ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik hava saldırılarının 11. gecesini tamamladığını açıkladı. Operasyon kapsamında İran'ın askeri altyapısına ait olduğu belirtilen çok sayıda hedef vuruldu. CENTCOM'dan yapılan yazılı açıklamada, saldırıların İran'ın bölgedeki vekil güçlerine yönelik olduğu ve ABD güçlerine yönelik tehditleri bertaraf etmeyi amaçladığı ifade edildi. Açıklamada ayrıca, operasyonların uluslararası hukuka uygun şekilde yürütüldüğü ve sivil kayıpların en aza indirilmesi için azami hassasiyet gösterildiği vurgulandı. Saldırıların başlamasından bu yana İran'dan resmi bir açıklama gelmezken, bölgedeki gerginliğin tırmanmasından endişe ediliyor.
Saldırıların Arka Planı ve Kapsamı
CENTCOM'un başlattığı hava harekatı, İran destekli grupların Irak ve Suriye'deki ABD askeri üslerine yönelik artan saldırılarına misilleme olarak değerlendiriliyor. Özellikle son haftalarda İran'a yakın milislerin ABD hedeflerine yönelik insansız hava aracı ve roket saldırılarını yoğunlaştırması, Washington yönetimini askeri müdahaleye sevk etti. Pentagon yetkilileri, hava saldırılarında İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait komuta merkezleri, mühimmat depoları ve lojistik tesislerinin hedef alındığını belirtti. Operasyonlarda B-1, F-15 ve F-16 savaş uçaklarının kullanıldığı, ayrıca Tomahawk seyir füzelerinin de ateşlendiği bildirildi. CENTCOM Komutanı Orgeneral Michael Kurilla, yaptığı açıklamada, “Bu saldırılar, İran'ın bölgedeki saldırgan eylemlerine karşı koyma ve ABD personelinin güvenliğini sağlama kararlılığımızı göstermektedir” ifadelerini kullandı. Saldırıların süresine ilişkin herhangi bir takvim verilmezken, operasyonların gerektiği kadar devam edeceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin İran'a yönelik bu kapsamlı hava harekatı, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da sarsma potansiyeli taşıyor. İran yönetiminin doğrudan bir askeri yanıt vermekten kaçındığı, ancak vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapabileceği değerlendiriliyor. Bu durum, başta Irak ve Suriye olmak üzere bölge ülkelerinde istikrarsızlığı derinleştirebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin İran'a karşı sert tutumunu desteklemekle birlikte, topraklarının çatışma alanına dönüşmesinden endişe ediyor. Öte yandan Rusya ve Çin, tarafları itidal çağrısında bulunarak diplomatik çözüm arayışlarını desteklediklerini açıkladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde ise henüz bir karar tasarısı gündeme gelmiş değil. Enerji piyasalarında hareketlilik yaşanırken, petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde yükseldi. Uzmanlar, çatışmanın büyümesi halinde İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinin küresel petrol arzını ciddi şekilde etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Analistler, ABD'nin İran'ı zayıflatma stratejisinin uzun vadede bölgesel güç dengelerini kalıcı olarak değiştirebileceğini öne sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları, Türkiye'nin güney sınırlarındaki güvenlik ortamını doğrudan etkileyebilecek bir gelişmedir. İran ile komşu olan Türkiye, olası bir sığınmacı akını ve sınır güvenliği riskleriyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ve Irak üzerinden gelen doğalgaz ve petrol hatlarının güvenliği tehlikeye girebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD ile hem de bölgesel komşusu İran ile dengeli bir politika izlemeye çalışırken, bu gelişme Ankara'yı diplomatik açıdan zorlayabilir. Bölgede artan gerilimin, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki askeri varlığına yönelik riskleri artırması olasıdır. Öte yandan, ABD'nin İran'a yönelik askeri baskısı, Türkiye'nin İran ile rekabet halinde olduğu sahalarda (örneğin Suriye ve Kafkasya) dolaylı olarak elini güçlendirebilir. Ancak genel olarak Ankara, çatışmanın yayılmasını istememekte ve diplomatik çözüm çağrılarını sürdürmektedir.