçici menşe kurallarıyla işlem görüyor. Ancak 2026'da yürürlüğe girmesi planlanan 'Made in Europe' düzenlemesi, Avrupa'da üretilen ürünlere öncelik tanıyarak üçüncü ülkelerden gelen araçlara ek gümrük vergileri getirilmesini öngörüyor. Bu düzenleme, aslında AB'nin Çin menşeli elektrikli araçlara karşı korumacı bir tedbir olarak tasarlandı. Ancak İngiltere'nin bu düzenlemenin kapsamı dışında bırakılması, adadaki otomotiv sanayisini doğrudan etkileyecek. İngiltere'de Nissan, Toyota, BMW ve Tata Motors (Jaguar Land Rover) gibi büyük üreticiler faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerin birçoğu, parçalarının büyük bir kısmını AB ülkelerinden tedarik ediyor ve ürettikleri araçları yine AB'ye ihraç ediyor.
ACEA'nın verilerine göre, 2023 yılında İngiltere'de üretilen araçların yüzde 60'ından fazlası AB ülkelerine ihraç edildi. İngiltere'nin otomotiv sektörü, yaklaşık 800.000 kişiye istihdam sağlıyor ve ülke ekonomisine yılda yaklaşık 30 milyar sterlin katkıda bulunuyor. Eğer İngiltere 'Made in Europe' kapsamına alınmazsa, İngiltere'de üretilen bir elektrikli araç AB'ye satıldığında yüzde 10'a varan gümrük vergisine tabi olacak. Bu da aracın fiyatının en az 2.000 avro artması anlamına geliyor. Bu durum, İngiltere'de elektrikli araç üretimini ciddi şekilde baltalayabilir ve üreticilerin yatırımlarını AB ülkelerine kaydırmasına neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, sadece İngiltere'yi değil, aynı zamanda AB otomotiv sanayisini de yakından ilgilendiriyor. Birçok AB üyesi ülkedeki otomobil üreticisi, İngiltere'deki fabrikalarına parça tedarik ediyor veya bu fabrikaların üretimine bağımlı durumda. Örneğin, Alman otomotiv devi BMW, İngiltere'de Mini ve Rolls-Royce üretiyor. Fransız Stellantis grubu ise İngiltere'de Vauxhall markası için araç üretiyor. Bu şirketler, İngiltere'nin kapsam dışı bırakılması halinde tüm tedarik zincirlerini yeniden yapılandırmak zorunda kalacaklarını belirtiyor.
AB Komisyonu, 'Made in Europe' düzenlemesini Çin menşeli araçlara karşı bir rekabet avantajı sağlamak için tasarladı. Çin, düşük maliyetli elektrikli araçlarıyla Avrupa pazarında hızla büyüyor. 2023 yılında AB'ye ithal edilen elektrikli araçların yüzde 30'undan fazlası Çin menşeliydi. AB, kendi otomotiv sanayisini korumak için yerel üretimi teşvik ediyor. Ancak İngiltere'nin bu düzenlemenin dışında kalması, aslında AB'nin amacına ters düşebilir, çünkü birçok AB üreticisi İngiltere'deki tesislerinden vazgeçmek zorunda kalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türk otomotiv sanayisi ve dış ticareti açısından iki yönlü bir önem taşıyor. Birincisi, Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşması gereği AB'nin ticaret politikalarına uyum sağlamak durumunda. Eğer AB, 'Made in Europe' kapsamını genişletir veya benzer bir düzenlemeyi Gümrük Birliği'ne dahil ederse, Türkiye'nin de bu kurallara uyması beklenecektir. Ancak Türkiye şu an için bu düzenlemenin kapsamı dışında tutuluyor. İkincisi, İngiltere'nin Gümrük Birliği dışında kalması, Türkiye-İngiltere ticaret anlaşmasının geleceğini etkileyebilir. Türkiye, İngiltere ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında otomotiv ticaretini artırmayı hedefliyor. Ancak İngiltere'nin AB düzenlemelerine uyum sağlayamaması, anlaşmanın etkinliğini azaltabilir. Türkiye, Brexit sonrası İngiltere ile ticari ilişkilerini geliştirmeye çalışırken, AB'nin korumacı tedbirlerinin Türk ürünlerine dolaylı yansımalarını da göz önünde bulundurmalıdır.