Cezayir'de 2 Temmuz'da düzenlenen parlamento seçimlerinde iktidardaki Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN) 407 sandalyeli mecliste 90 koltuk kazanarak birinci parti oldu. Ancak seçim, ülke tarihindeki en düşük katılım oranıyla gölgelendi. Seçim kurulunun açıkladığı verilere göre, kayıtlı seçmenlerin yalnızca yüzde 30'u sandık başına gitti. Bu oran, 2021'deki yüzde 23'lük rekor düşük seviyenin ardından Cezayir'de demokratik katılımın ne denli zayıfladığını bir kez daha ortaya koydu.
Seçim öncesi tartışmalar ve aday elemesi
Seçim süreci, hükümetin aday adaylarının üçte birinden fazlasını seçim dışı bırakmasıyla başladı. Muhalefet partileri ve bağımsız adaylar, bu kararı 'siyasi tasfiye' olarak nitelendirerek boykot çağrısı yaptı. Yaklaşık 1.500 adayın başvurusu, 'güvenlik gerekçeleri' ve 'yasal eksiklikler' öne sürülerek reddedildi. Bu durum, seçimin meşruiyeti konusunda ciddi soru işaretleri yarattı. FLN'nin 90 sandalyesinin yanı sıra, iktidar ortağı Bağımsızlar Birliği 80, muhafazakar Barış Toplumu Hareketi ise 65 sandalye kazandı. Bağımsız adaylar ise 70 sandalye elde etti. Seçime katılımın düşük olması, FLN'nin elde ettiği 90 sandalyenin halk nezdinde ne kadar karşılık bulduğu sorusunu akıllara getirdi.
Uzmanlar, katılım oranındaki bu düşüşü, 2019'da devrilen Abdelaziz Buteflika sonrası dönemde siyasi sistemin bir türlü istikrara kavuşamamasına, genç nüfusun işsizlik ve ekonomik kriz nedeniyle siyasetten umudunu kesmesine bağlıyor. Ayrıca 'Hirak' olarak bilinen kitlesel protesto hareketinin taleplerinin karşılanmamış olması da vatandaşların sandığa gitmekten vazgeçmesinde etkili oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Cezayir, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesinde önemli bir jeopolitik aktör olarak öne çıkıyor. Ülke, Libya, Mali ve Batı Sahra gibi kriz bölgelerine sınır komşusu olması ve enerji kaynakları bakımından bölgesel bir güç olması nedeniyle uluslararası toplumun yakından takip ettiği bir ülke. Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa'nın enerji arzını çeşitlendirme çabaları, Cezayir'i doğalgaz tedarikinde kilit bir ülke haline getirdi. Bu nedenle ülkedeki siyasi istikrarsızlık, sadece bölgesel güvenliği değil, küresel enerji piyasalarını da etkileyebilecek potansiyele sahip.
Seçim sonuçlarının, Cezayir'in dış politikasında önemli bir değişikliğe yol açması beklenmiyor. FLN ve ordu bloku, geleneksel olarak Fransa ile karmaşık ilişkiler yürütürken, Rusya ve Çin ile askeri ve ekonomik işbirliğini derinleştiriyor. Özellikle son dönemde Rusya'dan alınan S-400 ve Su-35 gibi silah sistemleri, Batı ile ilişkileri gererken Moskova ile bağları güçlendirdi. Bu durum, NATO'nun güney kanadı için bir endişe kaynağı oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Cezayir, Türkiye'nin Afrika açılımında özel önem verdiği ülkelerden biridir. Son yıllarda iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2 milyar dolara yaklaşmış, Türk yatırımları inşaat, enerji ve tekstil sektörlerinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca Cezayir, Libya'daki askeri varlığı ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti bağlamında Türkiye için stratejik bir ortak konumundadır. Seçimlerin rekor düşük katılımla gerçekleşmesi, Cezayir'de siyasi istikrarın kırılgan olduğunu göstermektedir. Türkiye'nin, mevcut ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürmekle birlikte, iç siyasi dinamiklerdeki bu kırılganlığı göz önünde bulundurarak, Cezayir'deki tüm siyasi aktörlerle dengeli bir diyalog kanalı açık tutması faydalı olacaktır. Aksi takdirde, olası bir siyasi kriz, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını olumsuz etkileyebilir.