ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Erik Kurilla, Yemen'deki Husilerin stratejik bir ekonomik su yoluna bakan yüksek noktaları ele geçirmesinin ardından Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile düşük profilli bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, bölgesel güvenlik ve ortak savunma işbirliği konularının ele alındığı bildirildi. Yemen'deki Husi ilerleyişi, Kızıldeniz'deki ticaret yolları için yeni bir tehdit oluştururken, ABD ve Suudi Arabistan'ın askeri koordinasyonu artırma arayışında olduğu yorumları yapılıyor.
Gelişmenin Arka Planı
CENTCOM Komutanı Orgeneral Erik Kurilla'nın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşme, Yemen'deki Husilerin son dönemdeki askeri kazanımlarının gölgesinde gerçekleşti. Husiler, geçtiğimiz günlerde Yemen'in batısında, Kızıldeniz'e bakan stratejik bir dağlık bölgeyi ele geçirdi. Bu bölge, hem Bab-el-Mendeb Boğazı'nı hem de Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına yakın deniz ticaret yollarını kontrol eden bir konumda bulunuyor. Husilerin bu ilerleyişi, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Yemen'deki etkinliğinin azaldığına işaret ediyor.
Görüşmenin detayları hakkında resmi bir açıklama yapılmadı; ancak CENTCOM'dan yapılan kısa bir açıklamada, "bölgesel güvenlik konularının ve ortak çıkarların ele alındığı" belirtildi. Suudi Arabistan resmi ajansı SPA ise görüşmeyi "ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler" çerçevesinde duyurdu. Görüşmenin düşük profilli olması, Suudi Arabistan'ın Husilerle yürüttüğü dolaylı müzakereler ve İran ile normalleşme süreciyle ilişkilendiriliyor.
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, 2022'deki ateşkese rağmen tam anlamıyla sona ermedi. Husiler, ülkenin kuzey ve batısında geniş bir alanı kontrol ediyor. Son ilerleyişleri, Suudi Arabistan'ın güney sınırındaki güvenlik endişelerini artırdı. ABD ise Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarını engellemek için bölgede donanma varlığını güçlendirmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin stratejik su yolunu ele geçirmesi, yalnızca Yemen iç savaşını değil, aynı zamanda Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ticaretini de yakından ilgilendiriyor. Küresel ticaretin yaklaşık %12'si bu su yolundan geçiyor. Husilerin daha önce İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, birçok deniz taşımacılığı şirketinin rotasını değiştirmesine neden olmuştu. Son kazanımlar, bu tehdidin daha da artabileceği endişesini doğurdu.
ABD ve Suudi Arabistan arasındaki askeri işbirliği, İran'ın bölgedeki etkisine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Ancak Suudi Arabistan, son yıllarda Çin'in arabuluculuğuyla İran ile ilişkilerini yumuşatma yoluna gitti. Bu durum, ABD ile Suudi Arabistan arasında zaman zaman görüş ayrılıklarına yol açıyor. CENTCOM komutanının ziyareti, bu hassas dengede ABD'nin Suudi Arabistan'a verdiği önemi gösteriyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizi de yakından takip ediyor. BM'ye göre, ülkedeki iç savaş milyonlarca insanı yerinden etti ve insani yardıma muhtaç durumda. Husilerin ilerleyişi, yardım koridorlarını da tehdit edebilir. ABD ve Suudi Arabistan'ın askeri önlemlerinin yanı sıra siyasi bir çözüm arayışını da sürdürmesi gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizine doğrudan taraf olmasa da, Kızıldeniz'deki istikrarsızlık Türkiye'nin deniz ticaret yolları ve bölgesel güvenlik çıkarlarını etkiliyor. Husilerin su yolu kontrolü, Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa'ya giden Türk ihraç ürünleri için risk oluşturuyor. Ayrıca Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu görüşme, Türkiye'nin bölgesel denklemdeki konumunu yeniden değerlendirmesini gerektirebilir. Türkiye, hem ABD hem de Körfez ülkeleriyle dengeli bir politika izleyerek, Yemen'deki krizin çözümüne yönelik diplomatik çabalara katkı sağlayabilir.