ABD'de açıklanan çekirdek Tüketici Fiyat Endeksi (CPI) verisinin beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi, Federal Reserve'ün (Fed) para politikasını sıkılaştırmak için yeterli gerekçeye sahip olduğu yorumlarına yol açtı. Gıda ve enerji fiyatlarını dışlayan çekirdek enflasyon, aylık bazda yüzde 0,3 artışla tahminleri aşarken, yıllık bazda yüzde 3,8 seviyesinde gerçekleşti. Veri, enflasyonda süregelen düşüş eğiliminin yavaşladığına işaret ediyor ve Fed'in gelecek hafta yapacağı toplantıda faiz artırımı seçeneğini masada tutmasını sağlıyor.
Enflasyon Verisinin Ayrıntıları
Çekirdek CPI'daki aylık yüzde 0,3'lük artış, piyasa beklentisi olan yüzde 0,2'nin üzerinde geldi. Yıllık çekirdek enflasyon ise yüzde 3,8 ile bir önceki ayın yüzde 3,7'lik seviyesinden hafifçe yükseldi. Bu, son aylarda görülen dezenflasyon sürecinin artık ivme kaybettiği sinyalini veriyor. Manşet enflasyon ise enerji fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle yüzde 3,1'e geriledi; ancak Fed yetkilileri kararlarında çekirdek göstergelere daha fazla ağırlık veriyor.
Detaylara bakıldığında, hizmet sektörü enflasyonunun katı seyrettiği görülüyor. Barınma maliyetleri aylık yüzde 0,4 artışla ana itici güç olmayı sürdürdü. Ulaştırma hizmetleri ve sağlık hizmetleri kalemlerinde de kayda değer artışlar yaşandı. Öte yandan, kullanılmış araç fiyatları ve bazı mal kalemlerindeki düşüşler enflasyonu bir miktar dengeledi. Ancak bu olumlu etki, hizmet enflasyonundaki katılık nedeniyle sınırlı kaldı.
Fed'in tercih ettiği enflasyon göstergesi olan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksi de benzer bir eğilim izliyor. Çekirdek PCE'nin yıllık bazda yüzde 2,8 civarında seyrettiği tahmin ediliyor; bu da Fed'in yüzde 2 hedefinin oldukça üzerinde. Enflasyonun hedefe dönüşü için gereken son milin zorlu geçeceği anlaşılıyor.
Fed'in Politika Alanı ve Piyasa Tepkisi
Verinin ardından finansal piyasalarda dalgalanma arttı. ABD 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,60'ın üzerine çıkarak son bir ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar endeksi (DXY) yüzde 0,5 değer kazanırken, altın fiyatları ons başına 2.320 doların altına geriledi. Hisse senedi piyasalarında ise satıcılı bir seyir izlendi; S&P 500 endeksi günü yüzde 0,8 düşüşle kapattı. Piyasa fiyatlamalarına göre, Fed'in gelecek hafta faiz artırma olasılığı yüzde 35'e yükseldi; bir hafta önce bu oran yüzde 20 civarındaydı.
Fed Başkanı Jerome Powell, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, enflasyonun hedefe düşüşü konusunda daha fazla güvenceye ihtiyaç duyduklarını belirtmişti. Bu veri, Powell'ın temkinli duruşunu destekler nitelikte. Fed'in faiz kararına ilişkin iletişiminde "veri odaklı" vurgusunu sürdürmesi bekleniyor. Öte yandan, bazı Fed yetkilileri, para politikasının yeterince sıkı olduğunu ve ek artırımın gereksiz olabileceğini savunuyor. Ancak çekirdek enflasyondaki katılık, güvercin kanadın elini zayıflatıyor.
Fed'in bilanço küçültme programı da devam ediyor. Aylık 95 milyar dolarlık tahvil ve mortgage-backed securities (MBS) azaltımı sürerken, piyasalarda likidite koşulları sıkılaşıyor. Bu da dolaylı olarak faiz üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor.
Küresel Yansımalar ve Gelişmekte Olan Piyasalar
ABD'deki sıkılaşma beklentisi, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Türk lirası da bu hafta dolar karşısında değer kaybederek 32,50 seviyesinin üzerine çıktı. Yüksek dış borç ve cari açık nedeniyle kırılgan beşli içinde yer alan Türkiye, Fed'in sıkılaşma adımlarından olumsuz etkilenebilir. Öte yandan, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) gibi diğer büyük merkez bankaları da benzer bir ikilemle karşı karşıya. ECB, enflasyondaki düşüşe rağmen hizmet enflasyonundaki katılık nedeniyle faiz indiriminde aceleci davranmıyor.
Küresel ticaret hacmi üzerindeki aşağı yönlü riskler, emtia fiyatlarını da etkiliyor. Petrol fiyatları, zayıf talep beklentileri ve güçlü dolar nedeniyle varil başına 78 dolar civarında seyrediyor. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için kısa vadede olumlu olsa da, küresel büyüme endişelerini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD çekirdek enflasyonunun beklentilerin üzerinde gelmesi ve Fed'in sıkılaşma kapısını aralaması, Türkiye ekonomisi için önemli sonuçlar doğuruyor. Küresel finansal koşulların sıkılaşması, Türkiye'nin dış finansman maliyetlerini artırarak cari açık ve dış borç çevrimi üzerinde baskı oluşturabilir. TL üzerindeki değer kaybı baskısı sürerken, Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikası da dış koşullardan etkilenebilir. Öte yandan, güçlü dolar, ihracatçı sektörler için kısa vadede rekabet avantajı sağlasa da, ithalat maliyetlerini yükselterek enflasyonu körükleyebilir. Türkiye'nin enflasyonla mücadelesinde Fed'in adımları belirleyici bir dış faktör olmaya devam edecek.